Puan vermedi·434 syf.··
2026 15. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 17:47
Kadim bir şiir tarihini kucaklayan coğrafyamızda; son derece renkli, hareketli, yenilikçi modern şiirin yüzyıla yaklaşan varlığı düşünüldüğünde 2000'ler şiirinin siyasal/sosyal değişimler ve kırılma noktaları ile Türk şiiri için bir dönemeç olduğu söylenebilir. Bir "estetik kalkışma"ya gidileceğinin işaretini veren, birbirine benzemeyen, farklı kaynaklardan beslenen, dip okumalara açık, eleştirel, politik, estetik, kişisel ve çok yönlü bir bakışın getirdiği bu şiirin böyle bir çalışma ile sunulması çok önemli bir ihtiyaca cevap vermiş. Kuşağın içinden gelen, dergi ve yıllık çalışmalarındaki nesnel yaklaşımıyla bilinen Cenk Gündoğdu tarafından hazırlanan çalışma; şiirimizde önemli yere sahip Tuğrul Tanyol, Haydar Ergülen, Küçük Iskender, Hami Çağdaş'ın seçim ve değerlendirmeleri; İsmail Mert Başat, Mehmet Yalçın, Nihat Bayat, Baki Asiltürk'ün incelemeleri; Sennur Sezer, Hilmi Yavuz, Güven Turan, Tahir Abacı, Abdülkadir Budak, Tarık Günersel, Ahmet Güntan, Lale Müldür, Osman Çakmakçı, Erhan Altan, Mustafa Bayram Mısır ve Utku Özmakas'ın yazılarıyla son dönem şiirindeki arayışı, itirazı, canlılığı, yeniliği bir arada sunan ortak bir emektir. Derdiniz edebiyat ise, şiirin tarihi gelişimi ilginizi çekiyor ise, yakın dönem şiirini takip etmekte zorlanıyor iseniz dergi toplu bir çalışma olduğu için bu eseri öneririm.
2000'ler Şiiri AntolojisiCenk Gündoğdu · Kırmızı Kedi · 201630 okunma
Puan vermedi·353 syf.··
2026 39. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 20:39
Bir Dinozorun Anıları: Beklediğim Fosil Değil, Sıradan Bir Kaya Parçası "Ben de bir "dinozor" olarak, bu kitabı okumak için 353 sayfa harcadım ve itiraf ediyorum: Umarım dinozorların soyu, bu kitap kadar yorucu olduğu için tükenmemiştir." Merhaba kitap dostları. Uzun zamandır duyduğum, herkesin "mutlaka okumalısın" dediği Mina Urgan'ın "Bir Dinozorun Anıları"nı nihayet bitirdim. Saygıdeğer bir akademisyenin, İngiliz Edebiyatı'nın duayen isminin yaşam öyküsünü merak ederek başladım, ancak bitirdiğimde hissettiğim tek şey büyük bir "Eee, ne olmuş yani?" hissiydi. Kısa Konu (Sanki Önemliymiş Gibi) Kitap, kendine "dinozor" diyen, dolu dolu yaşamış, sol görüşlü, Türkiye'nin önemli edebiyat simalarıyla (Ahmet Haşim, Yahya Kemal, Falih Rıfkı Atay, Nâzım Hikmet gibi) haşır neşir olmuş, üniversitede profesörlük yapmış güçlü bir kadının hayatından kesitler sunuyor. Düşünsenize, Atatürk'le dans eden, Shakespeare çeviren, Moby Dick'i Türkçeye kazandıran, üç darbe görmüş bir akademisyenin anıları. Konu olarak kesinlikle etkileyici ve "vaat dolu". Kâğıt üzerinde okunmayı hak eden, görkemli bir hayat hikayesi. Neden "Hiiiç" Beğenmedim? (Sebeplerim) 1. Olay değil, hisler: Kitap, beklentimin aksine bir "anı" kitabından çok, bir "samimi ağıt" niteliğinde. Yazar, yaşadığı dönemin toplumsal olaylarını değil, bu olayların onun iç dünyasında yarattığı burukluğu, öfkeyi, hayal kırıklıklarını ve özellikle "darbe yıllarındaki" çaresizliğini anlatıyor. Yani somut bir olay örgüsü ve aksiyon bekleyen biri için kitap sürüncemede kalıyor. 2. Anlatımın Ağırlığı: Mina Urgan, bir İngiliz Edebiyatı Profesörü. Bunu fazlasıyla hissediyorsunuz. Bazı bölümler öylesine detaylı ve "profesör edasıyla" yazılmış ki, okurken bir anlık "Bu kadar ayrıntıya gerçekten gerek var mıydı?" diye sorguluyorsunuz.
