İçimdeki Kadın Hiç Dokunulmamış Olarak Kalır
10/10
·272 syf.·
2025 68. kitabı
Bu bir kitap incelemesi değil. Bu, John Fowles’un “Koleksiyoncu”sunda Miranda’nın mahzende fısıldadığı o çığlığı, şimdi burada; 1k'da tüm kadınların ve tüm erkeklerin kulaklarına ulaştırma çabasıdır. Çünkü anladık ki, hapis bazen demir parmaklıklar ardı değil, bazen “aile” adı altında örülmüş duvarlar, “sevgi” maskesi takmış sahiplikler, “normal” denen o amansız kalıplardır. İlk alıntı, bir manifesto gibi çıkıyor karşımıza: “Kadının gücü! Hiç bu kadar gizemli bir güçle dolu olduğumu hissetmemiştim.” Miranda, bedensel zayıflığın ve çaresizliğin ortasında, erkeğinin fiziksel acımasızlığına dayanabilen, içinde dokunulmaz bir öz barındıran bir gücü keşfeder. Peki ya bu ‘dokunulmaz öz’, her gün küçük küçük ihanetlerle, aşağılanmalarla, görmezden gelinmelerle kemirilirse? O zaman ikinci cümle devreye girer: “Onu asla iyileştiremem. Çünkü hastalığı benim.” İşte kadının trajedisi burada yatar: Onu inciten, hasta eden, kendi varlığıdır; seçtiği, boyun eğdiği, “belki düzelir” umuduyla katlandığı. Zulmün kaynağı dışarıda değil, artık içeridedir. Onu iyileştiremezsiniz, çünkü ‘hastalık’, hayatının merkezine yerleşmiş erkeğin ta kendisi olmuştur. Bu, kaçınılmaz olarak üçüncü sahneyi doğurur: “Hınç dolu erkekler ve yaralı kadınlar.” Bu, sadece bir kitap cümlesi değil, evlerimizin, ilişkilerimizin gizli gerçeğidir. Gücü elinde tutamayanın, anlayamayanın, sevemeyenin doluştuğu kin… ve o kinin sivri uçlarıyla her gün biraz daha kanayan, yaraları sarmak yerine onları saklamaya mahkum edilen kadınlar. Peki bu durumda ne yapmalı? Miranda’nın dördüncü çıkışı, bir direnişe dönüşür: “Ben ahlaklı biriyim. Ahlaklı olmaktan da utanç duymuyorum. Caliban’ın
1000Kitap
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
6/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 02:06
Bu kitap, adını ilk duyduğumda bile bir çelişki hissi yaratmıştı. “Ölmek istiyorum” gibi ağır bir cümlenin, “ama tteokbokki yemek istiyorum” kadar sıradan bir arzuyla yan yana gelmesi, aslında hayatın kendisini anlatıyor. Çünkü çoğu zaman tam da böyleyiz — her şeyden bıkmış, ama yine de yaşamak için küçük bir sebep arayan insanlar. Baek Sehee, kendi depresyon sürecini saklamadan, süslemeye çalışmadan anlatıyor. Psikiyatristiyle yaptığı gerçek terapi konuşmaları, bir kitap sayfasından çok bir iç döküş gibi. Okurken yazarın yerine geçip kendi iç sesinle yüzleşiyorsun; “Ben de böyle hissettim” dediğin cümleler birden çoğalıyor. Kitabın en çarpıcı yanı ise umudu büyük laflarda değil, küçük şeylerde bulması. Bir yemeğin kokusunda, bir gün ışığında, ya da sessiz bir yürüyüşte… Yazarın duygusal iniş çıkışları seni yormuyor, aksine insana iyi geliyor; çünkü en karanlık yerinde bile bir sıcaklık, bir “yaşamak isteği” kalıyor. Bence bu kitap, depresyonu anlatan bir metinden çok, “nasıl insan olunur”un sessiz bir rehberi. Kırılgan olmanın, yorgun hissetmenin utanılacak bir şey olmadığını gösteriyor. Ve belki de en güzel yanı: Hayatta kalmanın bazen yalnızca bir tabak tteokbokki istemek kadar basit olabileceğini hatırlatıyor.
