...böylece ağır toplar savaş tarihindeki yerlerini alır ve Doğu Roma imparatorluğu' nun binlerce yıllık surlarıyla yeni Osmanlı padişahının yeni topları arasındaki savaş başlar.
Zamanın Türkiye'sine ayna tutmuş bir Sabahattin Ali kitabı...
Kitap hikaye ve masallardan oluşuyor.
Özellikle "Böbrek" isimli hikayesi sağlık sektörünü anlatan beğendiğim bir hikaye. "Bahtiyar Köpek" hikayesi bu döneme de göz kırpan bir hikaye gibi. Hep yaşamın, toplumun kötü yanlarını anlatan yazara yapılan bir eleştiriyi anlatıyor. Yazar ise el üstünde tutulan bir köpeğin üstünden bu durumu açıklıyor. "Hele cümle alem bu köpeğin onda biri kadar rahata kavuşsun, bakın ben bir daha acı şeylerden söz açar mıyım!" sözleriyle bitiyor hikaye.
Hakkımızı Yedirmeyiz!
Bu hikayenin bu zamanda yazılmış gibi düşündüğüm bir hikaye. "O kadar senede hiç mi bir şey değişmez." diye düşünüyor insan. Elinde olan imkanları kötüye kullanma, pastadan pay alma yarışı... Hep mi aynı olur.
Kitabın dili akıcı ve kitap sıkılmadan bitiyor.
Masallardan hafızamda en çok yer eden ise kitaba ismini veren "Sırça Köşk" masalı. "Her sırça köşkün bir yıkıcısı vardır sadece ilk adımı atmak önemli." Adeta ders niteliğinde.. Mutlaka okunması gereken bir Sabahattin Ali kitabı bence.
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."
"Bu dünyada çobansız da köpeksiz de yaşanabilirmiş. Ama bunu anlamak için her defasında bu kadar kanlı kurbanlar verecek olursak pek çok çabuk neslimiz kurur. Bari siz gözünüzü açın da, ilerde başınıza yeniden itler, hele kendilerini kurt sanan palavracı itler musallat olursa sürüyü canavarlara paralatmadan onları def etmeye bakın!"