📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nöronlar, birlikte sinyaller gönderdikleri ve yüklü elementlerin alışverişini yapmaya başladıkları zaman, elektromanyetik alanlar üretir ve bu alanlar bizim, beyin taramalarında ölçebildiğimiz şeylerdir (bir elektroensefalograf ya da EEG gibi).
İnsanlar ölçülebilir birkaç beyin frekansına sahiptir ve daha
yavaş beyin dalgalarındayken bizler, bilinçaltı zihnin içsel
dünyalarının derinliklerine daha kolay inebiliriz. Beyin dalgaları en yavaşından en hızlısına doğru şöyle adlandırılırlar:
delta (derin ve onana uyku hali, tamamen bilirıçdışı hal), teta
(derin uykuyla uyanıklık hali arasındaki bir alaca karanlık
kuşağı), alfa (yaratıcı, görselleştirici hal), beta (bilinçli düşünceler) ve gama (bilincin yoğunlaşmış halleri).
Beta, güncel uyanık halimizdir. Beta halindeyken, düşünen
beyin ya da neokorteks, gelen bütün duyusal verileri işler,
dış ve iç dünyalarımız, arasında anlam yaratır. Beta, meditasyon için en iyi hal değildir çünkü beta halindeyken dış dünyamız, iç dünyamızdan daha gerçek görünür. Beyin, dalga desenlerinin şu üç seviyesi beta-dalga spektrumunu oluşturur: düşük-aralıklı beta (bir kitabı okumak gibi zamanlarda görülen rahat, ilgili bir dikkatin olduğu hal), orta-aralıklı beta(öğrenme ve anımsama işlerinde olduğu gibi, beden dışındaki uyarıcılara odaklanmış dikkat hali) ve yüksek-aralıklı beta (stres kimyasalları üretildiğinde görülen yoğun odaklı ve kriz modundaki dikkat hali). Beta beyin dalgaları ne kadar yüksek olursa işletim
sistemimize erişimimizden o kadar uzaklaşmış oluruz.
Günlerimizin çoğunda beta ve alfa halleri arasında gider geliriz. Alfa bizim gevşeme halimizdir. Orada dış dünyaya daha
az dikkat kesilir ve içsel dünyamıza fazla eğiliriz. Alfa halinde
olduğumuzda meditasyon halindeyizdir; buna hayal kurma ya
da gündüz düşü
biri size bedeninizin esiri olduğunuzu (çünkü o şimdi zihniniz olmuştur), çevrenizin şartlarına kısılıp kaldığınızı (çünkü belli bir zaman ve yerde deneyimlediğiniz insanlar ve şeyler şimdi nasıl hissedip düşündüğünüzü belirlemektedir) ve zamanda kaybolmuş olduğunuzu (geçmişte yaşadığınız ve aynı geleceği beklediğiniz için, beden ve zihniniz asla anın içinde olamadığından) söyleyebilir. O halde, şimdiki varlık halinizi değiştirmek için şu üç unsurdan daha büyük olmanız gerekir: bedeniniz, çevreniz ve zaman.