1000Kitap
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İçinde Darbe Geçmeyen Türk Romanı İstiyoruz
8/10
·360 syf.··
2026 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 13:22
Hikaye çok bizden, çok tanıdık. Okurken "aa biz de yapardık" diyeceğiniz çok nokta var. Okur kendinden çokça şey buluyor, bu sayede de çok hızlı bir şekilde hikayenin içine girebiliyorsunuz. Beni artık Türk romancılığı içerisinde en çok rahatsız eden şey 80 olaylarının, darbenin her romanın içinde olması. Elinize aldığınız her romandan darbe sağ sol fışkırıyor. Evet, tamam, bu bizim geçmişimiz, gerçeğimiz, ama her hikâyede de geçmesin be arkadaş. Bir roman da bu olaylara değinmeden sadece arkadaşlık anlatsın, aşk anlatsın, olay 2000'lerde geçsin mesela ama yok illa 70'ler 80'ler olacak. Onun dışında çok akıcı Türk filmi tadında bir kitap. Benim için 10 puan olmama sebebi klişeler ve sağ sol olayları.
Kırk YamaBige Güven Kızılay · Hayy Kitap · 2017384 okunma
6/10
·432 syf.··
2026 62. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 00:00
Sonunda Lauren Asher okuma macerama başladım. Ortalama bir başlangıç yaptığımı düşünüyorum şahsen. Peki, neden? Kitap başta bir bocaladı ama sonra toparladı. Bu toparlama sonrası gerçekten çok güzel gidiyordu. Özellikle Rowan'ın karakter gelişimi çok başarılıydı. Ama sonra bir an geldi ve yazar bunu saçma bir şekilde batırdı. Yani öyle bir karakter gelişimi yazmışken neden bunu yaptın? Hadi yaptın tam gerçek bir sebep sun. Ki başında sıkıntı olsa da bana 2000'ler romcom havası verdiği için karşılaşmaları özellikle gerçekten çok hoşuma gitmişti. Ama o kısım. Bence 3. evredeki o malum yer tamamen kaldırılmalı artık romantik kitaplardan lütfen.
Küçük DetaylarLauren Asher · Olimpos Yayınları · 20222,576 okunma
10/10
·432 syf.··
2026 2. kitabı
Bana göre serinin en safe place kitabıydı çünkü karakterleri, bulundukları ortamlar, düşünce yapıları, ilişki dinamikleri tam böyle disney'in 2000'ler çıkan romantik komedilerini hatırlattı bana Güz gerçekten içimizden biri gibi konuşuyor davranıyor yani çok samimi. Akay ise dış görünüşü cringe wattpad bad boys gibi dursa da karakteri tavırları çok nazik tam bir greenflag akay kayahan...
Alıntı
Külden ReveransAdora Yağmur · İndigo Kitap · 2025299 okunma
6/10
·200 syf.··
2020 73. kitabı
Beş kitaptan oluşan Patrick Melrose, okumayı çok istediğim, delicesine merak ettiğim bir seri idi. Edward St. Aubyn, 1992’de yazmaya başlamış seriyi ve günümüze değin devam etmiş. Genel hatlarıyla hikâye, Güney Fransa'dan 60'lar New York'una süren hikaye 2000'ler İngiltere'sine kadar devam ediyor. Patrick Melrose isimli bir çocuğun aristokrat bir ailede var olma mücadelesini okuyoruz. İlk üç kitap, yazarın tercihen bağlı olarak, hepsi tek günde geçen olayları anlatıyor. Romanların büyük bölümü otobiyografik gerçeklikler taşıdığından, sık sık nette St. Aubyn hakkında bulabildiklerimi okumaya çalıştım. Kurmaca-gerçeklik oranını merak etmiştim. Okuduklarım kanımı dondurmaya yetti de, arttı bile. Çoğu kişinin kendine itiraf etmekten korkacağı o kabus dolu günleri kurguya dökmek, üstelik milyonların okuyacağını bilmek... sırf bu cesareti sayesinde okunmalı, tebrik edip, alkışlanmalı. Okuduğum birçok yorumda, serinin üst üste okunması gerektiği idi. Toplu okudum; tahayyül edince, tek okumalar bağlantıyı koparabilir, duygusal hazzı azaltabilirmiş gerçekten. Seri, her kitapta büyüyen Melrose’un değişim-dönüşümlerini okumak, farklı bir deneyimdi. Okumaya başlar başlamaz, Marcel Proust ve Evelyn Waugh gibi yazarlara olan benzerliği, anlatış tarzı direkt dikkatimi çekmişti; nitekim yazar da ileride iki isimden bolca alıntı ve göndermeler sunarak düşüncemin doğruluğunu kanıtlıyor. Romanlarda, Proust ve Waugh edebiyatında aristokrat ve burjuva kesiminin meşhur partilerini, sık sık sanat üzerine konuşmaları, koşulları aydınlatmak için ünlü ressamların tablolarından yararlanışını, Aubyn’in kaleminde de görmek mümkün. Geniş katmanlı, kalabalık karakterli Patrick Melrose, İngiliz ve Fransız aristokrasinin sık ve hızlı dönen çarklarına bir çomak sokma peşinde. Kaymak tabakanın iki
En SonundaEdward St. Aubyn · Can Yayınları · 201948 okunma