Ne diyeceğimi kestiremiyordum. Kendimi çok beceriksiz buluyordum. Ona nerden yaklaşılır, nasıl ulaşılır bilmiyordum. Ne kavranılmaz bir yer şu gözyaşı ülkesi.
Tanrı, iyiliği insanın rahmine; kötülüğü ise insanın kalbine bırakır. Ve burada rahim insanın ruhunu onarır iyilik gibi. Oysa kalp insanın gövdesini ovar ve yorar rüya gibi.
… Zaten çocukken mutluluk denen mucizeyle daha samimi oluyordu insan. Çünkü büyümenin ilk kuralı mutsuz olmaya başlamaktı. Büyümek kirli ve can sıkıcıydı. Aklı başında herkes bilirdi bunu; boyu uzadıkça mutsuzlaşıyordu insan.