Emine HASDEMİR

Emine HASDEMİR
@1yolcu38
Olmak istediğin kişi ol, başkalarının görmek istediği değil.
Puan vermedi
Merhabalar arkadaşlar bugün sizlere polisiye, gizem, aşkın birbiriyle bağdaşmış aynı zamanda kitaba ters köşe ile başlayıp sonuna kadar ters köşe ile biterek bizlere harika bir polisiye sunan bir kitapla geldim. Kitap gerçek hikayeden yola çıkarak farklı dönemde yaşamış iki insanı yani 1800'lü yılların ilk kadın mafyası ve 1920'li yılların seri katili Hrisantosu öldüren komiser Muharrem'i bir araya getirerek harika bir kurgu oluşturmuş. Kitaptan kısaca bahsedeyim hemen. Osmanlının ilk kadın mafyası Hanzade varlıklı bir ailenin kızıydı. Tecavüze uğraması sonucu adamı öldürerek hapishaneye girer. Orada kendi çapında güçlenir ve hatta hapishaneden çıktığında içeride tanıdığı Ligor ile ekip, çete kurar. Ama sonra oğlunu birileri kaçırır sonra kaçırılan engelli oğlunu bulduğunda taciz edildiğine şahit olur ve orada 21 kişiyi baltayla katleder. Böylece Baltalı Hano kötülerin korkulu rüyası olur. Bunu durdurması için Komiser Muharrem görevlendirilir. Ve bu ikili arasında artık akıl oyunları başlar. Birbiri üzerinde üstünlük kurmaya çalışan bu ikiliyi okurken şaşıracaksınız. Kitabın sonunda muhteşem bir son sizi bekliyor... Yazarın harika kurgusu, alt metinlerinin olduğu, duygu yoğunluğunu hissederek heyecanı her sayfada artan bu enfes romanı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum...
Komiser Muharrem Baltalı Hano'nun PeşindeMehmet Işık · Yaka Yayınları · 2023337 okunma
Reklam
Puan vermedi
Yazarın ilk kitabı olan 'Dila' kısa sayfalardan oluşsa da hayatın içinden gelen, bazı evlerde hâlâ bu durumu yaşayan insanların olmasıyla derin ve anlamlı bir konudan oluşuyor. Konusu kısaca Gaziantep'te yaşayan Dila'nın aslında hikayesi anne karnında başlıyor. Kız çocuğu öğrenildiği andan itibaren maalesef değer verilmeyip hor görülen, dışlanılan, okumasına izin verilmeyen yani insan yerine dahi konulmayan durumları yaşarken bir de üstüne erken yaşta evlenmek zorunda kalıyor ve eşinden her türlü şiddet görüyordu. Daha sonra bu kötü, mutsuz giden hayat yolunda karşısına çıkan bir umut kapısı açılıyor Dila'nın hayatına ve aslında ömrünün ikinci yarısına başlıyordu. Konusuyla okuyucuyu etkileyen ve güçlü olmayı, ayaklarımızın üstünde durmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatan bir eser oldu benim için. Gerçek bir hayat hikayesi niteliğinde olan bu kitaba şans verilmeli bence.
DilaAslı Özmen · Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık · 202214 okunma
Puan vermedi
“Kısacası, intihar etmeye niyetlenen ama sonra suyu çok soğuk bulduğu için kıyıya koşan biri gibi iyileşmeye çalışıyorum.“ Merhaba arkadaşlar bugün sizlere en çok bilinen kitabı İnsanlığımı Yitirirken ile tanınan Japon ve sevgiğim yazar olan Osamu Dazai’nin otobiyografik hikayelerinin derlemesinden oluşan bir eserle geldim. Hayatı insanın başına gelebilecek en acı verici durum olarak niteliyor ve yazdıklarına, umudunu yitirmiş zavallı bir insanın hikâyesi tanımını yapıyor. Çoğu okuyucu bu yazarın kitaplarını okuduğunda aslında Osamu Dazai’nin depresif bir ruh halinde olduğunu bilir ama neden bu ruh halinde olduğunu yazarı araştırmayanlar pekte bilmiyor. Bu eseri aslında tam da bunun nedenini öğrenmek için bir araç oluyor bizlere. Yazarın biyografisini okuyunca aslında bu ruh haline, depresifliğe sürükleyen birçok etmenin - küçük yaşta abisini kaybetmesi, savaş döneminde yaşadıklar şeyler, maddi zorluklar - öğreniyoruz. Asıl sebebin aslında kendini sevmemesi olarak görebiliriz. Bu nedenler yüzünden sürekli ölümü düşünüyordu ve dört kez intihar girişimi yaptı fakat hayatta kaldı ama beşinci kez intihar girişimi sonrası hayatı sona erdi. Sevdiğim yazarların biyografilerini okumayı seviyorum çünkü yazarın başından neler geçmiş, yaşadığı döneminde neler olmuş, hayata getirdiği kitapları hangi ruh hali ile yazmış ve o ruh haline nasıl, neden geldiği gibi konularına cevap bulmakla birlikte kendisini ve eserlerini anlamam da daha etkili ve kalıcı oluyor. Yazarı merak edenler ve bu türü sevenlerin kesinlikle okumasını isterim.
