Zehra

Zehra
@1lisanihal
İstanbul
İstanbul
36 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·311 syf.·
2025 44. kitabı
Toni Morrison – Sevilen “Tanımlar, onları koyan kişinin bakış açısına bağlıdır; yani insanlar bir şeyi tanımlayabilir, sınıflandırabilir, isim verebilir. Ama gerçek acı, kayıp veya geçmişte yaşananlar, bir kişinin tanımına veya kontrolüne tabi değildir.” Yani kelimeler veya tanımlar sınırlıdır; ama yaşanan deneyim, acı veya travma, tanımlanamaz ve sahiplenilemez. Toni Morrison’un Pulitzer ödüllü romanı Sevilen, kölelik sonrası Amerika’da geçmişin gölgesinde yaşayan bir kadının ve ailesinin hikâyesini anlatıyor. Kayıp, travma ve belleğin ağırlığı her sayfada hissediliyor; bazen nefesinizi kesiyor, bazen durup düşünmeye zorluyor. Yazardan okuduğum ilk kitaptı Sevilen, hakkında hiçbir bilgim yoktu; tüm beklentilerimin üzerine çıktı ve zihnimden uzun süre çıkmayacak, eminim. Olağanüstü bir kalem, daha önce okuduklarımdan çok farklı bir anlatı. Kitabı okumak hiç kolay değil; hem yazarın anlatım tarzı hem de konusu itibarıyla zor bir okuma oldu. Beni en çok etkileyen ise kitabın farklı sesler ve bakış açılarıyla nasıl değiştiği oldu. Kitabı ikinci kez okuduğumda keşfedeceğim daha çok şey olduğuna eminim; bu yüzden incelemem eksik kalıyor. Hâlâ içimde, sözcüklere tam dökülemeyen bir his var.
1000Kitap
SevilenToni Morrison · Sel Yayınevi · 20231,934 okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Aşk insanı büyütür.
Puan vermedi·496 syf.·
2025 43. kitabı
Çılgın Kalabalıktan Uzak, İngiltere kırsalında geçen ve Bathsheba Everdene adlı bağımsız, gururlu bir kadının üç farklı erkekle olan ilişkilerini anlatan bir roman. Başta Bathsheba’ya çok kızmış, sinirlenmiştim. Onun seçimleri, gururu ve bazı hataları bana oldukça sinir bozucu gelmişti. Ancak romanın sonlarına doğru fark ettim ki bu öfkem, onun içsel yolculuğunu ve olgunlaşmasını görmemi engelleyen bir yanılgıymış. Başlangıçta gururla ve özgürlüğünü korumak adına yaptığı seçimler çoğu zaman bencillik ya da ani heveslere dönüşüyor. Troy’a kapılması bunun en çarpıcı örneği. Çekiciliğin gölgesinde, yanlışlarının bedelini yaşıyor. Tüm bu yanlışlar, onun için bir dönemeç oluyor. Aşkın yıkıcı yanı, ona yeni bir bakış açısı kazandırıyor; gururun kabuğunu çatlatıyor. Boldwood’un takıntılı ilgisi, Troy’un sorumsuz cazibesi ve Gabriel’in sabırlı sevgisi arasında, aşkın farklı yüzleriyle sınanıyor. Her biri Bathsheba’nın olgunlaşmasına bir iz bırakıyor. Bana göre, Bathsheba’yı olgunlaştıran şey aşkın tatlı tarafı değil; yaptığı yanlışlar, yaşadığı kayıplar ve bunları sessizce kabullenmesiydi. Sevginin sabrını, tutkunun aldanışını ve gururun bedelini deneyimlemeden, gerçek anlamda kendini bulması mümkün değildi. Hardy’nin okura vermek istediği mesaj belki de şudur: Aşk insanı büyütür, ancak bunu daima kendi kırılganlıklarından geçerek yapar.
1000Kitap
Çılgın Kalabalıktan UzakThomas Hardy · Can Yayınları · 20184,367 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2025 34. kitabı
Hüseyin Rahmi Gürpınar resmen 1900’lerin başından kalkıp gelip “toplum eleştirisi nasıl yapılır” dersi veriyor. Düşün, Halley kuyruklu yıldızının dünyaya çarpacağı söylentisi çıkıyor, herkes bir telaş içinde… Ama asıl mesele o değil. Asıl mesele, bu kozmik kaosun ortasında, bir gazete ilanıyla tanışan iki insanın fikir savaşı. ⠀ Biri, dönemin aydınlarından İrfan Galip. Evlilik ilanı veriyor ama kafasında öyle geleneksel bir eş profili yok. Özgür ruhlu, akıllı, ahlaklı bir kadın arıyor. Diğeri Feriha. Kadın dediğin sadece ev kadını mı olmalı? Erkeğin gölgesi mi kalmalı? Kadınlık, annelik, eşlik üzerine öyle laflar ediyor ki, bir an “Bu kitap gerçekten 100 yıl önce mi yazıldı?” diye düşündüm. ⠀ Aralarındaki mektuplaşmalar o kadar zekice, ironik, yer yer komik ki… resmen zamanın Gogol’u gibi Hüseyin Rahmi! Ama fark şu: Gogol daha kara, daha bürokrasi eleştirisi yapıyor; Hüseyin Rahmi ise evin içinden, mahalleden, günlük hayattan vuruyor insanın beynine. ⠀ Kitapta mahalle dedikoduları, batıl inançlar, şekilci modernleşme, kadın düşmanlığı, yobazlık, hepsi var. Ama öyle kasvetli kasvetli değil. Kahkaha attığım sayfayla, içimden “bu hâlâ değişmemiş ki” dediğim sayfa arası 2 satır. ⠀ Yani sadece eski bir aşk hikâyesi değil bu. Ciddi ciddi toplumsal hafıza. Güldürürken gömüyor, ama şefkatle. Tıpkı iyi bir arkadaş gibi. ⠀ Okuyun. Hele ki kadın-erkek rolleri üzerine düşünen, geçmişle bugünü kıyaslamayı seven biriyseniz, çok seversiniz.
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,5bin okunma
Puan vermedi
Hayalet Işık, Pierre Drieu La Rochelle’in, intihar eden dostu Jacques Rigaut’tan yola çıkarak kaleme aldığı kısa bir roman. Askerlik sonrası hayata tutunamayan bir adamın, alkol ve uyuşuklukla kendini eritmesini anlatıyor. Klinikten çıkıp eski dostlarına tutunmaya çalışsa da, aslında her şeyden biraz daha uzaklaştığı bir yolculuk bu. Bir çöküşün sessizliği gibi. Kitaplığımda bekleyen kitapları yavaş yavaş bitirmeye karar verdim. Bazılarını hangi ruh hâliyle aldığımı gerçekten bilmiyorum. Bana hitap etmeyen kitaplara denk gelmek, bir süredir okuma hevesimi törpüledi diyebilirim. Ama biliyorum ki edebiyatta herkesin eşiği farklı; kimsenin kalbini kırmak, emeği değersizleştirmek istemem. Yine de Hayalet Işık’ı nasıl ve ne zaman aldığımı hâlâ anlamış değilim. Okumuş olmak, en azından içeriğine vakıf olmak açısından bir kazanım. Umarım yolumuz, bizi daha çok anlatan, içimize dokunan kitaplarla kesişir.
Hayalet IşıkPierre Drieu La Rochelle · Everest Yayınları · 202089 okunma
Puan vermedi·288 syf.·
2025 22. kitabı
Merhaba kitap dostları, Uzun zamandır bitirmeye çalıştığım kitabı nihayet dün gece tamamlayabildim. Böylesine değerli bir eserin, böylesine zor günlere denk gelmesi içimde buruk bir iz bıraktı. İstanbul’da yaşanan deprem tam da kitabın ortalarında yakaladı beni. Okuma sürecim ister istemez bölündü, ağırlaştı… Ama sonunda bu güzel hikâyeye veda edebildim. Başlangıçta yalnızca eğlenceli bir bilimkurgu gibi görünse de, satır aralarında insanlığın yüzleşmekten kaçtığı büyük gerçeklerle dolu bir hikâye saklıyor. İlk keşif, ardından gelen hayranlık, kullanma, sömürme ve sonunda kendi yarattığı tehditle karşı karşıya kalan bir insanlık portresi çiziyor Karel Čapek. Semenderler üzerinden anlatılan bu hikâye aslında doğayla, hayvanlarla, hatta birbirimizle kurduğumuz ilişkilerin acımasız bir yansıması gibi. Kitabın ilerleyen bölümlerinde politikadan ekonomiye, kültürden bilime uzanan çok katmanlı bir hiciv var. Öyle ustaca örülmüş ki, kimi zaman bir gazeteci gibi belgeler sunuyor, kimi zaman bir bilim insanı gibi soğukkanlı kalıyor ama her zaman alt metinde zekice bir mizahı elden bırakmıyor. Belki kötü bir zamana denk geldiği için duygularımı tam olarak ifade edememiş olabilirim; ama tüm kalbimle tavsiye edebilirim bu kitabı. Hicivlerle dolu, aynı zamanda insanın sinir uçlarına dokunan bir anlatımı var. Naçizane tavsiyemdir. Sevgiler…
Semenderlerle SavaşKarel Čapek · Jaguar Kitap · 2021437 okunma