Dante, gözlerinin yaşlarla dolduğunu yada Beau’nun onun üzerinde böyle bir etkisi olduğunu fark etmemişti. Nasıl canını en çok yakan insanla onu en güvende hissettiren insan aynı kişi olabilirdi? Beau, yaşı görünce, paramparça bir ifadeyle Dante’ye baktı. Kız onun kanını akıtsa, derisini parça parça yüzse bile daha az canı yanarmış gibi perişan bir ifadeydi bu. Beau’nun da gözleri dolarken parmakları, Dante’nin yanağında donup kalan yaşı kıymetli bir elmasmış gibi narince aldı ve geride kalan küçük ıslak izi yavaşça okşadı. Dante, bu temasın yakınlığını reddederek başını çevirdi. Sonra da onu arkasında bırakıp mızrağını ve palasını almaya gitti. Artık Beau’ya verebileceği tek şey buydu.
Bir damla gözyaşı.
GİZLİMAN VATANDAŞLIK OYUNLARINA HOŞGELDİNİZ BİR MÜHÜR İÇİN NE KADAR İLERİ GİDEBİLİRSİNİZ?
Çok heyecanlıyım çünkü bu kitapta bitti ve şimdi Hainin Mührü 3 ‘e geçebilirimm.
İlk kitabın incelemesinde de yazmıştım ben bu seriyi çok seviyorum. İkinci kitapta bence çok başarılıydı. Sadece bunlar oyunlara başlamadan önce yatakhane gibi olan yerdeyken ve sonradan gruplara ayrıldıkları yerler biraz yavaş ilerliyordu ama timsah kısmından sonra epey hızlı aktı. Onun dışında her şey müthiştii.
O son kısım neydi ya tanrı kuyusu. Bayıldım demek istiyorum ama bir yandan da içim nefretle doldu. Sahnenin yazımı harikuladeydi ama sahne üzücüydü.
Lunu ve hodbin’in arasındaki sessiz anlaşma falan aşırı hoşuma gitti. Hodbin’in Lunu’yu korumak istemesi ama bir yandan da küçüklüğünden beri arzuladığı güce ve makama sahip olmak istemesi benim için anlaşılabilirdi sevdim yani.
Dante karakteri (of bayılıyorum bu kıza) ilk kitaptaki Danteyle bu kitaptaki Dante arasında müthiş bir fark vardı. İlk kitapla kıyaslandığında Dantenin zaafları olması güvendiği insanlar olması onu aşırı değiştirdi. Kesinlikle iyi anlamda.
Beau’nun ilk kitapta yaptığı şey için burnu sürtsün istemiştim öyle de oldu. O yüzden hatasını anlaması falan güzel oldu.
Arm’ın bu kitaptaki değişimi karakterler gibi beni de epeyce şaşırttı. Yani ilk kitaptaki o masum çocuğa ne oldu dedim.
Aspen karakterini de sevdim Danteyle olan ilişkileri bence çok tatlıydı (Arkadaşlık anlamında). Dante’nin ilk kitapta yaşadığından sonra zedelenmiş güvenini düzeltmede bayağı bir yardımcı oldu.
Her kitabın incelemesinde yazacağım bu serinin kapakları çookkk güzel.
alev alıyor kapaklar. Her kapakta küçük küçük detaylar olması o kadar tatlı ki. Özellikle her kapakta Otto’nun olması çokkk tatlı
Hepsini çok seviyorum ama favorilerim Dante ve
“O kibirli …’da ne buluyor, anlamıyorum.”
“Dante’ye ihanet edip onu babasına tutsak vermemiş olabilir mi? Kızın çıtasını bayağı düşürdün çünkü. Şu kereste bile senden daha iyi bir sevgili adayı gibi.”
Sayfa 229 - Çok güldüm bu sahnede kpsogxfk·Kitabı okudu
“Merak etme. Sırrın bende güvende,” dedi, Aspen.
“Ne sırrıymış o?”
“O çatık kaşların altında yumuşacık bir yüreğin olduğu. Senin kusurun bu. Belki de bir insanın sahip olacağı en güzel kusur.” dedi Aspen, tekrar geriye yaslanarak. Kollarından birini, başının arkasına dayadı. Şimdi bakışları daha yoğun, daha meraklıydı. Dante’nin buna verecek bir cevabı yoktu, o yüzden,
”Artık uyu ve sakın ölme,” dedi, sesini sabit tutarak. Ama Aspen, kızın suskunluğunu anlayışla karşıladı ve sadece,
“Söz veriyorum,” demekle yetindi.