Benim SavaşımOsamu Dazai · Otantik Yayınları · 202378 okunma
Puan vermedi
Merhaba arkadaşlar Bugün sizlere kuşların ağzından okuduğum epik, mitolojik, fantastik, ütopik, mistik, tasavvuf ile harmanlanmış olan serinin ilk kitabı olan CABULKA eseri ile geldim. İlk olarak 'Cabulka' ne demek diye merak edip onu araştırma ile başladım. Osmanlıca ve iki ayrı anlamı var. Biri en uzak Doğu'da bin kapısı olan efsanevi bir şehir. Diğeri ise insanın mutlaka Allah' a doğru yönelme yolunda ki ilk merhalesi demekmiş. Kitabı okuyunca anlıyorsunuz bu ismin kitaba uyumlu olduğunu. Gelelim kitabımıza; Cabulka, içerisinde huzur mutluluk ve daha birçok güzel şey barındıran kuşların ülkesi. Hatta onlara ait okullar, saraylar ve daha nice yerler var. Ama bu mutluluk ülkelerinde kısa sürüyor. Çünkü aniden bir hastalıkla birlikte doğan tüm kuşlar direkt ölüyordu. Her şeyin ters gittiği bu dönemde listeye bir de aniden çıkan savaş eklendi. Bu tüm kötü olaylar Cabulka'daki kuşların sonu mu olacaktı. Çok sade bir dille ele alınmış bu eser zaman zaman kendimi Cabulka’daki sarayda hissettim. Olaylar üzerinden biz insanlara da verilmiş olan güzel mesajlar vardı bölümlerin içinde. O kadar emek verilerek hazırlanmış ki, takdir etmemek elde değil. Yolumuza ışık olacak bu kitabın internet sitesi, özenle yapılmış haritası ve spotify de müzikleri bulunuyor. Okuduktan sonra dinlemeniz anlamanız için daha iyi olucaktır. Bu kitabı benimle buluşturan Ayşen Sıla Halime teşekkür ederim ayrıca @cfrshn kalemleri daim olsun. Herkese iyi okumalar dilerim
Edebiyat
CabulkaAli Bektaş · 101 Fikir Sanat · 202373 okunma
Puan vermedi
Yok edilmesi gereken, kalbi kötülükten kokuşmuş bir haşarattan, karanlıklarla dolu bir şarlatandan başkası değildir o Herkese selammm. Bugün uzun zamandır okumak istediğim herkeste görüp merak ettiğim herkesin sevdiği kitabın yorumuyla geldim. Evet sonunda bende okuyabildim Okumama vesile olan @aytug.tuncc Ayşen Sıla Otantik Kitap çokça teşekkür ediyorum O zaman Distopik eserleri seven okuyucular toplanın buraya çünkü sizlere seveceğiniz bir konuyla geldim Kitabın konusundan hemencik kısaca bahsedeyim. Nükleer radyasyonun ölümcül seviyedeki mutasyona uğraması felaketin ardından halk bir nevi totaliter rejim ile yönetilmekte ve yönetenler “sağlıklı bir nesil” yetiştirme amacıyla bir yarışma düzenler. Bu yarışmaya on sekiz yaşını doldurmuş, mutasyona uğramamış, güzellik olarak da ön planda olan kadınlar-erkekler başvurabilmektedir. Elemeden geçen tüm gençler damızlık sıfatıyla saraya götürülür ve yarışma düzenlenip o sağlıklı, güzel ırkı yaratmaya çalışırlar. Bu durum kusursuz devam ederken bir yarışmacının bazı gizemlere kulak misafiri olmasıyla birlikte artık sırların peşine düşerek neyin ne olduğunu anlamaya, sırları açığa çıkarmaya çalışır. Yazar hayali olarak bir alanlar, yapılar, objeler oluşturmuş ve bu satırları okurken nasılda kelimeleri güçlü kullandığını, kusursuz betimlemeleriyle bütünleştirerek okuyucunun zihninde canlandırmasını sağlamış. Yazarın kitabında sağlıklı, kusursuz bir ırk yaratması istemsizce aklıma Hitler'in düşüncesini getirdi. Acaba yazar kurgusunu oluştururken esin kaynağı Hitler mi oldu diye düşünmeden edemedim. Ayrıca Hitler'i çağrıştırdığı başka bir durum ise Leydi Marcilus'un güzellik adına keşfettiği sırrı ve bu yoldaki hırsı, acımasızlığıyla Hitler'e benzetmeden edemedim. Kurduğu dünyayı, sıra dışı karakterleriyle, okurken
ŞarlatanAytuğ Tunç Deveci · Otantik Kitap · 2023280 okunma
Reklam