“Yahudi olmak, bitmek tükenmek bilmeyen bir lanetlemeden başka neydi? Onların talihlerinden de kaderlerinden de kan suçlarından da bıkmıştı.”
“Berezinski üzerine bir kova su fırlatır. “Yahudilerin neden domuz eti yemedikleri sır olmaktan çıktı. Domuzlarla Yahudiler kardeştirler, bok içinde yaşarlar. “
“...Her bir çıfıtı gizlendiği delikten çıkarıp beynini dağıtacaksın, o kurtlu bağırsakları deşeceksin, o pis, uzun burnunu koparacaksın. Genç ihtiyar tanımayacaksın. Çünkü sağ bırakırsan fare gibi ürerler. O zaman her şeyi, yeni baştan yapmak gerekir...”
“...Ne diyordum; ondan sonra leşlerini üst üste yığıp benzin dökerek ateşe vereceğiz ki görenler karşısına geçip oynasın!”
Ne kadar da aşağılayıcı sözler bunlar değil mi..
Büyük zevkle okuduğum bu roman Bernard Malamud’un “Pulitzer” ve “Ulusal Kurgu Kitap Ödülü”nü kazanmış bir eseridir.
Öncelikle, bu kitabın gerçek hikayeden esinlenmiş olduğunu belirtme gereği duydum. (#161792794) Baş kahramanımız olan Yakov Bok köyünü terk etmiş ve Kieve iş için gelmiş bir yahudidir. Çar Rusiyası dönemine denk gelen bu zamanlarda Rusiyada olağanüstü bir yahudi nefreti sonucu bir çok anti-semitik örgütler bulunuyordu. Cömert ve fedakarlığı ile ön planda olan Yakov Bok’un sırf yahudi olduğu için katlandığı zulüm ve zorluklar gerçekten müthiş tasvir edilmiş. Yakovun işlemediği bir “kan iftirası” (#161789235) suçu üzerine 2 yıl hapis yatarak eziyetlere dayanışı, hayatta kalmak için verdiği mücadele ve en esası suçsuzluğunu ıspatlama iradesi çoğu okuru duygulandıracaktır ki bence, Malamud bunu çok iyi bir şekilde okura aktarmayı başarmıştır. Bunun yanı sıra, işkencelere değinen yerleri okurken insan dehşete geliyor, en ince detayına kadar nakış gibi işlenmiş sanki. Okuduğunuza pişman olmayacağınız akıcı bir kitap olduğunu
Kiev'deki AdamBernard Malamud · Bilge Kültür Sanat · 20051,407 okunma
#spoiler#
Kitap bitti...ve ben kendimi dinlemekteyim şu an ,elinde kahvesiyle yumuşacık battaniyesi dizlerinde örtülü okunacak kitaplardan mıdır? bu kitaplar? ?
Bir yazar ..kimdi adı aklımda yok _Soljenitsin ,okurken takım elbise giyecek kadar saygı gösterilmesi gerektiğini söylemişti...
sanırım "Kiev deki adam"da iyi yazarlar rafinda kendine bir yer edindi benim dünyamda ...
Bernard Malamud Brooklyn doğumlu bir Amerikan yazar öncelikle beni şaşırtan bir detaydı bu ..uzun zamandır hiç bir kitaba inceleme yazmak gelmemişti içimden, ama bu hikayeyi es geçmek hak yemek olacaktı. .bir rus aklıyla, bir rus kalemiyle yazılmış gibi ..eleştirmenlerin onda Dostoyevski ,Çehov,Joyce etkisini bulduğunu öğrendim ..ve ayrıca su bilgiler dahilinde okudum romanı "Kan iftirası"denilen zaman içerisinde bir çok kez tekrarlanmış gerçek olaylardan yola çıkılarak romanlastirilmis ..Romana asıl kaynağı oluşturan olay ise "Beiliss davası"
Burada çok eziyetli bir mahkumiyet dönemini "Tamirci" ile birlikte yaşıyorsunuz ,bedensel eziyetin dışında ruhunuza yapılan bu saldırıyı ,tek başınıza buz gibi bir hücrede günde altı kez soyularak aranma, açlık ,tecrit gibi insanin insan olmaktan bıktığı ..ama "masum"olmanın getirdiği haklılığına son nefes gibi sarıldığı inatçı, dirençli, kızgın bir özgürlük özlemi ....
Yazarın bize
Asıl bahsetmek istediği belkide "yahudi düşmanlığı "idi ..ama benim kitaptan aldığım "masum olan bir insana kast"oldu
Insan olmak ve öyle kalabilmek için tarafsız- ca okuyunuz efendim
Sevgiyle kalın...
Kiev'deki AdamBernard Malamud · Bilge Kültür Sanat · 20051,407 okunma
Sırf yahudi olduğu için işlemediği bir cinayet yüzünden,yargılanan,çeşitli işkencelere,haksızlıklara maruz bırakılan bir insanın hak arayışı,yıllar sonra da olsa suçsuzluğun un ortaya çıkmasını konu alan bir roman
Kiev'deki AdamBernard Malamud · Bilge Kültür Sanat · 20051,407 okunma
Antisemitizm, adalet ve suç üçgeninde yalın dilde anlatılmış gerçek ve çarpıcı bir hikaye.Tamirci Yakov Bok, bir çok sayfada insanın yüreğine dokunuyor.
Kiev'deki AdamBernard Malamud · Bilge Kültür Sanat · 20051,407 okunma
Kitabın orijinal ismi "the fixed" yani "tamirci". Ama 1971 yılında yapılan ilk çevirisinde o dönemin yaygın akımı solcuların dikkatini çekmek için "kievdeki adam" diye çevrilmiş. Gerçekten büyük bir acemilik. Kiev Rus solunun sembol şehirlerinden biri. Ben bu çeviriyi 2006 yılında okudum. 2013 yılında tekrar çevrilmiş ve orijinal adı TAMİRCİ olarak yayınlanmış. Edebi açıdan kaliteli bir eser. Fakat fazlasıyla yavaş ilerliyor. Genellikle o dönemde yazılan Yahudi düşmanlığı konulu kitap ve çekilen filmlerin amacı Yahudi propagandası yapmaktı. Kitapta yazılanların gerçekten yaşandığını bilmiyoruz.
Kiev'deki AdamBernard Malamud · Bilge Kültür Sanat · 20051,407 okunma
Benim bir romandan beklediğim her şeye sahip, müthiş bir metin Tamirci. Kısaca, yirmimci yüzyılın başlarında Kiev’de, haksız yere tutuklanıp, savunma hakkı dahi verilmeden yıllarca hapis tutulan fakir bir Yahudi’nin hikayesi. Rus-Japon Savaşı’ndan ve dünyanın kalanında kaynayan kazandan payını alan çarlık rejiminin, iktidarını korumak için diğer tüm otoriter rejimler gibi bir düşman yaratıp, toplumun tüm öfke ve nefretini ona kanalize etmesi gerekince toplumda iyice tırmanan antisemitizmin kurbanı kahramanımız. Çocuğu da düzgüm bir geliri de olmayınca, karısının da ihaneti üzerine taşradan Kiev’e göçüyle başlıyor talihsiz hikayesi. Ardından Yahudiler’e yasaklanan bir bölgede yaşamak zorunda kaldığı bir işe girip, burada da hırsızların işine taş koymaya başlayınca, kendini işlemediği bir cinayet nedeniyle tutuklanmış buluyor ve sayfaları ardı ardına çevirdiğiniz hikaye, her bir sayfada yüreğinize dokunuyor. Hikayenin tek başına etkileyiciliği ortadayken, Malamud anlatımıyla da okuru esir alıyor.
Ancak Tamirci’yi müthiş bir metin yapan sadece hikayenin ve anlatımın gücü de değil; salt bir ayrımcılık, haksızlık/hukuksuzluk hikayesinden fazlasını irdelemesi bence. Hurafelerle bir toplum nasıl manipüle edilir, kitleler inançlar yoluyla nasıl galeyana getirilir ve kontrol altına alınır, güç ve iktidar sahipleri kendi gemilerini yürütmek için bu hurafe ve inançları muhafazakarlık kisvesi altında nasıl işlerine geldiği gibi kullanır, bunları muazzam anlatmış Malamud. Kitabın sonlarına doğru karakterin zihnini okura açmasına ayrıca bayıldım. Çok, çok iyi bir roman.
TamirciBernard Malamud · Kafka Kitap · 20131,407 okunma
“Kırılan ne varsa tamir ederim – yürek dışında.” Kitabın ana cümlesi bu. Romanın baş kahramanı Yakov bir Yahudidir ve tamircilik yapmaktadır. Yeni geldiği Kiev’de Hıristiyan bir çocuğun işkence ile
öldürülmesi suçu ile tutuklanır. Yakov tamamen masumdur fakat bunu kanıtlayamaz. Çünkü devletin tüm baskı aygıtları onun bu suçtan hüküm giymesi ve bu sayede başlatılması planlanan Yahudi katliamına uygun gerekçe bulmak için seferber olmuştur.
Bu ödüllü romanın yazarı da bir Yahudidir ve aile büyüklerinin kendisine aktardığı buna benzer hadiselerden , bir de 1894 yılında Fransa'da haksız yere casuslukla suçlanarak yargılanan, Yahudi asıllı Yüzbaşı Alfred Dreyfus olayından etkilenerek bu romanı yazmıştır. Emile Zola da konuyla ilgili olarak "Suçluyorum" başlığıyla yayımlanan tarihi bir mektup yazmıştır. Bu mektup daha sonra Suçluyorum Aynı başlıkla kitap olarak yayımlanmıştır. Dreyfus 1906 yılında beraat etmiştir. Yazar kitapta da Dreyfus olayından örnek verir .
Yazar kitabın ana felsefesini Spinoza felsefesi
üzerine kurar. Yakov karakteri sık sık varoluşsal sorgulamalar yapar. Hem Spinoza felsefesi hem de onun hayatından örnekler aktarılır.
Yahudilerin onu sinagogda nasıl lanetlediklerini, fikirleri yüzünden bir suikastçının onu sokakta nasıl öldürmeye çalıştığını, küçücük odasında çalışarak, yazarak, geçimini sağlamak için ciğerleri cama dönene dek mercek yontarak nasıl öldüğünü aktarmıştır.Spinoza genç yaşında, yoksul, mazlum ama en özgür insanlardan biri olarak ölmüştür. Düşüncelerinde özgürdü, zorunluluk kavramını nasıl anlamak istiyorsa öyle anlamakta ve felsefesini inşa etmekte özgürdür. Zorunluluk, Spinoza'yı özgürleştirmiş ama Yakov'u tutsak etmiştir.Spinoza evreni düşünmüştü ama
Yakov'un zavallı düşünceleri bir hücreye kapatılmıştı.
Bu romanı okurken ve
TamirciBernard Malamud · Kafka Kitap · 20131,407 okunma
~~~Beklersin. Ümit dolu dakikalar ve ümitsizlik dolu günler boyunca beklersin. Bazen sadece beklersin, bundan daha aşağılayıcı bir şey daha yoktur~~~
Malamud'a hem Pulitzer Ödülü hem de Ulusal Kitap Ödülü kazandıran bir klasik olan "Tamirci, karısı tarafından terk edilen ve Rus kasabasında yaşayan, genel bir tamirci olarak çalışan ve Yahudi olan Yakov Bok'un hikayesini anlatır. Bernard Malamud'un en tanınmış ve en çok beğenilen romanıdır; onun köklerini Rus kurgusunda, özellikle de Isaac Babel'de açıkça ortaya koyan bir roman da sayılmaktadır...
~~~Mantık nerede? Adalet nerede? Spinoza ne der? İnsanın gunlük işlerini yapabilmesi için gerekli huzur ve güveni sağlamak devletin görevidir. İnsanın kısa ömrünü yaşamasına, koşullara dayanmasına, hastalıkla ve evrenin korkularıyla başa çıkmasına yardım etmek devletin görevidir~~~
1911 yılında, antisemitizmin arttığı bir dönemde Kiev'de geçen roman, genç bir Rus çocuğunun vahşice öldürülmesiyle suçlanan Yahudi tamirci Yakov Bok'un hikayesini anlatır. Yine tarih içinde karakterler içinde yaşanan benzer olaylarla, her dışlanan ırk için geçerli durumlarla...
~~~Bir kez yola çıktığınızda artık açıktasınızdır, yağmur da yağar, kar da. Tarih, kar olur başınıza yağar. Yani, insanın başına gelenler, o insanın dışındaki olaylardan örülmüş bir ağın ıçınde olmaya başlar. Elbette bu olaylar, insan varacağı yere varmadan başlar. Hepimiz tarihin içindeyiz, bu kesin, ama bazılarımız diğerlerine göre daha fazla içinde~~~
Bok, şansını Kiev'de denemek için köyünden ayrılır ve Yahudi kimliğini inkar ettikten sonra kendisini Yahudi karşıtı Kara Yüzler Cemiyeti'nin bir üyesi için çalışırken bulur. Çocuk bir mağarada neredeyse kanı çekilmiş halde bulununca Kara Yüzler, Yahudileri ritüel cinayetle suçlar. Tutuklanıp hapsedilen Bok, işlemediği bir
TAMİRCİ-BERNARD MALAMUD,344 sayfa
“ Ben devrimci değilim. Ben deneyimsiz bir adamım. Böyle şeylerden anlamam ki. Ben bir tamirciyim. Kırılan ne varsa tamir ederim-yürek dışında.”
*Masum bir adamın adalet arayışı…
*Bir insanın milliyeti ne olursa olsun işlemediği bir suçtan dolayı mahkum edilmesi ön yargılı davranılması kadar kötü bir şey yoktur.Hele insanlık dışı işkenceler,atılan iftiralar ve işlemediği suç için yaratılan yalan deliller.Sözde adalet dağıtıcıların olmayan suçları yaratması,hayali kanıtlar ortaya atması,amaç bir çerçeve çizmek olunca, delil ayarlamak da mümkün oluyordu.
*Yozlaşmış bir Rusya ve Yahudi karşıtlığı.İyilik yapmanın insanı nasıl pişman ettirdiğinin örneği.Haksızlıklar karşısında insan neden susar?Bir gün adaletin herkese lazım olacağı neden akla gelmez?
Gerçek tamirci kitap karakteri Yakov Bok değil,gerçek tamirci biziz,her birimiz.Bir şeyler yapmalıyız mesajı veriyor kitap bize.
*1905 devriminden sonra ,Rusya’nın son çarının devrilmesinden önce,1911 yılında Kiev siyasi ortamın belirsizliği ile bir kültür paranoyası içindedir.Vahşi hurafeler ve gizemli görüşler ile bir Ortaçağ şehrine dönüşmüştür.Kentin her yerinde Yahudi düşmanlığı kol gezmektedir.On iki yaşındaki Rus çocuğu bıçaklanarak öldürülüp bütün kanı boşaltılmış halde bulununca ,suç Yahudilere atılır ve çocuğun dinsel bir ayin için öldürüldüğü dedikoduları ortaya saçılır.Bunun için de bir suçlu gerekmektedir.
Elinden her tür tamir işi gelen tamirci Yakov Bok cinayet ile suçlanır,tutuklanarak mahkemeye çıkmadan hapse atılır.İki yıl hücrede geçirir hayatını,iddianamesinin hazırlanmasını beklerken inanılmaz,insanlık dışı muamelelere,işkencelere maruz kalır.Ağzını açtığı anda akıl almaz cezaların,işkencelerin yapıldığı hapishanede tek suçu Yahudi olmaktır.
*Akla gelmeyecek
TamirciBernard Malamud · Kafka Kitap · 20131,407 okunma
Kitap ırkçılık ve önyargılı ayrımcılık hakkında.
20. yüzyılın başlarında Çarlık Rusya'sında Yahudilere yönelik ayrımcılığın yoğun ve sürükleyici bir hikayesini, gerçekçi ve güçlü duygusal halüsinasyonlar eşliğinde okuyacaksınız.
Kitap yaşanmış bir olaydan yola çıkılarak yazılmış. Peki soralım, her devirde, yaşanmış olaylardan yola çıkarak bu tür hikayeler yazmak mümkün mü sizce ?
TamirciBernard Malamud · Kafka Kitap · 20131,407 okunma
1914 yılında Brooklyn, New York’ta Rus Yahudi göçmeni bir ailede dünyaya gelen Bernard Malamud, ilk gençlik yıllarını Büyük Buhran koşullarında geçirdi. New York Şehir Üniversitesi’nde lisans, Columbia Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamladıktan sonra çeşitli pozisyonlarda memurluk ve edebiyat öğretmenliği; 1949 yılından itibaren de uzun yıllar boyunca çeşitli üniversitelerde okutmanlık yaptı ve yaratıcı yazarlık dersleri verdi. 1967’de ABD Bilim ve Sanat Akademisi’ne kabul edildi. Yahudi olarak yetiştirilmesine karşın, kendini agnostik hümanist olarak gören Malamud, yazdığı sekiz roman ve dört öykü kitabında Amerika’daki göçmenlerin yaşadıkları umutsuzluk ve zorlukların yanında, tüm yoksulluklarına rağmen hayallerine erişme çabalarını tasvir etti. Rus İmparatorluğu’nun son yıllarında hüküm süren Yahudi düşmanlığını konu alan Tamirci (Kafka Kitap, 2013) romanıyla Pulitzer ve Amerikan Ulusal Kitap Ödüllerini; Sihirli Fıçı (Kafka Kitap, 2019) öykü kitabıyla da yine Amerikan Ulusal Kitap Ödülü’nü kazandı ve diğer eserleriyle PEN/Faulkner, O. Henry ile Ulusal Yahudi Kitap Ödüllerine layık görüldü. 1986 yılında Manhattan’da hayata veda eden Malamud, Joseph Heller ve Philip Roth’la birlikte yirminci yüzyılın en etkili Yahudi Amerikalı yazarlarından biridir ve 1988 yılından bu yana Uluslararası PEN bünyesinde öykü türünde üstün başarı sergileyen yazarlara PEN/Malamud Ödülü verilmektedir.