Gösteremediği ilgiye, veremediği sevgiye bile geç kalmışlığın suçluluğuyla bakan bir adamdır Mürşit; yetersizlik hissiyle erken tanışmış, soru sorması dahi yasaklanmış, yaptığı, yapmadığı ya da yapamadığı her şey için kendini yargılamaya alışmıştır. Belki bu sebeplerden belki de herşeyin derinine inen bir insan olduğundan artık istemeyeceğinden fazlasını görmesi sebebiyle hayatı ve insanları sevmiyordur. Bu adam hayatı bir “yolcu” gibi yaşamak isterken, baba mirası otelin işletmecisi olmaya, ailesinin reisi rolünü taşımaya mecbur bırakılır. Tamahkârlaşan şehirde her gün biraz daha ağırlaşırken, gerçek dostluğu Madenci’de bulur; çünkü bazı insanlar birbirini en çok pişmanlıklarının aynasında tanır.
Okurken psikolojik tahlillerin ne kadar güçlü yapıldığını hissediyorsunuz; karakterlerin ruh hâline bürünüyor, onların iç dünyasında dolaşıyorsunuz. Ayfer Tunç’tan okuduğum ilk kitap olmasıyla bende ayrı bir yer edindi; dili akıcı, ele aldığı konular ise fazlasıyla ilgi çekici. Toplumun görmezden gelinen, en karanlık yönlerini gün yüzüne çıkarışı beni etkiledi ve bu yüzden diğer kitaplarını da okumak istiyorum.