Sadece mutluluğumuz değil zihinsel açıdan gelişimimiz de irade terbiyesinden geçiyor. İşin püf noktası büyük sabır göstermekte saklı. Sanıldığının aksine bilimsel, büyük edebi eserler olağanüstü beyinler sayesinde değil başarılı bir otokontrol ve kendine hakim olma neticesinde doğar.
Derin tefekkürün amacı ruhumuzdaki nefret veya şefkat duygularını harekete geçirmek, davranışlarımıza düzen getirmek, kendimizi karar almaya itmek, iç ve dış kaynaklı fırtınalı ruh hallerinden kurtulmak olmalıdır.
Yalnızca iki büyük kategoriden bahsedebiliriz; istekli, ciddi şekilde harekete geçenler ve zayıf iradeli, harekete bir türlü geçemeyenler. İlk grupta olanlar ortam ve imkanlar ne olursa olsun kısıtlı imkanla bile harikalar yaratır ve genellikle imkanı da istekleriyle oluştururlar. İkinci grupta olanların da kitaplarla dolu kütüphaneleri, malzemeyle dolu laboratuvarları olsun hiçbir şey yapmazlar.