kerimbooks

kerimbooks
@1kerimov
Sessizlikte okunan kitaplar konuşur
felsefe
319 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·128 syf.··
2026 42. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 09:47
Bazı kitaplar vardır, okurken sadece metni değil, kendi inançlarını, değerlerini ve sınırlarını da sorgulamaya başlarsın. Korku ve Titreme tam olarak böyle bir eser. Kierkegaard bu kısa ama yoğun kitabında, Hz. İbrahim'in oğlunu kurban etmeye götürme hikâyesi üzerinden insanın inançla olan ilişkisini ele alıyor. Ancak burada amaç dini bir anlatıyı tekrar etmek değil; aklın, ahlakın ve bireysel inancın çatıştığı noktaları göstermek. İbrahim'in yaşadığı ikilemi incelerken okuyucuya şu soruyu yöneltiyor: Bir insan, evrensel ahlak kurallarının ötesine geçerek yalnızca inancına dayanabilir mi? Kitap boyunca Kierkegaard'ın geliştirdiği iman şövalyesi kavramı dikkat çekiyor. Ona göre gerçek inanç, kesinlikten değil belirsizlikten doğar. İnsan tam da anlam veremediği yerde bir sıçrayış yapar ve bu sıçrayış beraberinde korkuyu, kaygıyı ve titremeyi getirir. Bu yüzden eser, yalnızca dini bir metin değil; aynı zamanda insanın varoluşsal yalnızlığı üzerine güçlü bir düşünce denemesidir. Korku ve Titreme, kolay okunan bir kitap değil. Zaman zaman tekrar eden anlatımı ve yoğun felsefi dili sabır istiyor. Ancak satır aralarında dolaştıkça Kierkegaard'ın neden varoluşçuluğun öncülerinden biri olarak kabul edildiğini daha iyi anlıyorsunuz. İnanç, özgürlük, birey ve ahlak üzerine düşünmeyi sevenler için sarsıcı ve ufuk açıcı bir okuma.
1000Kitap
Korku ve TitremeSoren Kierkegaard · Say Yayınları · 20172,256 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·240 syf.··
2026 41. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 00:00
Bazı kitaplar yalnızca yaşadığımız dünyayı açıklamaz; onun görünmeyen mekanizmalarını da açığa çıkarır. Gösteri Toplumu tam olarak böyle bir eser. Guy Debord, modern toplumda insanların gerçek deneyimlerden giderek uzaklaştığını, yaşamın yerini görüntülerin, temsillerin ve tüketim kültürünün aldığını ileri sürüyor. Ona göre artık insanlar dünyayı doğrudan yaşamak yerine, kendilerine sunulan imgeler aracılığıyla deneyimliyor. Debord'un gösteri kavramı yalnızca televizyonu ya da reklamları ifade etmiyor; sosyal ilişkilerden siyasete, tüketim alışkanlıklarından gündelik yaşama kadar her alanı kuşatan bir sistemi anlatıyor. İnsanların sahip oldukları şeylerle, hatta zaman zaman oldukları kişilerle bile değil; sergiledikleri ve görünür kıldıkları kimliklerle değerlendirildiği bir dünyayı eleştiriyor. Kitabı okurken özellikle günümüz sosyal medya çağını düşünmemek neredeyse imkânsız. 1967 yılında kaleme alınmış olmasına rağmen, takipçi sayılarının, görünürlüğün ve dijital imajların bu kadar belirleyici olduğu bir dönemi adeta önceden görmüş gibi. Bu yönüyle eser, yalnızca bir toplum eleştirisi değil; aynı zamanda modern insanın kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkinin de sorgulanması. Kolay okunan bir kitap değil; aforizma benzeri yoğun cümleleri ve teorik dili nedeniyle dikkatli bir okuma talep ediyor. Ancak sabır gösterildiğinde, okura yaşadığı çağın dinamiklerini farklı bir gözle değerlendirme imkânı sunuyor. Gösteri Toplumu, tüketim kültürü, medya eleştirisi ve modern yaşamın görünmez yönleri üzerine düşünmek isteyen herkes için hâlâ güncelliğini koruyan, sarsıcı ve ufuk açıcı bir klasik.
