Neden bir insan, kendine yönelmiş saygısızlığı sessizce kabullenir? Neden aşağılanmayı sineye çekip, karşıdan bir güzel söz bekler? Belki o söz, içindeki yarayı onarır diye. Belki o söz, “sen değerlisin” demenin en sade hâlidir. Oysa bilir ki beklenti çoğu zaman hayal kırıklığına çıkar. Yine de bekler. Çünkü bazen insan, sevgiye aç kalmaktansa, kırılarak sevilmeyi tercih eder. Bu, çocuklukta eksik kalan bir temasın yankısı olabilir. Belki bir zamanlar sesi duyulmamış, varlığı görülmemiştir. Psikolojinin ustaları bunu bağlanma travması der; ben ise buna “sessiz bir sevgi duası” demeyi seçerim. Çünkü insan, en çok sevilmeyi hak ettiğini ispatlamak için susar. Ve suskunluk, bazen en yüksek sesle “beni sev” demektir.