Eros’un Istırabı, sevdanın kaybolan anlamına mı işaret eder, yoksa aşkın kendisi mi zamanla bir yıkıma dönüşmüş? Ya da aşk, artık derin bir bağlılık değil, bir tüketim aracı ve geçici hazlardan ibaret mi olmuştur? Tüketim toplumu haline geldiğimiz bu modern dünyada, aşkı da bireysel hazlar uğruna hızla tüketiyoruz, değil mi? Herkesin dilinde aynı kelimeler... Ah, nerede o eski aşklar? Nerede o eski sevgiler? Bu sorulara ışık tutan Chul Han, bireylerin birbirlerine olan bağlarını tüketim kültürüne ve dijital etkileşimlere indirgemelerinin, insanın duygusal ve cinsel hayatında büyük bir boşluğa yol açtığını savunur. Modern dünyada "özgürlük" ve "mutluluk" gibi kavramlar, bir tür bağımsızlık ve bireysellik arayışına sıkışmıştır; ancak bu arayış, gerçekte insanın derin bağlar kurma yeteneğini zayıflatmaktadır. Eros’un Istırabı, bireylerin modern toplumsal yapılarla olan ilişkisini sorgularken, aşkın hem bir arzu hem de bir yük olabileceğini gösteren güçlü bir düşünsel manifesto sunuyor.