1K
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·408 syf.··
Beğendi
·
2025 156. kitabı
Merhaba kitap dostlarım. Daha önce kalemiyle tanışmadığım Umut Hanım 'ın son kitabı ve yazma sürecine veda ettiğibi belirttiği kitabıyla geldim. Sana Ben Lazım, bir bakıma güçlü kadın hikayesi olmasının yanında kadın dayanışması ve nefretten aşka hikayesini sunuyor. . Nazan... Hayata küçük yaşlarda annesiz ve babasız devam etmek zorunda kalan, sevgiye aç, anlaşılmaya muhtaç; şimdilerde gençlik yılları geride kalmış, iki mutsuz evliliğin ardından kadınların birbirinden güç alarak ayaklarının yere daha sağlam basacağına inanan Nazan. İzmir'de bir kulüp işletir. Bu kulüpte sadece kadınlar vardır. Kadınlar, Nazan ablalarına gelir ve hayal kırıklıklarını, terk edilmelerini , evlilikteki sorunlarını, boşanma isteklerini anlatır. Orada vakit geçiren kadınlar birbirlerine destek olurlar, bir nevi terapi. Çektiği onca çilenin ardından güçlü kadın imajı sergileyen Nazan, argo konuşan,erkeklere inanmayan biridir. Ta ki kalbini başlarda nefret ettiğini düşündüğü eski özel harekatçı İlhan 'a kaptırana kadar. Nazan ve İlhan bilmeden birbirlerine yara bandı olurlar. Nazan etrafında diğer kadınlar Müjgan, Muro, Beto, Zuhal... Onlar sadece kitapta okuduklarımız. Aslında anlaşılmayı, duyulmayı bekleyen onlarca kız çocuğunun sesi var her kadının içinde. Belki de sevmeyi bilemediğinden dikenlerini batırıyor nice kadın Nazan gibi. Duyulsun istiyor istekleri, hayalleri. Kitabın mutlu sonla bitmesi beni de mutlu etti. Kitapta argo ifadeler ve yetişkin içerik bulunduğunu belirtmek isterim.
1K
Sana Ben LazımUmut Aydın · Düş Kurguları Yayınları · 202542 okunma
iyileşmek karar vermektir
Puan vermedi·632 syf.·
2025 46. kitabı
David Burns’un İyi Hissetmek kitabı, bilişsel davranışçı terapi temelleri (kişinin düşünce–duygu–davranış döngüsünü inceleyen, olumsuz ve işlevsiz düşünceleri fark edip bunların yerine daha gerçekçi ve sağlıklı bakış açıları geliştirmeyi hedefleyen bilimsel bir psikoterapi yöntemidir. Günümüzde depresyon, kaygı bozuklukları, panik atak, obsesif kompulsif bozukluk gibi birçok psikolojik sorun için en çok kullanılan ve etkinliği kanıtlanmış yaklaşımlardan biri) üzerinden depresyon, kaygı ve olumsuz düşünce kalıplarıyla baş etme yollarını anlatmayı hedefleyen bir kitap. Öncelikle, kitabın sonunda ilaç reçetelerine yer verilmesini yadırgadım. Psikolojik iyileşme sürecinde ilaçların yeri elbette olabilir fakat böyle bir kitapta reçetelerin verilmesi, kitabın genel yaklaşımıyla uyumsuz geldi ve bana fazla yüzeysel bir çözüm sunuyormuş hissi bıraktı. Zaten kitap reçetesi önceki basımlarında bulunmuyorken o haliyle daha iyiymiş dedirtti. Bununla beraber kitapta paylaşılan vakaların ele alınış biçimi beni ikna etmekte zorladı. Anlatımlar çoğu zaman sihirli bir değnek değmiş gibi hızla çözülmüş öyküler gibi ve derinlemesine incelenmeden, özetlenmiş bir şekilde sunulan bu örnekler, gerçek hayattaki psikolojik süreçlerin zorluğunu ve kapsamlı yapısını tam olarak yansıtmıyor oluşu kitabın inandırıcılığını zayıflatan bir neden oldu. Benim için İyi Hissetmek kitabı bir rehber özelliği taşısa da psikolojik süreçlerin gerçekliğini arayanlar için tatmin edici bir derinlik sunmayan bir kitap olarak kaldı. Keyifli okumalar dilerim.
