Yusuf Ramazan Çakıl

Nizamü’l-Mülk, hikâyelerinden maksadının bunlardan ibret almak olduğunu bizzat kendisi izah ederek hükümdarın vasıflarıyla ilgili şunları söyler: “Yoksa kitabımızın maksadı masal anlatmak değildir. Gayemiz müreffeh çağlar çatıp işlerin istikrarlı olmasının alameti iyi bir hükümdarın zuhur edip bozguncuları tepelemesi, görüşlerinin ayniyle sabit olması, vezir ve pîşkârânının iyi ve asil olmaları, işi ehline vermeleri, iki meşguliyeti aynı kişiye, bir işi iki ayrı şahsa tevdi etmemeleri, sapkın mezheplilerle mücadele edip temiz mezheplileri terfi etmeleri, zalimlere karşı sert olmaları, yolları güvenli hale getirmeleri, askerlerinin ve riayetinin kendisinden korkmaları, sipah-sâlârlığı yeni yetme toy delikanlılara değil tecrübeli ihtiyarlara emanet etmeleri, kişiyi altın sahibi değil hüner sahibi olduğu için tutmaları, dünya menfaati için dinlerini satmamaları, her şeyi usulünce icra etmeleri, din ve dünya işlerinin uyumlu yürümesi için herkesi liyakatlerince istihdam etmeleri, herkese yeterliliği ölçüsünce iş buyurmaları, buna mugayir hareket ettiğinde hükümdarın müsaade etmemesi ve tıpkı kadim zamanlardaki gibi işleri adalet dengesi ve idare kılıcıyla tanzim etmektir.”
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·256 syf.·
2024 15. kitabı
Adil Maviş
7.2/10 · 150 okunma
Okumak, herkes için yeteneklerin çizmiş olduğu çerçeveyi doldurma aracıdır. Bu şekilde herkes mesleği için gerekli olan malzeme ve araca, daha yüksek hedeflere ulaşma yolunda basamak görevi görür. Düşünmenin ikinci hedefiyse içinde yaşadığımız dünya hakkında genel kanaat sahibi olmaktır. Fakat bu değerlendirmelerin hedefi kitapların hafızalarda bıraktığı izler değil, bu bilgilerin mozaik taşı gibi asıl yerlerine yerleşerek okuyanın kafa- sında dünya olayları hakkında bir taslak oluşturmasını sağlamasıdır. Aksi halde bu bilgiler karmakarışık, değerden yoksun bir kavramlar yığınından ibaret kalır. Her ne kadar talihsiz okuyucusuna bir gurur duygusu verirse de bu hiçbir işe yaramaz. Çünkü böyle bir kişi kendisini ciddi biçimde bilgi sahibi sanarak hayatı anlayıp pek çok şey bildiğine inanır. Oysa böylesi bir eğitim yoğunluğu onu gerçeklerden bir parça daha uzaklaştırır. Bu kimselerin çoğunun hayatı ise ya bir sanatoryumda yahut politika sahnesinde son bulur.
yumuşadık ve üstünlüğümüzü kaybettik.
Biz Caladan'lıyız; orası insan türü için cennet gibi bir dünyaydı. Caladan’da fiziksel ya da zihinsel bir cennet inşa etmeye hiç gerek yoktu; dört bir yanımızda gerçekliği görebiliyorduk. Ve ödediğimiz bedel insanların yaşamlarında bir cennete sahip olmak için her zaman ödedikleri bedeldi; yumuşadık ve üstünlüğümüzü kaybettik. - Prenses Irulan'ın yazdığı "Muad'Dib:Sohbetler"den
Alıntı