Yaşamın yalancı amacı olan mutluluğu elde edince, gerçek amacı olan ödev nasıl da unutuluverir!
Sayfa 659 - Cilt 2·Kitabı okudu
Çünkü anlar anlamaz ödev amansızlaşır.
Sayfa 627 - Cilt 2·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
18. yüzyılın önemli sporcuları iki aşırı uç arasında gidip gelirler: Güçlü ve kaslı boksörler ya da tüy sıklet jokeyler. Bunların insanlığın geri kalanı için örnek oluşturdukları enderdir. Genel anlamda, insanlar, bedenin biçimli olmasını kendilerine ya da başkalarına karşı bir ödev olarak görmezler. Bu bakış açısı 19. yüzyılın ikinci yarısında, spor yeni bir insan topluluğu arasında, amatörler arasında da yaygınlaşmaya başlayınca kökten değişir. Çağdaş sporların şampiyonu durumuna gelen seçkin tabaka yeni bir bedeni -Yeni Klasikçi ölçütlere göre boy, ağırlık, kaslar ve hareket etme yeteneği arasındaki ilişki uyarınca, atletik olarak nitelenen bir bedeni- yüceltir. Temel kavram artık anatominin farklı öğeleriyle benlik, beden ile zihin arasındaki dengedir: Eski Metis sana in corpore sano (sağlam kafa sağlam vücutta bulunur) deyişi de bunu göstermektedir.
Düzeltilen, Çalıştırılan, Yetkinleştirilen Beden/İşlenen Beden 19. Yüzyılda Jimnastikçiler ve Sporcular·Kitabı okudu
Bazıları için buradan gitmek bir ödevse, bu ödev de herhangi bir başka ödev gibi yerine getirilmelidir.
Sayfa 419 - Cilt 2·Kitabı okudu
Zaten ödev karşısında tehlike nedir ki?
Sayfa 74 - Cilt 2·Kitabı okudu
Genç insanların bu eğitimsel ritüele zorla katılıp ne öğreneceklerini ayrıntılı şekilde ele almadan önce sınavlar ve sınava girmek konularındaki toplumdaki yaygın bazı mitlerden kurtulmak faydalı olabilir. Bu mitlerin bazıları şunlardır: 1. “Sınavlar eğitimin zorunlu bir parçasıdır”. Eğitim, şu ya da bu türde, insan toplumları içerisinde her zaman var olmuştur. Fakat sınavlar için aynı durum söz konusu değildir. Sık sık sınav yapma pratiği esasında oldukça yeni bir icattır ve dünyada halen görece nadiren uygulanmaktadır. 2- “Sınavlar tarafsızdır”. Saygın bir psikolog olan Henry Goddard, 1912’de kendi deyimiyle “kültür içermeyen” zeka testlerini Ellis Adası’ndaki yeni göçmenlere uygulamış Yahudilerin %83’ünün, Macarların %80’inin, İtalyanların %79’unun ve Rusların da %87’sinin geri zekalı olduğunu bulmuştu; ve ona göre “geri zekalılar en azından potansiyel suçlulardı”. O zamandan bu zamana zeka testleri, biraz daha iyi bir konuma geldi, fakat test yapma sürecinin özellikleri, testi oluşturan kişilerin tutumları ve çok farklı arkaplanlardan gelip de testi alan insanların çeşitliliği düşünüldüğünde ciddi yanlılıklar içermeyen bir test üretmek imkânsızdır. 3- “Sınavlar tarafsız bir şekilde notlandırılmaktadır”. Daniel Stark ve Edward Elliot 200 lise öğretmenine notlandırmaları için İngilizce alanında yazılmış iki ödev gönderirler. 142 ödev notlandırılmış olarak kendilerine geri döner. Ödevlerden birisine verilen notlar 50’den 99’a diğerinde ise 64’ten 99’a kadar değişmektedir. İngilizcenin “nesnel” bir konu olmadığını söyleyebilirsiniz. Fakat aynı şeyi matematik alanında yazılmış ödevler için yaptıklarında da notlar bu kez 28 ile 95 aralığında değişmektedir. Her ne kadar her iki durumda da çoğu not ortalarda bir yerde seyretse de, bu durum verilen notun önemli bir
Sayfa 270