Herkese merhaba
Kızıl Veba - Jack London ile geldim. Kitap oldukça akıcı, zaten ince bir kitap. Bir başladınız mı hemen bitiriveriyorsunuz. Konusu adından da anladığımız gibi veba salgını. Yazar aslında yaşadığı dönem boyunca hiç bir salgın görmemiş. Ancak kendisinden 400-500 yıl önce yaşanmış veba salgınını, kendisinden 100-200 yıl sonrasındaki dünyaya uyarlayarak neler olabileceğini anlatmış.
London’ un kurguladığı ileri dünya oldukça gerçekçi. Hatta kendinden sonraki yüzyıllar için yaptığı nüfus tahminleri de hemen hemen gerçek sayılarla aynı. Dünyanın neredeyse sonu geliyor, insanlık yok oluyor, sadece 50 ile 100 arası insan kalıyor. Uygarlıklar yıkılıyor, medeniyetler yok oluyor, insanlar başladıkları çağlara geri dönüyor. Toplayıcılık ve avcılık yaparak kabile düzeni ile tekrar yaşamaya başlıyorlar.
Salgın öncesi dönemde yaşamayı başarmış olan kitabımızın da baş karakteri Granser dede, salgından kurtulan bir kaç insandan biri. Uzun yıllar yalnız yaşıyor. Sonrasında başka kabile insanlarına rastlıyor ve orada bulabildiği bir kadınla evlenerek tekrar insanlık soyunu artırmaya çalışıyorlar. Tabiki salgından sonraki insanlar günümüz insanları gibi dilbilgisi kuralları ile konuşmuyor, telefon , para , elektrik gibi kavramları bilmiyorlar. Heryerde yabani hayvanlar var artık. İnsanlık tam anlamıyla başlanıldığı noktaya dönüyor.
Ben kitabı çok beğenerek okudum. Özellikle tüm dünyada varolan covid-19 salgını döneminde bu eseri okumuş olmam da beni ayrıca düşündürdü. Geçmişte çok çok ağır salgınlar yaşanmış, mesela tarihte 1350 lerde yaşanmış veba salgınında Avrupa nüfusunun yarısının öldüğü ve eski sayısına ulaşmak için insalığın iki asır beklediğinden bahsedilmekte. Umarım bu salgını da en az hasarla atlatıp mesafelerin olmadığı eski günlerimize döneriz