RÜVEYDA

Leyla ile Mecnun
Bu aralar yine Leyla ile Mecnun dizisine kafayı takmış bulunuyorum. Onu izlemek boş zamanlarımda yaptığım en güzel aktivitelerden biri. Hâlâ izlemeyenler varsa şayet, muhteşem ve gelmiş geçmiş en iyi dizilerden biri olduğunu da belirteyim. Şimdi 80. bölümde geçen o güzel bölüm sonu tiradını paylaşacağım sizlere. Çok güzel ve anlamlı lütfen okuyun; Her insanın, korkularıyla, acılarıyla, tüm geçmişiyle ve gerçeklerle yüzleşmesi gerekir. Bunu ne kadar geç yaparsa, kendisindeki değişimi de o kadar geç fark eder. Acıyı ve üzüntüyü paylaşmak daha da yakınlaştırır insanları. Yüz yüze konuşamadıkları şeyler olsa da birbirleri için ne kadar önemli olduklarını bilirler her zaman. Ne istediğini bilen biri daha hızlı yol alır. Daha çabuk çıkar düştüğü kuyudan. Ne olursa olsun yalnız olmadığını bilmek ister insan. Üzerinde durduğu ayakları ne kadar güçlü olursa olsun, birinin elinden tutmasını ister. Kendisiyle yüzleştikten sonra bile hayatında hiçbir şey değişmez bazısının. Onların hayatında değişime yer yoktur. Her şey olduğu gibi kalsın isterler. Kiminin de kendisiyle yüzleşmeye hiç mi hiç ihtiyacı yoktur. Birine tüm geçmişini anlatmak, ona seni seviyorum demekten daha zordur aslında. Bazıları işte bunu yapar. Sevdiğini söyleyemez belki ama alır tüm geçmişini avucuna bırakır. Bazen de bir yüzleşme hiç de iyi bir sonuç vermez ve ne olursa olsun insan yüzleşmeli kendisiyle. Hatalarını görebilmeli. Yaptığı her hatadan ders çıkarabilmeli. Çünkü hata insanlar içindir.
Dizi
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Sevmek insanca bir şey, ancak insanca sevmeyi bilmek lazım!"
Sayfa 12 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Çocukların bir şeyi niçin istediklerini bilmedikleri konusunda derin bilgi sahibi bütün öğretmenler ve eğitmenler hemfikir; fakat yetişkinler de çocuklar gibi bu dünyada oradan oraya sürükleniyorlar ve onlar gibi nereye gittiklerini bilmiyorlar, onlar gibi gerçek amaçlar doğrultusunda hareket etmiyor ve onlar gibi bisküvi, pasta yerine göre şeker, yerine göre sopayla yönetiliyorlar: Genellikle buna kimse inanmıyor, ama bana göre bu çok açık bir şey. Bunları sana anlatmaktan hoşlanıyorum, zira bana bu konuda söyleyeceklerini biliyorum: Çocuklar gibi hiçbir şeyi dert etmeyenler, oyuncak bebeklerini oradan oraya dolaştıran, giydirip soyan ve büyük bir saygıyla anneciğin şekeri kilitlediği çekmecenin etrafında gezinen ve arzu ettikleri şeyi ele geçirip avurtlarını şişirerek yerken ‘’daha!’’ diye bağıranlar mutludur. – Onlar mutlu yaratıklar. Rezilce işlerle uğraşan ya da tutkularına muhteşem isimler takıp bunları insan soyunun sağlığı ve mutluluğu için devasa girişimler olarak görenler de mutlu. Ne mutlu böyle olabilene! Ama alçakgönüllülükle her şeyin geçip gittiğini bilen kişi, bahçesini cennete dönüştürebilen her insan ne kadar mutlu olduğunu, mutsuz olanın da yorulmadan sırtında ki yükle nefes nefese yolunda ilerlediğini, bu güneş ışığını bir dakika fazla görmenin herkesi aynı şekilde ilgilendirdiğini anlayan kişi – evet , o kişi de huzurludur, hem kendisinden bir dünya kurar, hem de bir insan olduğu için mutludur. Ayrıca ne kadar sınırlanırsa sınırlansın, bu zindanı ne zaman isterse o zaman terk edeceğini bildiği için yüreğinde her zaman tatlı bir özgürlük duygusu barındırır.
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Ancak kendi içime dönersem bir dünya buluyorum! Yine tasvir ve etkin bir güçten çok, sezgi ve belirsiz bir arzuya yer veren bir dünya bu. O zaman her şey birbirine karışıyor ve arkasından düşler içinde dünyaya gülümsemeyi sürdürüyorum.
Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Bazıları için insan yaşamı yalnızca bir düşten ibaret, nereye gidersem gideyim, bu duygu benim de peşimi hiç bırakmıyor.
Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat