■mesut

Çocukluğundan beri geçirdiği hayatı düşünüyordu da içi, dünyanın gidişine karşı kin ve tiksintiyle doluyordu.
Sayfa 136
Alıntı
Reklam
Başına gelenleri kavramağa ve kendi ak­lına yatırmağa çalışıyordu. Öyle ya, insan düşünen bir yaratık olduğuna göre kafasını kullanmalıydı. Ne var ki düşündükçe kafası karışıyordu. Tanıdık, gündelik şeyler şeytan kılığına bürünüyor, geleceğin ufuklarını kapkara bulutlar kaplıyordu.
Sayfa 136
Alıntı
...her insan sevgiye layık değildir.
Sayfa 60
Alıntı
İnsanların birlikte yaşaması ancak tek tek her bireyden daha güçlü bir çoğunluğun bir araya gelmesi ve tek tek her bireyin karşısına bir bütün olarak çıkması ile mümkün olur. Bu topluluğun gücü, "kaba kuvvet" olarak damgalanan bireyin gücü karşısına "hak" olarak çıkar. Bireyin gücünün yerine toplu­luğun gücünün geçirilmesi uygarlık açısından belirleyici adımdır. Bu topluluğun özünü -tek başına birey tatmin olanaklarını kısıt­layan hiçbir şey tanımazken- topluluk üyelerinin kendi tatmin olanaklarını sınırlamasıdır. Demek ki uygarlığın ilk talebi adalet­tir, 《 yani bir kez kurulmuş olan hukuk düzeninin, bir daha tek bir bireyin yararına bozulmayacağının garantisidir. 》 Ancak bu durum, bu hukukun etik değeri hakkında hiçbir yargı içermez. Uygarlığın gelişiminin bundan sonraki aşaması bu hakkın, diğerlerine -ve belki de çok daha geniş kitlelere- adeta zorba bir birey gibi dav­ranan küçük bir topluluğun -kast, toplum katmam, kabile- irade­sinin ifadesi haline gelmemesi yolunda çaba göstermek gibi gö­rünmektedir. Sonuçta elde edilen, herkesin -en azından topluluğa uyabilen herkesin- içgüdülerinden fedakârlık ederek katkıda bu­lunduğu ve -yukarıdaki istisna dışında- hiç kimsenin kaba kuv­vetin kurbanı olmasına izin vermeyecek bir hukuk olmalıdır.
Sayfa 53
Alıntı
Düzen, bir kez kurulduktan sonra insanın bir şeyi ne zaman, nerede, nasıl yapması gerektiğini belirleyen ve böylece benzer durumlarda te­ reddüt ve kararsızlığı engelleyen bir tür tekrarlama takıntısıdır.
Sayfa 52
Alıntı