1000Kitap
Gösteri ToplumuGuy Debord · Ayrıntı Yayınları · 20211,184 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 16:25
Psikolog Olmayanlar İçin Psikoloji, psikolojiyi yalnızca teoriler üzerinden anlatmayan; insanın modern dünyadaki yalnızlığını, mutsuzluğunu ve içsel çatışmalarını sorgulayan oldukça etkileyici bir kitap. Fromm özellikle “Toplumumuzdaki Bolluk ve Bıkkınlık”, “Modern Can Sıkıntısı” ve “Yapay İhtiyaçlar” bölümlerinde günümüz insanının neden sürekli bir tatminsizlik içinde yaşadığını çok güçlü bir şekilde anlatıyor. İnsanların tüketerek mutlu olmaya çalışmasını, ama buna rağmen içlerindeki boşluğu dolduramamalarını yıllar öncesinden bu kadar doğru analiz etmesi gerçekten etkileyici. Kitapta Freud’un temel kavramlarına ve psikanalizin gelişimine de değiniliyor. Ancak Fromm’un farkı, insanı sadece bilinçaltıyla açıklamaması. Ona göre insan; yaşadığı toplumun, düzenin ve çağın da bir yansıması. Bu yüzden kitap yalnızca psikoloji değil, aynı zamanda sosyoloji ve felsefe okumaları da içeriyor. “Saldırganlığın Kökenleri” ve “Hitler Kimdi?” gibi bölümler ise insan davranışlarının toplumsal yönünü daha derin düşünmeye itiyor. Kitabın belki de en güçlü tarafı insanı rahatsız eden bir dürüstlüğe sahip olması. Çünkü Fromm çoğu yerde insanın kendinden kaçışını yüzüne vuruyor. Sevgi eksikliğini, yalnızlaşmayı, sahte mutlulukları ve insanların kendilerini sürekli oyalayarak gerçek sorunlardan kaçmasını çok sade ama etkili bir dille anlatıyor. Bu yüzden kitap bittikten sonra geriye yalnızca bilgiler değil, uzun süre düşünülecek sorular kalıyor. Bu kitap bana göre sadece psikoloji öğrenmek için okunacak bir eser değil. İnsanı, toplumu ve modern hayatın görünmeyen taraflarını anlamak isteyen herkesin altını çize çize okuyacağı bir kitap. Bazı satırlar insanın zihnine değil, doğrudan hayatına dokunuyor. En sevdiğim tarafı ise kitabın dili oldu. Ağır bir akademik anlatım yerine sade ama
1000Kitap
Psikolog Olmayanlar İçin PsikolojiErich Fromm · Say Yayınları · 2024109 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 39. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Bir insanın gerçekten özgür olup olmadığını ne belirler? Yasalar mı, toplum mu, yoksa kendi vicdanı mı? Sivil İtaatsizlik tam da bu soruların merkezinde duran, yıllar önce yazılmasına rağmen bugün bile gücünü kaybetmeyen bir metin. Thoreau’nun düşünceleri yalnızca politik bir eleştiri değil; aynı zamanda bireyin kendi ahlaki duruşunu sorgulamasına neden olan bir çağrı niteliğinde. Kitabı okurken en etkileyici şeylerden biri, yazarın doğru ile itaat kavramlarını birbirinden ayırış biçimiydi. Çünkü bazen düzenin bir parçası olmak, sessizce yanlışın devam etmesine izin vermek anlamına geliyor. Thoreau ise insanın çoğunluğa değil, önce kendi vicdanına karşı sorumlu olduğunu savunuyor. Bu yönüyle kitap, yalnızca okunup geçilecek bir eser değil; satır aralarında sürekli düşündüren bir yüzleşme. Dili oldukça sade olmasına rağmen içerdiği fikirler ağır ve yoğun. Bazı cümleler öyle güçlü ki, kitabı bırakıp birkaç dakika düşünmek istiyorsunuz. Özellikle bireyin sistem karşısındaki yalnızlığı ve buna rağmen kendi doğrularını savunabilme cesareti, kitabın en çarpıcı taraflarından biriydi benim için.
1000Kitap
Sivil İtaatsizlikHenry David Thoreau · İthaki Yayınları · 20192,891 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 00:43
Bazen hayatın içinde değil de biraz kenarında durmak istersin. Gürültüden, beklentilerden, sürekli bir şey olma baskısından uzaklaşıp sadece var olmak… ya da belki hiç var olmamayı denemek. Uyuyan Adam tam olarak bu hissin romanı. Perec, bu kitapta klasik bir hikâye anlatmıyor. Ne sürükleyici olaylar ne de büyük kırılma anları var. Bunun yerine, bir gencin dünyayla bağını yavaş yavaş koparma sürecine tanık oluyoruz. Ama bu kopuş dramatik değil; sessiz, neredeyse fark edilmeden gerçekleşiyor. İşte kitabın en çarpıcı yanı da bu: Hayat bazen büyük patlamalarla değil, küçük vazgeçişlerle değişiyor. Yazarın dili oldukça sade ama bir o kadar da yoğun. Okurken kendini yalnızca karakterin içinde değil, kendi zihninin içinde dolaşırken buluyorsun. Sokaklar, odalar, rutinler... hepsi bir noktadan sonra anlamını yitiriyor ve geriye sadece boşluk kalıyor. Bu boşluk ise rahatsız edici olduğu kadar tanıdık. Kitap boyunca şu soruyla baş başa kalıyorsun: İnsan hiçbir şey istememeyi gerçekten seçebilir mi? Yoksa bu, fark etmeden içine düştüğümüz bir kaçış mı? Uyuyan Adam herkese hitap edecek bir kitap değil. Hızlı akan, olay odaklı romanları sevenler için zorlayıcı olabilir. Ama eğer içsel yolculukları, varoluş sorgulamalarını ve insanın kendiyle kurduğu o sessiz diyaloğu seviyorsan bu kitap seni derinden yakalayacak. Benim için bu kitap, okumaktan çok hissettiğim bir deneyim oldu. Bittiğinde zihnimde bir hikâye değil, bir duygu kaldı. Bazen hiçbir şey yapmamak bir özgürlük gibi gelir… ama belki de en derin yalnızlığın başlangıcıdır.
1000Kitap
Uyuyan AdamGeorges Perec · Metis Yayınları · 20205,1bin okunma