Merhaba arkadaşlar, Pulitzer Edebiyat Ödülü ve Ulusal Kitap ödülü sahibi Bernard Malamud 'un ikinci romanı Çırak, 2.Dünya Savaşı sonrasında Amerika' ya göç eden Morris Bober 'in hikayesini anlatıyor. İlk kitabını okumadım, yazarı da ilk defa okudum.
Kitap biraz ağır ilerliyor, yaklaşık otuz sayfa hep aynı şeylerden bahsediyor, tekrar cümleleri sıkıcı. Sonrasında açılsa da aynı mahallede altı yedi kişiyle geçiyor konu. Hani şu tek mekanda çekilen sitcomlar gibi.
İlginçte bir kitap "amannn sıktı bırakayım diyip" merak edip devam ediyorsun.
"Frank ne yaptı, kasadan yine para çaldı mı, Helen'i izlemeye asansör boşluğuna tırmandı mı" gibi sorular da oku oku diyor
Bu gelgitler arasında bitirdim kitabı, fena da değil yani. Yahudi göçmenleri merak ediyorsanız okuyun derim.
"Kendimi neye saklıyorum ben, hangi kahırlı yazıya?"
Morris Bober, Brooklyn'de bakkalık yapmaktadır, hem kendisi hem de kızı Helen için daha iyi bir yaşam istemektedir. İşleri sıkıntılıdır, müşterileri gün geçtikçe azalmaktadır. Bu da yetmezmiş gibi bakkal bir gece soyulur, o esnada dükkanda bulunan Morris kafasından yaralanır.
Sabahları dışarıdaki ekmek ve süt çalınmaya başlar. Arsalar da kimin çaldığını öğrenemezler.
Frank Alpi diye biri gelip Morris'e yardım eder süt ve ekmeklerini içeri taşır. Kendisine iş vermesini ister. Boğazlarını zor doyuran bakkal istemez ama delikanlı ısrarlıdır. Aç olduğunu söyler böylelikle işe başlar. Karısı Ida, Frank'i yollamasını istese de Morris bir türlü yollayamaz.
Morris, Ida, Frank, Helen hayatlarına nasıl devam ettiler, Frank'in katkısı oldu mu bakkala?
Gerisi kitapta okuyun bir zahmet
Kitapla kalın sevgili dostlar