1kendinetarihci

Puan vermedi·250 syf.··
2026 12. kitabı
Okuduğum açık ara bence en iyi çizgi romandı tabii bu benim düşüncem Tiziano Sclavi tarafından yaratılan ve ilk kez 1986 yılında yayımlanan Dylan Dog, İtalyan çizgi roman ekolünün (Fumetti) dünya çapındaki en ikonik figürlerinden biri ve korku, gerilim, felsefe ile sürrealizmi harmanlayan devasa bir kült seridir. Eski bir Scotland Yard dedektifi olan ve Londra'da yaşayan Dylan Dog, kendisini "Kabarla Dedektifi" (L'Indagatore dell'Incubo) olarak tanımlar. Klasik polisiye kahramanlarının aksine o; zombiler, vampirler, kurt adamlar, hayaletler ve en önemlisi insanın karanlık zihninden doğan soyut kabuslarla ilgilenir. Fiziksel görünüşü ünlü aktör Rupert Everett'tan esinlenilen Dylan; sürekli aynı kıyafetleri giyen (kırmızı gömlek, siyah ceket, mavi kot), klarnet çalan, asansör fobisi olan ve mantığıyla değil sezgileriyle hareket eden melankolik bir karakterdir. En gerilimli anlarda bile yaptığı absürt esprilerle ortamı yumuşatan, ünlü komedyen Groucho Marx kopyası asistanı Groucho ve ona her zaman kol kanat geren eski şefi Müfettiş Bloch serinin sacayaklarını oluşturur. Siyah-beyaz çini mürekkebi tekniğinin doruk noktası olan çizimler, Londra’nın tekinsiz, sisli ve gotik atmosferini okuyucuya mükemmel bir görsellikle aktarır. Serinin felsefi temelini ve en güçlü alt metnini "Asıl canavar kim?" sorusu oluşturur. Hikayelerde karşılaşılan doğaüstü yaratıklar genellikle toplum tarafından dışlanmış, acı çeken varlıklarken; asıl vahşeti ve kötülüğü işleyenler modern toplum, hırslı bilim insanları ya da insanoğlunun ta kendisidir. Bolca sinema, gotik edebiyat ve varoluşçuluk referansları içeren yapısıyla Dylan Dog, sadece macera dolu bir korku çizgi romanı değildir; popüler kültürle entelektüel derinliği, rüya estetiğiyle toplumsal eleştiriyi birleştiren zamansız bir
Dylan DogTiziano Sclavi · Sergio Bonelli · 20001 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi
Richard Bach’ın 1970 yılında yayımlanan Martı Jonathan Livingston (Jonathan Livingston Seagull), hacmen küçük ancak taşıdığı anlam bakımından devasa olan, modern edebiyatın en popüler alegorik kült eserlerinden biridir. Roman, bir martının uçuş yolculuğu üzerinden insanın kendini gerçekleştirme, potansiyelini keşfetme, toplumsal dogmaları yıkma ve gerçek özgürlüğe ulaşma mücadelesini konu alır. Hikayenin kahramanı Jonathan Livingston, sürüdeki diğer tüm martıların aksine uçmayı sadece karın doyurmak için bir araç değil; bir sanat, bir tutku ve varoluşunun temel amacı olarak görür. Daha hızlı, daha yüksek ve daha kusursuz uçabilmek için gece gündüz tek başına denemeler yapar. Ancak onun bu sıradanlığı reddeden yapısı ve "farklılığı", statükoyu korumak isteyen gelenekçi sürü yönetimi tarafından martı geleneğine aykırı bulunarak "sürüden dışlanma" ile cezalandırılır. Bu dışlanma Jonathan için bir son değil; onun biyolojik ve zihinsel sınırları aşacağı, gerçek mükemmelliğe ve aydınlanmaya ulaşacağı tekamül yolculuğunun başlangıcı olur. Richard Bach; Doğu felsefesinin arınma ve bilgelik kavramları ile Batı felsefesinin varoluşçu (kendi kaderini tayin etme) akımını, bir çocuk masalı kadar duru, akıcı ve şiirsel bir dille harmanlamayı başarmıştır. Jonathan’ın bilginin zirvesine ulaştıktan sonra bencilce inzivaya çekilmek yerine, kendisini dışlayan sürüye geri dönüp zincirlerini kırmak isteyen diğer genç martılara (Martı Fletcher Lynd gibi) öğretmenlik yapması, eserin sevgi ve bilginin paylaşılması temalı mesajını pekiştirir. Özetle Martı Jonathan Livingston, sıradan bir hayatın sınırlarına hapsolmayı reddeden, anlayışıyla bakıp bildiklerinin ötesine geçmeye cesaret eden tüm özgür ruhların zamansız başyapıtıdır.
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,2bin okunma
Puan vermedi·552 syf.··
2026 8. kitabı
Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir’in kaleme aldığı Peygamberimin Sevdiği Müslüman, bir hadis aliminin derin akademik birikimi ile bir muallimin naif üslubunu buluşturan kıymetli bir ahlak ve şahsiyet rehberidir. Eser, İslamiyet'in şekilsel boyutundan ziyade onun ahlaki, insani ve kalbi özüne odaklanarak, "Hz. Muhammed'in (s.a.v.) muhabbetini ve takdirini kazanan bir Müslüman nasıl olmalıdır?" sorusunun cevabını arar. Yazar, kuru ve didaktik bir emir-yasak listesi sunmak yerine, tamamen sahih hadislerden yola çıkan bir "hadislerle şahsiyet inşası" yöntemi benimser. Kitabın kalbini; sözünde duran, komşusuna güven veren, ailesine merhametle yaklaşan ve gündelik hayatın her alanında nezaketini koruyan "güzel ahlaklı insan" modeli oluşturur. Kandemir, sıklıkla karşılaşılan zorlaştırıcı veya ürkütücü dinsel söylemlerin aksine, Peygamberimizin "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz" düsturunu merkeze alır; gösterişten uzak, ihlasla ve az da olsa sürekli yapılan amellerin değerini vurgular. Mehmet Yaşar Kandemir’in uzmanlığı sayesinde kitap, hurafelerden uzak, güvenilir ve sağlam bir kaynak zeminine oturur. Derin mevzuları su gibi akan, samimi, kucaklayıcı ve incitmeyen bir öğretmen edasıyla aktarması ise eseri her yaştan okur için son derece anlaşılır kılar. Özetle Peygamberimin Sevdiği Müslüman, dindarlığın sadece ibadet ritüellerinden ibaret olmadığını; asıl dindarlığın adalet, dürüstlük ve şefkatle toplum içinde yaşanması gerektiğini anlatan, modern çağda ruhunu inceltmek isteyen herkes için rehber niteliğinde bir başucu kitabıdır.
Peygamberimin Sevdiği MüslümanMehmet Yaşar Kandemir · Tahlil Yayınları · 2000529 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 6. kitabı
Victor Hugo’nun 1829 yılında yayımlanan Bir İdam Mahkumunun Son Günü (Le Dernier Jour d'un Condamné), dünya edebiyatında idam cezasına karşı yazılmış en güçlü, en sarsıcı ve en etkili siyasi/hukuki manifestolardan biridir. Eser, işlediği suçun ne olduğunu bilmediğimiz bir mahkumun, Bicêtre Hapishanesi’nde infaz edilmeyi beklerken geçirdiği son altı haftayı ve özellikle son saatlerindeki psikolojik buhranını kendi tuttuğu günlük üzerinden konu alır. Victor Hugo, okuyucunun suça odaklanıp karakteri yargılamasını engellemek adına mahkumun ismini, yaşını ve suçunu kasıtlı olarak gizlemiştir; böylece dikkatleri doğrudan "insan hayatının devlet eliyle sonlandırılması" gerçeğine çeker. Roman, soğukkanlılıkla işlenen bu cezanın bir adalet değil vahşet olduğunu savunurken, geride kalan masum aileyi (mahkumun küçük kızı Marie gibi) de cezalandıran toplumsal bir yıkım olduğunu gösterir. Hugo, infazı adeta bir panayır eğlencesi gibi izlemeye gelen kalabalıklar üzerinden toplumun vicdani duyarsızlığını ve barbarlığını çok sert bir dille eleştirir. Edebiyat tarihinde iç monolog tekniğinin ilk harika örneklerinden biri kabul edilen bu eser, mahkumun ölüm fikri karşısındaki çaresizliğini, korkusunu ve parmaklıklar ardındaki ruhsal anatomisini okuyucuya iliklerine kadar hissettirir. Özetle Bir İdam Mahkumunun Son Günü, suçlunun kimliğinden bağımsız olarak yaşam hakkının kutsallığını ve insan onurunu savunan, giyotinin gölgesinde yazılmış zamansız bir başyapıttır.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,7bin okunma
Puan vermedi·624 syf.··
2026 13. kitabı
Kutsal kitaplar bizler için değerli ve önem arz ediyor ivedilikle okunmalıdır din,dil, ırk,mezhep fark etmez 4 büyük kitapta bizler için değerlidir.Kur’an-ı Kerim hakkında söyleyebileceğim çok şey var ama herkesin okuduktan sonra hissettiği duygu ve düşünceler farklıdır çünkü bir din ve onun inanışına ait bir kitaptır bu yüzden herkesin okumasını tavsiye ederim hem arapçasını hem de meal ve tefsirini bu yüzden fazla detaya girmek istemiyorum
Kur'an'ı KerimKolektif · Seda Yayınları · 20132,990 okunma