Türkiye'de Aramca eğitimi veren hiçbir kürsü yok, dışarıda da çok az... Bu dil öğrenilmeden bırakın Hıristiyanlığı, semavî dinlerin ilahiyatı dahi yapılamaz. Keza İslam devrinin parlak çağındaki kelamcılar ve hadisçiler İbranca ve Aramca bilirlerdi. Buna en güzel örnek İsmail Buhârî hazretleridir.
İki topluluk da Horasan üzerinden, Maveraünnehr'den gelir. Bunlar, Kafkasya'nın otokton halkları değiller; iki millet de Oğuz'dur. Oğuz tâifesinin bu topraklarda görülmesi 10. asır civarındadır. Aynı kökten geliyoruz tabii ki, keza aynı dili konuşuyoruz.
Gittikleri yerlerde bulunan devletlerden de hem bürokrasi hem iktisat hem medeniyet bakımından bir şeyler alıyorlar. Kesin olarak üstün oldukları bir alan var; o da askerî örgütlenme.
Stratejik ve askerî sanatlar ve hatta tarım faaliyetleri var; mesela pirinç ekim ve üretimi. Bu üretim, Halil İnalcık'ın önemli bir çalışmasına konu olmuştur. Pirinç stratejik bir mal... İtalya bölgenin pirincine muhtaç... Keçe de aynı şekilde stratejik bir madde... Osman- li'da daha stratejik hâle geliyor, çünkü kullanım alanları ve teknikler değişiyor. Keza keçe, Osmanlı devrinde topçuluk için lazımdır. Şütürbanlık, yani devecilik mesleği icra ediliyor. Devecilik Anadolu'da çok önemli; sırf lojistik açıdan değil. Türkler başka bir başarı sağladılar; çünkü burası ne Arabistan ne Orta Asya'ydı. Dahası ye- ni bir deve cinsi ürettiler. Bölgeye göre hayvan üretimi şarttır. Keza Ruslar, Kars bölgesini 93 Harbi'nden (1877-78 Savaşı) sonra ilhak ettiklerinde kırk yıl içinde inanılmaz derecede sığır ve at cinsleri ürettiler. Nitekim bir yerde yerleşmek istiyorsanız oraya uyacaksınız. Anadolu'da "Keştîvan" denilen kayıkçı zümreleri de var. Çünkü her yerde nehirler var. Cambazlar, hokkabazlar, hatta fahişeler bile zanaat defterlerine kaydedilmiştir. Keza fahişelik, şehir cemiyetlerinde kontrol altında tutulan bir meslektir.
"Du İbrahim âmed bed'in cihan/Yekî but-şikest sod yekî but nişân",
"Bu dünyaya iki İbrahim geldi/Biri put yıkar, biri
put yapar."
Firdevsî; Gazneli Mahmud'un asıl adının İsmail olması dolayısıyla, Hz. İbrahim'in, Hz. İsmail'in babası olmasına telmihle hicvetmişti onu.