Hükümet Eskişehir'e taşınmayı tasarlıyordu. Babıâli arşivleriyle bankalardaki altınlar daha şimdiden oraya gönderilmişti. İstanbul'un polis karakollarında, şehri tutuşturmak üzere teneke teneke petrol hazırlanmıştı. Sanat eserleri müze mahzenlerinde saklanmış ve Ayasofya da içinde olmak üzere, birtakım resmi binaların dinamitle uçurulması kararlaştırılmıştı. Amerikan büyükelçisi, Ayasofya'ya dokunulmamasını isteyince Talat, "Ittihat ve Terakki içerisinde eski şeylere meraklı olanlar parmakla sayılır," diye cevap verdi.
Gerçek düşman kendi aralarındaydı: Onları, başka milletlerin yürüdüğü ışıklı yoldan alıkoyan, gelişmeleri önleyen, baskı altında tutan softalık ve yobazlık, Mustafa Kemal'in görüşüne göre Osmanlı İmparatorluğu, Müslüman olmayanların cennetin bütün nimetlerinden yararlandıkları, Müslümanların ise cehennem azabı çekmeye zorlandıkları bir yerdi.