Sıradan bir hayatın çok güzel bir akıcılık ve kurgusuyla anlatılan hikayesidir Stoner. Varoloşçuluk akımının izleri görülen romanın genel hikayesi şudur: William Stoner sıradan bir çiftçi ailesinde doğan ailesinin tek çocuğudur. Babası toprakların artık eskisi kadar verimli olmadığını anlar ve bir devlet memurunun da yönlendirmesiyle oğlu William Stoner'ı üniversiteye gönderir. William Stoner çekingen, soğuk ve tipik bir varoluş karakteri olarak hiçbir şeyi fazla önemsemeyen ve hissedemeyen birisidir. Üniversiteye babasının isteğiyle Ziraat öğrencisi olmak için başlar ancak ilerleyen zamanlarda Stoner'ın ilgisi İngiliz Edebiyatı'na yönelir. İngiliz Edebiyatı dersi hocası Archer Sloane'un yönlendirmesiyle üniversitede hocalık yapmaya karar verir ve tam bu sırada Birinci Dünya Savaşı patlak verir, biraz tereddüt etse de Stoner bu savaşa katılmaz ancak üniversitede tanıştığı iki yakın dostu Dave Masters ve Gordon Finch bu savaşa katılır. Dostlarından birisini savaşta kaybeder Stoner. Daha sonra sağ kalan dostunun geri döndüğünde verdiği bir partide tanıştığı genç Edith ile tanışır ve evlenir ancak bu evlilikte bir sorun vardır. Evlilik bir aşka dayanmamaktadır. Edith utangaç, sıkılgan ve içine kapanık bir kızdır fakat üzülmeyin roman ilerledikçe Edith hepinize maşallah çektirecek kadar açılacak, çevre edinecek ve Stoner'ı artık ezmeye başlayacaktır. Bu evlilik neden olmuştur bu da sağlam bir nedene dayanmaz, ki zaten romanda gerçekleşen olaylar ve karakterin hayatındaki dönemecler sağlıklı bir nedene dayanmaz. Sadece olur ve biter. Sonu hüzünlü de bitse aşk, yasak ilişki, dostluk, mücadele ve feragati barındıran güzel bir yolculuktu John Williams'ın Stoner romanı.. Romandan bir pasaj paylaşmak istiyorum. Bu pasaj romandaki başkarakterimizin nasil birisi olduğunu ve