Sultan Mahmud'un, artık ortaya çıkan ve yayılmaya başlayan Selçuklu hanedanıyla çatışması söz konusu... Bunlar bir sonuca ulaşmıyor. Bağdat halifesi, Gazneli Mahmud'a büyük hürmet göstermiştir ama ondan sonraki Gazne hükümdarları aynı hürmeti görecek durumda değillerdir. Keza 1040'ta Dandanakan Savaşı'nda Tuğrul Bey'in Gaznelileri yenmesiyle Horasan ve İran bölgesinde Gazne hâkimiyetinden bahsetmek mümkün değildir. 1040'ta Dandanakan Savaşı'nda Gazneliler darbe yedi ama devlet orada bitmedi. 1187'ye kadar taht kavgaları ve bölünmelerle devam etmiş, daha sonra Selçuklular ve Harezmşahlar bu devleti tamamen ortadan kaldırmıştır. Harezmşahlar da parlak bir devletti ama onları Cengiz Han bitirdi. O devletin büyüklüğü bugünkü Hive şehrinden anlaşılabilir. Selçuklularla birlikte Ortadoğu'nun coğrafyası değişti. Çünkü Gazneliler, Büveyhîleri kontrol ediyordu. Gazne ortadan kalkınca Büveyhîler Bağdat'a hâkim oldu. Bu hanedan, Hazar kıyısında yaşayan bir Kürd ailedir. Onları sindirecek olan da yine Selçukîlerdir.
681'de Göktürk Devleti'ni yeniden kuran İlteriş Kağan ve halefi Kapgan Kağan devrinde, Maveraünnehr'deki Soğdlar (Soğdianalı) tekrar itaat altına alınmak istendi. Araplar ise 644 yılında Horasan'ı fethetmiş ve sınırdaş olmuşlardı. Kapgan'ın Kül Tigin'i bu havaliye sefere yollaması ile Arap-Türk çatışması başladı. Her ne kadar Orta Asya'nın göçebeleri arasındaki çatışmalar Arap fütuhatını kolaylaştırsa da bu fütuhatın öncekiler kadar kolay olmadığı görülüyor.
İşin sırrı başka bir yerde, evinde baktığı özürlü sanatçıya kendini vakfeden Motzugi'nin yazdıklarında gizlidir: "Yanamura'nın yeteneğini geliştirmenin sırrı onun ruhunu paylaşmaktı. Öğretmen bu güzel, dürüst, özürlü insanı sevmeli ve onun temiz ve özürlü dünyasını paylaşmalıydı."