Kur'an-ı Kerim'i okuyor, yorumluyor ve sonra tekrar okuyorlar. İnceliyor ve sonra tekrar okuyorlar. Okuduklarını bir kez dahi tatbik etmekten kaçınmak için aynı cümleyi binlerce defa tekrar ediyorlar. Kur'an'ı günlük hayatlarına nasıl uygulayacakları sualinden kaçabilmek için Kur'an'ın nasıl telaffuz edileceğine ilişkin titiz ve kapsamlı bir bilim dalı yarattılar. Nihayetinde Kur'an'ı anlaşılabilir bir mana ve muhteviyattan yoksun, yalın bir sese dönüştürdüler.
Böyleleri, Batı dünyasının gücünün nasıl yaşadıklarıyla değil nasıl çalıştıklarıyla alâkalı olduğunu kavrayamaz.Garbın kudretinin moda, tanrıtanımazlık, gece kulupleri, genç nesillerin gevşekliğinde değil batılıların olağanüstü hamaratlıkları, sebatları, bilgiye olan hâkimiyetleri ve sorumluluk sahibi olmalarında olduğunu göremezler.
Tarihin bize gösterdiği zahir bir gerçeklik var; Müslüman halkların hayallerini tetikleyebilecek, gerekli ölçüdeki disiplini tahsis edebilecek ve Müslümanlara ilham ve enerji verebilecek yegâne düşünce İslam'dır.