Züleyha

Züleyha
@1kitap1zuleyha
Şehir Plancısı
Selçuk Üniversitesi
452 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·608 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Spoiler vermeden nasıl anlatırım bilemiyorum.. “Kusurlu bir sikke elden ele, keseden keseye geçerek bütün Roma’yı nasıl dolaşır? Hikâyeyi hikâyeye, yolu yolcuya, rüyayı rüyete, yedi kişiyi erdemli bir köpeğe nasıl bağlar?” Kitabın arka kapağındaki şu birkaç cümle aslında spoiler vermemin önüne geçiyor. Çünkü biliyorum ki birçoğumuz bu yedi kişiyi ve erdemli köpeğin hikâyesini biliyor. Yine eminim ki bu hikâyeyi ilk ağızdan dinlemek hiçbirimizin reddedemeyeceği bir şey olurdu. Nazan Bekiroğlu belki onların hikâyesini değil ama onlardan aldığı ilhamla yedi kişi ve erdemli köpeğin hikâyesini bize etkili bir şekilde anlatıyor. Bilinen dünyanın büyük bir bölümüne hakim putperestlik. Kutsal bir kadının rahminde mucizevi bir şekilde yeşermiş kurtarıcı: Nasıralı İsa.. Ümmetini zulümden kurtarmaya çalışırken zulme uğramış bir Peygamber. Paganların Hristiyanlara uyguladığı akıl almaz işkenceler ve bütün bunların şahidi meşhur Colosseum.. Kölelik, idam, işkence, cadılık, cahillik, bütün bunları en ön sıradan izlemek için yarışa girmiş “masum” halk.. Tarihi, dini kendi çıkarlarına uydurarak halkını sözde özgür bırakmış bir imparator. Hristiyanlığın dünyaya gerçekten yayılıp yayılmadığını sorgulatan, aradan asırlar geçse bile dinin zulme kılıf olarak kullanılması. Hikâyeyi dinleseydik ancak böyle bir hikâye dinleyebilirdik dedirten bir kitap. Dili çok akıcı değil, okuru biraz zorluyor ve dikkat istiyor. Araya zaman girdi mi kitaptan kopabiliyorsunuz. O yüzden ara vermeden okumak gerekiyor. İyi ki okumuşum dediğim, çokça sorgulamaya, araştırmaya iten bir kitap.. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim. Umarım en az benim kadar memnun olursunuz tanıştığınıza..
Kehribar GeçidiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20213,559 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·565 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
Umudun, Özgürlüğün, İnsan iradesinin gücünün, Dostluğun ve sadakatin romanı.. Henri Charríere’nin gerçek hayat hikâyesine dayanan, otobiyografik romanı; Kelebek. Kitap ismini, ana karakterin göğsündeki kelebek dövmesinin zamanla takma adı haline gelmesinden alıyor. Henri’nin yani nam-ı diğer Kelebek’in söylediğine göre işlemediği bir cinayet yüzünden, yalancı şahitler ve adaletsiz hukukçular tarafından Fransa’nın en acımasız, insanlık dışı koşullarına sahip ceza kolonisinde müebbet kürek cezasına çarptırılıyor. Henüz 25 yaşındayken.. Kitapta, evli ve umutları olan bir genç olduğundan bahsediyor ama yaptığım araştırmalarda 20’li yaşlarda yasadışı suç örgütlerine katıldığı da söylenenler arasında.. Her neyse gelelim Kelebek’e.. Mahkumiyetinin ilk anlarından itibaren kaçmayı aklına koyacak, henüz genç ve yeni bir hayat kurabilecek yaştayken kaçabilme ve intikam alabilme arzusu mahkumiyeti boyunca ona gerekli motivasyonu sağlayacaktır. Cezaevinde geçirdiği her anı kaçış planları yaparak geçiren Kelebek, defalarca yenilgiye uğrayacaktır. Ağır çalışma koşulları, hastalık, açlık, gardiyan şiddeti, yıllarca kaldığı hücre cezaları bir an olsun kaçabileceğine dair inancını kaybettirmeyecektir. Bunu ne kadar şans sayarsınız bilmiyorum ama bu mücadelesinde şansı, mahkumiyeti boyunca ona yardım edebilecek ve sadık kalabilecek dostlara rastlamış olmasıdır. En büyük destekçisi ise, Louis Dega’dır. Kitabı okurken, Kelebek’in hiç yılmaması bir yerden sonra okura, kaçmayı başarabilecek mi, sorusunu değil, umudunu ne zaman kaybedecek, bu işten ne zaman vazgeçecek, ne zaman kaderine razı olacak, sorularını getiriyor. 13 yılın sonunda özgürlüğüne kavuşacağını bilmeme rağmen bir okur olarak zaman zaman ben bile umudumu kaybettim.. Umudunuzu kaybetmeden okuyabilir misiniz?
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20196,5bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2025 15. kitabı
Roman, 20. yüzyılın sonları ile 21. yüzyılın başlarını yansıtır. Dünya hâlihazırda soğuk savaş sonrası, teknoloji ve biyoteknoloji çağındadır. İnsanlık, genetik araştırmalar, biyoteknolojik deneyler ve politik manipülasyonlarla meşguldür. Bu çerçevede romanı değerlendirelim bakalım: ••• Kim bu Cassandra? Efsaneye göre Antik Yunan mitolojisinde Truva kralı Priamos ve kraliçe Hekabe’nin kızı olan Cassandra, kendisine aşık olan tanrı Apollon tarafından “kâhinlik” gücü ile donatılır. Ancak Cassandra’nın bu aşkı reddetmesi Apollon’un hoşuna gitmez ve Kassandra’yı lanetler. Bu lanet sonucu Cassandra, doğruyu bilecek fakat kimseyi inandıramayacaktır. Nihayetinde, Truva atının bir tuzak olduğunu söyleyen Cassandra’ya kimse inanmayacak, Truva yakılacak ve Cassandra esir düşüp öldürülecektir. ••• Andrey Andreyeviç Kriltsov (Kozmik Keşiş Filofey) Rus Biyoteknoloji uzmanı Filofey, insanlığın içinde büyüttüğü kötülüğü genleri ile gelecek nesillere aktardığına ilişkim gizemi çözmek için bir uzay istasyonunda çalışmalarını sürdürmektedir. Çalışmaları neticesinde gebeliğin belli bir döneminde ceninin, dünyada yaşayacağı kötülükleri sezmesiyle anneye sinyal göndererek dünyaya gelmek istemediğini ilettiği sonucuna varır. Anne bu uyarıyı alnında beliren kırmızı işaret sayesinde anlayacaktır; Kassandra Damgası ile… ••• Robert Bork Geleceği bilimsel ve sosyolojik yönden öngörmeye çalışan Amerikalı bir fütürolog. İnsanlığın bilimde ilerledikçe kendini Tanrı yerine koymaya çalıştığını ve vicdansız bilimin insanlığın sonunu getireceğini, insanı insan yapan değerleri hiçe saymanın bilim olmadığını savunur. Bork’a göre insan doğadan ayrı değildir ve insanı doğadan ayırmak insanlığın ölümü demektir. Aslında Bork da bir nevi Cassandra lanetine sahiptir. Geleceği öngörür ancak kimseye
Kassandra DamgasıCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20211,536 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2025 13. kitabı
Ortaçağ’da başlayıp günümüze kadar yaşayan bir hikaye: Parfümün Dansı. Hem fantastik hem de felsefi öğeler taşıyan, hayatı, aşkı ve ölümsüzlüğü sorgulayan çok katmanlı bir eser. Bir yandan Alobar ve Kudra’nın ölümsüzlük arayışını anlatan diğer yandan hem aşk hem ölümsüzlükle ilişkilendirilen parfümün tarihine değinen bir hikaye.. Koku.. “… pekâlâ ebediyetin simgesi olabilir.” Peki iki aşığın ebediyete ulaşma isteğinde yoldaş olabilir mi? Alobar… Güçlü, kuvvetli, kahraman, yenilmez bir kral. Taa ki saçında yaşamını sonlandırmaya sebep olacak küçük beyaz bir saç teliyle karşılaşana kadar.. Ölümden kaçıp ölümsüzlük hastalığına yakalanan, asırlarca korkarak yaşasa dahi yaşamaya doymayan bir insan.. Kudra.. Geleneklerine karşı çıkıp yaşamayı seçen, hayatında yeni bir çağ açan koku aşığı bir kadın. Ölümsüzlüğün getirdiği zorluklar sonucu aidiyet hissine özlem duyan, ölümden sonrası hayatın bilinmezliğine merak duyan, “koku bilgesi”, cesur bir kadın. Alobar ve Kudra’nın karşılaşmaları, ölümsüzlüğü arayışları ve nihayetinde bir takım tekniklerle yaşlanmayı geciktirmeyi başarmalarına ve bu saatten sonraki yaşamlarına şahit olduğumuz bir eser.. Zaman zaman sohbetlerime konu olacak bir yaşam hikayesi.. Ama öyle sürükleyici bir eser beklemeyin. Ben okudum ama tavsiye eder miyim, pek sanmam.
Parfümün DansıTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 20196,4bin okunma
Puan vermedi·48 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
Hani, ne yazsa okurum, dediğimiz bir yazar vardır. Benim için o kesinlikle Aymatov.. Ve Ötüken Yayınları’nın çevirilerini okuduktan sonra o kadar uzun zaman oldu ki Aytmatov okumayalı.. • Uzun bir aradan sonra Ketebe Yayınları’ndan çıkan 48 sayfalık kısacık bir kitap olan Bulgar Kızı & Talas’ın Kıyısında kitabını okumak öyle güzel geldi ki.. • Gelelim kitap hakkındaki düşüncelerime; Hikayeler oldukça kısa o yüzden içeriğe çok değinmeyeceğim. • İlk hikaye *Bulgar Kızı;* 21-22 yaşında hayatta kimsesi kalmamış gencecik bir kızın II.Dünya Savaşı sırasında Bulgaristan’dan kaçıp önce İstanbul’a, sonra Prens Adaları’nda bulunan bir manastıra sığınışını, hikayesini kimseye anlatamayışını konu alıyor. • İkinci hikaye *Talas’ın Kıyısında* ise; Ata mesleğini geleneksel yöntemler ile devam ettirmeye çalışan, yeni fikirlere kapalı olan, oğlunun da bu mesleği bu şekilde devam ettirmesini isteyen bir baba.. Ata mesleğini daha çağdaş ve daha sürdürülebilir uygulamalarla ile icra etmeye çalışan bir evlat.. Aslında hepimizin aşina olduğu alt-üst soy çatışmasını ele alıyor. • Aytmatov bildiğimiz gibi.. Tarih kitaplarının yazmadığı “sıradan” insanı tarih kitaplarının yazmayacağı “sıradan” insanlara öyle güçlü bir üslupla aktarmış ki.. Ne yazsa okunur diyip incelememi bitiriyorum.
Bulgar Kızı - Talas'ın KıyısındaCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınevi · 2023479 okunma