Merhaba değerli 1K okurları,
Adana 1K okuma grubu olarak, 15. buluşmamızı gerçekleştirdik.
Yine güzel bir sohbet ve tartışma havası içerisinde Arap edebiyatının önde gelen yazarlarından biri olan Amin MAALOUF’un, kendine has anlatımı ve akıcı diliyle bir kez daha kendisine hayran kaldığımız romanı “Tanios Kayası” nı inceledik. Toros dağları'nın eteğinden Mısır'ın efsane "Tanios Kayası" na uzanarak içsel bir yolculuk yaptık.
“Tanios-keşk “ ilki bir insan ismi, diğeri ise bir yemek. Ne gibi bir alaka olabilir ki aralarında diyor ilkin insan. Ama ilgisiz gibi görünen bu iki ismin arkasında Ortadoğu toplumunun yaşantısı, dönemin yönetim ve yaşam şekli, insanların birbirleri ile olan ilişkileri, şehvet düşkünlüğünün sebep olduğu ve ilerde iki intikam arasında; kanın ve küçümsenmenin intikamı arasında kalacak olan gayrimeşru bir çocuğun hikayesi var.
Kendini kolay ve hızlı okutan bir kitap oldu “Tanios Kayası”. Üzerinde tartışılacak konularla birlikte daha çok bizi bilgilendiren, toprak paylaşmalarının ve misyoner faaliyetlerinin sahne aldığı dönemi, Mehmet Ali Paşa'nın etkili olduğu Ortadoğu dönemini bize resmeden bir kitap oldu.
Peki ne konuştuk biz bu kitapla ilgili;
-Derebeylik yönetiminin insanı kendi malı gibi gören kibirli Şeyhlerini ve artık onların yaptıklarını normal karşılayan halkı eleştirerek başladık, “Bilge adamın sözü aydınlıkta akan su gibidir. Ama insanoğlu her çağda en karanlık mağaralardan fışkıran suyu içmeyi yeğlemiştir.” sözüyle insanımızın daima güzeli değil kötüyü seçtiğini, aklı değil bağnazlıkları seçtiğini tartıştık,
-Nadir’in “ Ayaklarından başına doğru çıkan düşünceler seni rahatlatır ve canlandırır, başından ayaklarına doğru inenler ise, cesaretini kırar ve sana ağırlık verir." sözüyle düşünceleri ayaktan başlayan Zorba’ya ve tabi ki