Süheylâ

Süheylâ
@1suheyla
Kitapları moda olmadan önce de seviyor idim ッ
Hayat boyu öğrenci
Şimdilik dünya :)
21 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Yazar tahlili yapan okurların tahlilini yapmak pek zevkli oldu
10/10
·80 syf.··
2020 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2020 21:29
Liseden beridir çeşitli dergileri okumayı alışkanlık haline getirme yolunda ilerlerken bu kez yoluma okur dergisi çıktı, iyi ki de çıktı. Bizler sadece kitaplara odaklandık fakat kitaplar kadar onları okuyanlar da önemli. Yani bizler, okurlar. İşte okur dergisi biz okurlara ithafen yayınlanan üç aylık bir dergidir. Dünyada ve Türkiye’ de güncel olarak okunan kitaplara da yer veriyor. Dedim ya kitaplardan önemli bir şey varsa o da biz okurlarız. Okurların zihin dünyasında yer alan kitapların tahlillerini bir çay/kahve eşliğinde okur dergisini alıp okuyun. Yazarın tahlilini yapan okurların tahlilini yapmak da pek zevkli oldu.
Okur Dergisi - Sayı 10 (Haziran-Temmuz-Ağustos 2019)Okur Dergisi · Erkam Yayınları · 20196 okunma
Reklam
7/10
·198 syf.··
2020 3. kitabı
Bu kitabı okurken Marquez’in Kırmızı Pazartesi kitabını okuyor gibiydim. Bir şeyler anlatılıyor ama bir türlü ne istediği ne amaçladığı hakkında bir yere varamıyorsunuz. Okurken Kırmızı Pazartesi’yi okuyor tadı aldım ama sonu onun gibi bir yere bağlanıp sonlanmadı. Çavdar Tarlasında Çocuklar havada asılı kalarak son buldu. Benim bu kitaptan aldığım şunlar oldu: Herkes herkesin aynı olmasını istiyor. Aynı duygular, aynı düşünceler, aynı konuşmalar... İnsanların diğer insanlardan istediği bir tekdüzelik. Holden da buna maruz kalanlardan biri. Ama ilginç ki kitapta buna ithaf edilen bir şey yok. Holden da ne farklı olmaya çalışıyor ne de onun değişmesini isteyenlere laf ediyor. Yani ne Holden değişim istendiğinin farkında ne de Holden’in değişmesini isteyenler farkında.
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,2bin okunma
Ya yanılıyorsak!
10/10
·112 syf.··
2020 1. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2020 00:39
(Spoiler içerir) Kitabı bitirirken “rüya mıydı bu” dedim. Ortada bir cinayet yok, toplumun çökmüş zihniyeti var. Marquez ortada bir cinayetin olmadığını olayın tamamen dedikodu olduğunu direkt söyleyebilirdi. Ama o zaman Zehra’yla kitap üzerine çıkardığımız bu anlamayı bulamayacak ve yaşayamayacaktık. Kitapta yazılanları değil okurken verilen hisleri anlamayı yakalamak bütün mesele. Altı çizilecek cümleleri olan bir kitap değil anlamlandırılacak bir kitap. Çıkardığımız ana fikir, toplumun dogmatik algı düzeyi. Bakınız hiçbir şey göründüğü gibi değil. Evet herkes aynı şeyi aynı anda söylese bile ve hatta sen dahi gördüğün, bildiğin şeylerin doğruluğuna kesinkes kanma, her zaman şüpheyi heybende tut. Görmediğimiz bir tarafın olduğunu bilmeliyiz. O görmediğimizi görmezsek bile görmediğimizi bilmeliyiz. Cinayet üzerine üretilen bir olay ama cinayet yok. Velhasıl inandığımız o şey olmayadabilir. Kendini kandırmaktan ibaret. Hikaye basit ama anlamı basit değil. Çoğunluğun inandığına inanmak zorunda değilsin. Toplumun hepsi buna inanıyor olsa da sen inanmak zorunda değilsin. Ertuğrul hocamın sürekli tekrarladığı o slogan hayatımda şu anda anlam buldu: Ya yanılıyorsak! Not: Son sayfa, o son 6 satır için..
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma