Bernard Malamud

Bernard Malamud

Yazar
8.3/10
55 Kişi
·
103
Okunma
·
17
Beğeni
·
1561
Gösterim
Adı:
Bernard Malamud
Unvan:
Amerikalı Yazar, Öğretmen
Doğum:
Brooklyn, New York,ABD, 26 Nisan 1914
Ölüm:
New York, ABD, 18 Mart 1986
1914 yılında Brooklyn, New York’ta Rus Yahudi göçmeni bir ailede dünyaya gelen Bernard Malamud, ilk gençlik yıllarını Büyük Buhran koşullarında geçirdi. New York Şehir Üniversitesi’nde lisans, Columbia Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamladıktan sonra çeşitli pozisyonlarda memurluk ve edebiyat öğretmenliği; 1949 yılından itibaren de uzun yıllar boyunca çeşitli üniversitelerde okutmanlık yaptı ve yaratıcı yazarlık dersleri verdi. 1967’de ABD Bilim ve Sanat Akademisi’ne kabul edildi. Yahudi olarak yetiştirilmesine karşın, kendini agnostik hümanist olarak gören Malamud, yazdığı sekiz roman ve dört öykü kitabında Amerika’daki göçmenlerin yaşadıkları umutsuzluk ve zorlukların yanında, tüm yoksulluklarına rağmen hayallerine erişme çabalarını tasvir etti. Rus İmparatorluğu’nun son yıllarında hüküm süren Yahudi düşmanlığını konu alan Tamirci (Kafka Kitap, 2013) romanıyla Pulitzer ve Amerikan Ulusal Kitap Ödüllerini; Sihirli Fıçı (Kafka Kitap, 2019) öykü kitabıyla da yine Amerikan Ulusal Kitap Ödülü’nü kazandı ve diğer eserleriyle PEN/Faulkner, O. Henry ile Ulusal Yahudi Kitap Ödüllerine layık görüldü. 1986 yılında Manhattan’da hayata veda eden Malamud, Joseph Heller ve Philip Roth’la birlikte yirminci yüzyılın en etkili Yahudi Amerikalı yazarlarından biridir ve 1988 yılından bu yana Uluslararası PEN bünyesinde öykü türünde üstün başarı sergileyen yazarlara PEN/Malamud Ödülü verilmektedir.
Kıyafetler bir saniye içinde çıkarılıp atılabilir Yekov İvonoviç, ama bir insanın doğasını değiştiremezler. İnsan ya iyidir ya da değildir.
Başkasını yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız.
Çünkü nasıl yargılarsanız öyle yargılanacaksınız. Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız.
"Insan yoksulsa siyasal sorunların girdi-çıktısıyla uğraşacak zamanı mı kalır? Onları vakti bol ,tuzu kuru olanlar düşünsün "
Bernard Malamud
Sayfa 97 - Altın kitaplar
" _ Zararlı kitaplardan ırak dur Yakov..El sürme kirli olanlarına. ..."

"_Zararlı kitap yoktur..
dünyada, zararlı olan şey...kitaplardan "korkmaktır"
Bernard Malamud
Sayfa 21 - Altın kitaplar
"Iki muhafız tutukluyla beraber hamama gittiler..
"Tamirci" soyundu ..sabunlanıp bir kova dolusu ılık suyla yıkanmasına izin verdiler. .
Suyun sıcaklığı "tamirci"nin gözlerinden yaşlar akıttı. .
Kovadan suyu avuçlayarak ağır ağır yıkandı. .
Kokuları ve pisliği yıkayıp attı."
Bernard Malamud
Sayfa 381 - Altın kitaplar
399 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
#spoiler#
Kitap bitti...ve ben kendimi dinlemekteyim şu an ,elinde kahvesiyle yumuşacık battaniyesi dizlerinde örtülü okunacak kitaplardan mıdır? bu kitaplar? ?
Bir yazar ..kimdi adı aklımda yok _Soljenitsin ,okurken takım elbise giyecek kadar saygı gösterilmesi gerektiğini söylemişti...
sanırım "Kiev deki adam"da iyi yazarlar rafinda kendine bir yer edindi benim dünyamda ...
Bernard Malamud Brooklyn doğumlu bir Amerikan yazar öncelikle beni şaşırtan bir detaydı bu ..uzun zamandır hiç bir kitaba inceleme yazmak gelmemişti içimden, ama bu hikayeyi es geçmek hak yemek olacaktı. .bir rus aklıyla, bir rus kalemiyle yazılmış gibi ..eleştirmenlerin onda Dostoyevski ,Çehov,Joyce etkisini bulduğunu öğrendim ..ve ayrıca su bilgiler dahilinde okudum romanı "Kan iftirası"denilen zaman içerisinde bir çok kez tekrarlanmış gerçek olaylardan yola çıkılarak romanlastirilmis ..Romana asıl kaynağı oluşturan olay ise "Beiliss davası"
Burada çok eziyetli bir mahkumiyet dönemini "Tamirci" ile birlikte yaşıyorsunuz ,bedensel eziyetin dışında ruhunuza yapılan bu saldırıyı ,tek başınıza buz gibi bir hücrede günde altı kez soyularak aranma, açlık ,tecrit gibi insanin insan olmaktan bıktığı ..ama "masum"olmanın getirdiği haklılığına son nefes gibi sarıldığı inatçı, dirençli, kızgın bir özgürlük özlemi ....
Yazarın bize
Asıl bahsetmek istediği belkide "yahudi düşmanlığı "idi ..ama benim kitaptan aldığım "masum olan bir insana kast"oldu

Insan olmak ve öyle kalabilmek için tarafsız- ca okuyunuz efendim
Sevgiyle kalın...
344 syf.
·Beğendi·10/10
Jonathan Safran Foer, kitabın giriş kısmındaki yazısında; kitabın güçlü bir soru yönelttiğinden bahsediyor: "Neden hiçbir şey yapmıyoruz?" Öyle sorular vardır ki cevapları bulmanıza gerek yoktur. Zaten soru sizi harekete geçiriyorsa o cevabın pek bir önemi de yoktur.

1905 devriminden sonra fakat Rusya'nın son Çar'ının da devrilmesinden önce 1911 yılında bir "Orta Çağ şehri" olarak nitelendirilebilecek Kiev'de geçiyor roman. On iki yaşında bir Rus çocuğu bıçaklanarak öldürülüyor ve vücudundaki bütün kan akıtılmış bulunuyor. Cinayetin sorumlusu olarak da tamirci Yakov tutuklanıp, hapse atılıyor. Çocuğun öldürülüş şeklinin Yahudilere özgü bir ayin olduğu iddia ediliyor. Gerçekte ise bir millet, diğer bir milletten tarihin intikamını almaya çalışıyor.

"Hepimiz tarihin içindeyiz, bu kesin, ama bazılarımız diğerlerine göre daha fazla içinde." (Sf. 320)

Resmî kurumlara ve birçok insana göre Yakov'un cinayetten sorumlu tutulması için Yahudi olması yeterliydi. Sonuçta bu davada " tarihin delilleri" de vardı. "Tarih kanun değildir." diyen sorgu yargıcı Bibikov'un iddia ettiğinin aksine kimilerinin gözünde önem ve ağırlığı tartışılmaz delillerden sayılıyordu.

"Yahudi olmak, sonsuza dek lanetlemek değil de neydi?" (Sf. 233)

Gerçeğin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir özelliği vardır derler. Her ne sebeple gizleniyor olursa olsun bu böyledir. Önemli olan belki de diğerleri karşındayken o gerçekle yaptığın, yapabildiğin şeydir.

" Kanun seni korumazsa, günün birinde beni de korumayacaktır." ( sf. 180) Hiçbir şey için olmasa da sadece bu yüzden bir şeyler yapmalı insan.
344 syf.
·Beğendi·10/10
Ben devrimci değilim. Ben deneyimsiz bir adamım. Böyle şeylerden anlamam ki. Ben bir tamirciyim. Kırılan ne varsa tamir ederim - yürek dışında.
Bernard Malamud - Tamirci
344 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Kitapta Yahudilerin sırf yahudi oldukları için ölmeyi hak ettiği düşünülen dönemde Rusya’da kendi halinde yoksul bir tamircinin trajik hikayesi anlatılıyor. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sında olduğu gibi Tamirci’de de suç, yargı ve adalet kavramları irdeleniyor. Bir insanın uğrayabileceği tüm haksızlıklar, başına gelebilecek tüm kötülükler sürükleyici ve etkili bir dille aktarılmış. İlgiyi hep sıcak tutan kitabı okurken Yakov’un çektiği acıyı, kederi yoğun biçimde hissediyorsunuz.

Pulitzer ödülünü sonuna kadar hak ediyor.
Okunmaya değer, etkileyici ve sürükleyici bir roman. Bu unutulmayacak eseri birlikte okuduğum kıymetli kardeşim Gökhan Alkan ın güzel yorumuyla kitap hakkında detaylı incelemesini okuyabilirsiniz.
>>> #50744345 <<<
351 syf.
·Beğendi·9/10
Malamud’un en iyi romanı. II. Dünya Savaşı sonrası bakkallık yapan Morris Bobber’ın hüzünlü hikayesini muhteşem anlatmış.
Kitabın asıl kahramanı olan “Çırak” karakteri ise çok değişik bir insan.
Kesinlikle okumalısınız.
351 syf.
·13 günde·6/10
Genel olarak bakıldığında, okur üzerinde iz bırakacak, hakkında bir şeyler tartışılabilecek bir kitap değil. Ancak her sayfada, bir sonraki sayfa heyecanlı bir şeyler olacak hissi okura başarılı bir şekilde verilmiş. Okumak istemiyorsunuz ama elinizden de bırakamıyorsunuz. O dükkanın kasaveti rutubeti, Morris ve İda’nın yoksulluğu, Helen’in umutsuzluğu, Frank’ın çarpık ahlak anlayışı çok iyi yansıtılmış. Hani şu sürekli karanlık ve ıslak atmosferli yerlerde geçen, iki üç kişi ile çekilen, sanatsal açıdan harika, görsel açıdan facia festival filmleri gibi. http://www.umutcalisan.com/...bernard-malamud.html
344 syf.
Aklımda kaldığı kadarıyla okuduğum kısa bir hikaye ile girizgah yapmak istiyorum.
Birgün adamın küreği kaybolur. Arar arar bir türlü bulamaz. Mahallenin çocukları arasında biri dikkatini çeker. Diğer çocuklar gibi oyun oynamasına rağmen adama göre hareketleri bir hırsızın hareketlerine benzer. Gider çocuğu yakalar. Küreğimi sen mi çaldın der. Çocuk kabul etmez. Ama çocuğun her hareketi şüphelidir. Ertesi gün adam tarlasında küreğini bulur. Evine giderken mahallede aynı çocuk aynı şekilde oyun oynar.

Rus sosyalist devriminin hemen öncesinde yaşanan ilginç bir cinayet romanı. Polisiye yönü değil suçluluk, toplumsal ve kamusal algılar gibi kavramların irdelendiği çok iyi bir roman okuduk.

Roman karakterimiz Yahudi Yakov. Fakir, işleri yolunda gitmeyen biri. Üstelik karısı yakın zamanda kendisini terk etmiştir. Bir ümitle taşradan Kiev'e gider. Para kazanacak iyi bir yaşam için başka ülkelere göç edecek. Kiev'e varır varmaz sıkıntılar yaşar ama talih yüzüne güler ve uygun bir iş bulur. Tek sorun Kiev'de Yahudilerin girmesi yasak semt vardır. İş yeri olan fabrika oradadır. O sorun da halledilir. Yahudi olduğunu söylemez kimseye. Sahte isimle hayatına devam eder. Kimse de farketmez. Birgün fabrika yakınında bir çocuk cesedi bulunur. Olağan şüpheli tabiki Yakov'dur. Ve roman bu hikaye üzerine devam eder. hacim olarak Roma'nın üçte ikisini Yakov'un tutuklanması ve hapishane koşullarını okuruz. Cinayeti ikrar etmesi için psikolojik ve fiziki her baskı, işkence yapılır. Yakov ise işlemediği suçu itiraf edemeyeceği için baskıların ardı arkası kesilmez.
Kitabın tanıtım bülteninde yer aldığı için bu kısım spoiler olmayacak. Yakov suçsuzdur. Bunu iddia makamı da bilmektedir. Ellerinde delil namına bir şey de yoktur. Daha vahimi gerçek suçlu da bilinmektedir. Ama maksat Yahudi dini ritüelleri ile işlenmiş bir cinayet süsü verilerek planlanan Yahudi katliamı için halkı diri tutmak. Zaten halk da Yahudileri suçlu bulmaya, suçlu kabul etmeye dünden razıdır. Kişinin mensubiyeti( ki yakov Yahudi cemaatinin sadık parçası bile değildir) suçlu kabul edilmesi için yeterli midir? Roman kurmacası diye yorum yapanlar olabilir. Hatta romanı okuyanlar mantıksal açmazlar da görmüş olabilir -ki bence de mantıksal açmazlar vardı.-. Maalesef yaşanmış bir hikaye imiş. Hayat her zaman mantık üzere devam etmiyormuş.

Devamı spoiler içerir !!!

Roman akışı çok romantik ilerlemekteydi. Suçsuz yahudi. Ama onun suçluluğunu isteyen çar ve onun savcıları. Bu sahne içerisinde hakkaniyetli sorgu yargıcı sahneye çıkar ve Yakov'un suçsuzluğu için kılı kırk yarar. hatta gerçek katil bile tespit edilmiştir. Romanın ortalarında gerçekleşen bu kurgu bana her zaman bibokov gibi yargıçlar denk gelmeyebilir. O zaman ne olacak çok klişe olmuş derken Yakov'un suçlu olmasını isteyenler beni bu klişeden kurtardı. Maalesef yargıç davada artık yer alamayacaktı. İşte bu noktadan sonra roman daha ilginç ve ilgi çekici oldu. Roman çok akıcı. Kitabın üçte ikisi cezaevi anlatımı. Keşke mahkeme ve jüri sahnesine de yer verilseydi. O kısmı ile hevesim kursağımda kaldı diyebilirim.
Onur, dik duruş, özgür düşünce gibi kavramların insana ne kadar yakıştığını Yakov karakteri üzerinden bir kez daha görmüş olduk.
Son olarak böyle şeyler yüzyıl öncede kaldı falan sanmayın. Hala toplumların herhangi bir kesimi, herhangi bir sosyal sınıf potansiyel suçlu muamelesi görebilir. Yakın tarihimiz(tüm dünyada) örneklerle dolu.

Kitaba dair söyleyeceğim çok şey var ama sizleri sıkmamak için kısa kesiyorum. Sadece şunu söyleyeyim Yakov yerine istediğiniz ismi istediğiniz karakteri koyun sonuç yine aynı olacaktır. Şiddetle tavsiye ederim...
312 syf.
·Beğendi·8/10
Sırf yahudi olduğu için işlemediği bir cinayet yüzünden,yargılanan,çeşitli işkencelere,haksızlıklara maruz bırakılan bir insanın hak arayışı,yıllar sonra da olsa suçsuzluğun un ortaya çıkmasını konu alan bir roman
351 syf.
·2 günde·1/10
Merhaba.
Kitap hakkında söyleyeceğim öyle uzun uzadıya bir şey yok maalesef. Okuyunca bir şey kazandıracak veya okumayınca kaybettirecek bir konuya sahip değil.
Hani bazı filmler vardır bir evde geçer ya iki üç kişi arasında sonra neden izledim deriz, öyle hissettirdi bana. Bende iz bırakmayan kitapları yorumlarken okuyucuyu etkilememek adına öyle yerden yere vurmaktan yana değilim çünkü kitaplar (genel çoğunluk hariç) herkeste ayrı his ayrı iz bırakır.
Sadece tarzımın dışında bir tür okudum. Kitabın arka kapağında da anlatıldığı gibi bir bakkal ve çırağı arasında ve bakkalda devam edip biten bir öykü.
Son bir kaç sayfa kala babama olan özlemimden sevgimden olsa gerek ki içimi fena sızlattı yutkunmakta zorlandım. Bunun dışında kitaba dair anlatacak başka bir şey bulamıyorum.
Okuyacaklara keyifli okumalar. Çırak
344 syf.
·3 günde·Puan vermedi
"Hayatın bundan daha iyi olabileceği"ne olan inancınızın, nasıl yerle yeksan olduğunu görmenin müthiş hazzı. Soluksuz, yakıcı, tekrar tekrar okunası...

Yazarın biyografisi

Adı:
Bernard Malamud
Unvan:
Amerikalı Yazar, Öğretmen
Doğum:
Brooklyn, New York,ABD, 26 Nisan 1914
Ölüm:
New York, ABD, 18 Mart 1986
1914 yılında Brooklyn, New York’ta Rus Yahudi göçmeni bir ailede dünyaya gelen Bernard Malamud, ilk gençlik yıllarını Büyük Buhran koşullarında geçirdi. New York Şehir Üniversitesi’nde lisans, Columbia Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamladıktan sonra çeşitli pozisyonlarda memurluk ve edebiyat öğretmenliği; 1949 yılından itibaren de uzun yıllar boyunca çeşitli üniversitelerde okutmanlık yaptı ve yaratıcı yazarlık dersleri verdi. 1967’de ABD Bilim ve Sanat Akademisi’ne kabul edildi. Yahudi olarak yetiştirilmesine karşın, kendini agnostik hümanist olarak gören Malamud, yazdığı sekiz roman ve dört öykü kitabında Amerika’daki göçmenlerin yaşadıkları umutsuzluk ve zorlukların yanında, tüm yoksulluklarına rağmen hayallerine erişme çabalarını tasvir etti. Rus İmparatorluğu’nun son yıllarında hüküm süren Yahudi düşmanlığını konu alan Tamirci (Kafka Kitap, 2013) romanıyla Pulitzer ve Amerikan Ulusal Kitap Ödüllerini; Sihirli Fıçı (Kafka Kitap, 2019) öykü kitabıyla da yine Amerikan Ulusal Kitap Ödülü’nü kazandı ve diğer eserleriyle PEN/Faulkner, O. Henry ile Ulusal Yahudi Kitap Ödüllerine layık görüldü. 1986 yılında Manhattan’da hayata veda eden Malamud, Joseph Heller ve Philip Roth’la birlikte yirminci yüzyılın en etkili Yahudi Amerikalı yazarlarından biridir ve 1988 yılından bu yana Uluslararası PEN bünyesinde öykü türünde üstün başarı sergileyen yazarlara PEN/Malamud Ödülü verilmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 103 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 157 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.