1K
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 202415,5bin okunma
Feminizm Nedir BİLMEYEN Yazarın Feminizm Kasması Rezilliği
1/10
·424 syf.··
2025 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2025 13:43
Merhaba, ben Sülde. Her incelememde olduğu gibi bu incelememde de madde madde ve SPOILER aka SÜRPRİZ BOZAN vererek ilerleyeceğim. Kısa bir sürpriz bozansız inceleme yazmam gerekirse: Korkunç kötülükte, feminizm mesaj vermeyi kendine görev bilmiş yazarımızın feminizm nedir bilmeden yola çıktığı, bilmem kaç yıllık kadın direnişini kurduğu temelsiz dünya ve karakterler üzerinden iyileştirip eleştirmeye çalışırken kapasitesinin yetmemesinden mütevellit her şeyi mahvedişini okuyorsunuz. Karakterler tipleme, olaylar saçma, tepkiler saçma, kitapla ilgili güzel olan tek şey kapağı o da yazarın elinden çıkma değil. Anlatabildim umarım? Yaklaşık İKİ BUÇUK saatlik gömme podcastimi dinlemek için linke tıklayınız: youtube.com/watch?v=0iDbx2s... Kanal adım: benSülde Ayrıca başka kitap eleştirileri de mevcut. Şimdi asıl incelememize geçelim: 1) FEMİNİZM NEDİR? Oxford'dan alınan aynen tanım: XVIII. yüzyılda Fransa’da filozoflar ve kadın yazarlarca ortaya atılan ve savunulan, daha sonraki yüzyıllarda her toplumda yandaş bulan, kadının siyasal ve toplumsal haklar bakımından erkekle eşit olması gerektiğini öne süren ve bunu gerçekleştirmeye çalışan akım. Peki feminizim temelinde nedir? Kadının sosyal hayatında bir erkekle eşit haklara sahip olmasını hedefleyen ve bu haklara sahip olamayan kadınların elinden tutan, erkeklere biçilen toplumsal rolleri de eleştirmesiyle özünde erkek düşmanlığı değil "biz de erkekler gibi insanız" mesajıyla mühendis bir kadının mühendis bir erkekle aynı maaşı alması gerektiğini, kadının da miras hakkından faydalanması gerektiğini, kadının isterse çalışma isterse evde kalma hakkının saklı olması gerektiğini söyleyen, kadının her türlü isteğine SAHİP çıkan, kadını erkekten üstün ya da erkeği kadından aşağı GÖRMEYEN, bir kadının isterse bir
Buz KrallığıSena Nur Işık · İndigo Kitap · 2024369 okunma
Viktor V. Frankl İnsanın Anlam Arayışı
8/10
·155 syf.··
2025 39. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2025 19:29
Bu kitabı okurken hem duygulandım hem de derin derin düşündüm. Viktor Frankl, bir psikiyatrist olarak toplama kampında yaşadığı korkunç olayları anlatıyor ama bunu sadece bir hatıra olarak yapmıyor. Aksine, yaşadığı her şeyi bir anlam arayışıyla birleştiriyor. Kitabın en etkileyici yönü, ne yaşarsak yaşayalım, tutumumuzu seçme özgürlüğüne sahip olduğumuzu anlatmasıydı. Her şey elimizden alınsa bile, nasıl bir insan olacağımıza yine biz karar veririz. Bu düşünce beni çok etkiledi. İlk bölümde kamp hayatını anlatıyor. Zor, acı verici ama bir yandan da umut dolu. İkinci bölümde ise logoterapi dediği bir terapi yöntemini anlatıyor. Bu yöntemin temelinde şu fikir var: İnsan hayatta en çok anlam arar. Haz, başarı ya da güç değil… Anlam. Okurken kendi hayatımı düşündüm. Benim anlamım ne? Neye tutunuyorum? Kitap, bu soruları sormama vesile oldu. Herkesin hayatında zaman zaman yönünü kaybettiği anlar olur. İşte bu kitap, o zamanlarda insana yol gösteren türden. Anlam arayan herkese öneririm..
1K
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma