Puan vermedi·344 syf.··
2026 50. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:26
Virginia Evans, çok sesli bir koro gibi yönettiği bu romanda, her karaktere ayrı bir soluk ve ayrı bir hitabet tarzı kazandırmayı başarmış. Çevirinin pürüzsüzlüğü de bu seslerin bize en doğal haliyle ulaşmasını sağlıyor. Hikayenin merkezinde yer alan Sybil Van Antwerp, ilk bakışta mesafeli, keskin zekalı, kuralcı ve hatta biraz inatçı bir profil çiziyor. Hukuk dünyasında kendine yer açmış, döneminin önyargılarına meydan okumuş bu güçlü duruşun ardında, aslında zamanla derinleşen bir yalnızlık ve taşınması güç sessiz fırtınalar gizli. Onun yazdığı ve aldığı her mektup, bir kadının hayata karşı ördüğü duvarların arkasına bakmamızı sağlıyor. Roman, 1955 yılından başlayıp 2012 yılına kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Bu süreçte sadece Sybil'in kişisel tarihine değil, koca bir ailenin büyüme sancılarına, kayıplarına, sevinçlerine ve hüzünlerine de ortak oluyoruz. Kitap boyunca karşımıza çıkan çok sayıda karakter ilk etapta zihni biraz yorsa da, sayfalar ilerledikçe her biri hayatımızdan bir komşuya, bir dosta dönüşüyor. Sybil'in evlat acısıyla yüzleşme biçimi, yası ve suçluluk duygusunu taşırken gösterdiği o sessiz direnç insanı derinden etkiliyor. Yazar, karakterini kusursuz bir kahraman olarak sunmuyor. Sybil hatalarıyla, pişmanlıklarıyla, bazen haksız çıkışlarıyla ve çokça da hayat dolu alaycılığıyla tamamen kanlı canlı bir insan. Onun edebi eleştirileri, kitap okumayanlara karşı takındığı o tatlı sert tavır ve çevresiyle kurduğu mektup köprüleri, öyküyü melodramatik bir hüzünden kurtarıp nefes alan bir gerçekliğe kavuşturuyor. Bu kitap bittiğinde, okuyucunun içinde kalan şey sadece iyi bir kurgu okumuş olmanın tatmini olmuyor. İnsanın içinden hemen bir kağıt kalem kapıp, uzun zamandır aramadığı bir dosta, uzaklardaki bir akrabaya içini dökesi geliyor.
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202648 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:06
“İnsanın başkalarına gönderdiği mektuplar, karşılığında aldığı cevaplar, muhteşem bir yapbozun parçaları gibi, hatta daha iyi bir benzetmeyle uzun bir zincirin halkaları gibidir.” Muhabbet - Virginia Evans Mektuplar aracılığıyla anlatılan, kalbe dokunan sıcacık bir hikâye Teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği bu çağda belki de en büyük yoksunluğumuz duygu… Muhabbet, mektupların satır aralarından bunu yeniden hatırlattı bana. Hayatını sayfalara emanet etmiş bir kadın düşünün… Her sabah masasına oturup saatlerce yazıyor. Komşularına, kardeşine, çocuklarına, arkadaşlarına ve okuduğu kitapların yazarlarına sürekli mektuplar yazıyor. Kitaplardan bahsediyor, karşısındakine ne okuduğunu soruyor. Hatta kitap okumayanlara güvenmediğini bile söylüyor. Geçmişini, anılarını, ailesini ve hayatını yazdığı mektuplarda okuyoruz. Zamanla bu mektuplar, onun dünyayla kurduğu en güçlü bağ hâline geliyor. Evladını kaybetmesiyle birlikte kapanmayan bir yasın içine düşüyor. Belki de yazdığı her mektup, taşıdığı acıyı biraz olsun hafifletme çabasıydı, kim bilir… 1955 ile 2012 yılları arasında yazılmış mektuplardan oluşan bu roman; yalnızlığı, aile olmayı, kaybı, yaşlanmayı, aidiyet arayışını ve kitap sevgisini sıcacık bir dille anlatıyor. Yer yer hüzünlendiren, yer yer gülümseten ama en çok da insanın kalbine dokunan bir hikâye… Sert görünüşünün altında kırılgan, sevgi dolu ve anlaşılmayı bekleyen bir kalp…Bazı karakterler kitabın içinde kalır. Bazıları ise kitabı bitirdiğinizde de sizinle yaşamaya devam eder. Sybil Teyzem sen ikinci gruptaydın Seni çok sevdim ben Samimi ve içten bu mektupları sizlere de tavsiye ediyorum efendim tavsiyemdir okuyunuz
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202648 okunma
Reklam
Bülent Akyürek’in Yırtıcı Mirası
Puan vermedi·528 syf.··
2026 27. kitabı
Bazı yazarlar vardır, edebiyatı bir sığınak değil, bir savaş alanı olarak görürler. 2026 yılının Şubat ayında aramızdan ayrılan Bülent Akyürek, Türk edebiyatının o dar ve steril koridorlarında elinde bir neşterle dolaşan, önüne çıkan her konfor alanını deşen bir "yeraltı" cerrahıydı. Onu anlamak için sadece kitaplarını okumak yetmez; modern dünyanın sizin için kurguladığı o kadife hapishaneden —faturanızdan, markalı ayakkabılarınızdan, "sen değerlisin" diyen o narsist fısıltıdan— bir anlığına başınızı çıkarmanız gerekir. Bülent Akyürek'in romanları, Türk edebiyatında yer altı edebiyatının en özgün ve sarsıcı örneklerinden biri olarak öne çıkar. 1969 doğumlu yazar, 17 yaşından itibaren yazdı.Erken dönem eserleri daha nihilist, yıkıcı ve bireysel çöküş odaklıyken, sonraki yıllarda modernite eleştirisi İslami bir perspektifle derinleşmiştir. Ne yazık ki, 2026 Şubat'ında aramızdan ayrılan Akyürek, son romanı Satılık Adam'ı (2025) 24 yıla yayılan bir emekle tamamlamış ve bu eserle yazarlık serüvenine çarpıcı bir nokta koymuştur. Bülent Akyürek’in edebiyatı, modern dünyanın pırıltılı vitrinlerine fırlatılmış ağır bir taş, alışılmış estetik değerlere yönelik yıkıcı bir saldırıdır. Onun romancılığı, sadece bir hikaye anlatma çabası değil; bireyin toplumla, teknolojinin insan ruhuyla ve konforun özgürlükle giriştiği amansız kavganın metne dökülmüş halidir. Akyürek, "her sözümü son sözüm gibi söylerim" diyerek her cümlesine bir idam mahkûmunun ciddiyetini ve mutlak ağırlığını yükler. Bu üslup, sokak diliyle harmanlanmış sert, ironik ve provokatif bir damardan beslenir. Geleneksel roman kalıplarını yıkan yazar, "yeni roman"ın öncü örneklerini verirken okuyucuyu bir konfor alanına davet etmek yerine, onu kütüphanesini yakmaya zorlayan bir hakikat arayışına iter. Estetiği, adeta
Satılık AdamBülent Akyürek · Ketebe Yayınları · 2025150 okunma
10/10
·560 syf.··
2026 6. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 22:37
Sen Dünyaya Gelmeden "Margaret Mazzantini" ️ 2009 yılında İtalya'da verilen saygın ödüllerden "Premio Campiello" ödülünü almış, 15 dile çevrilmiş bir kitap "Sen Dünyaya Gelmeden". Aynı zamanda başrollerinde Penelope Cruz ve Emile Hirsch'in oynadığı 2012 yılı yapımı filme uyarlanmış ve yazar senaristliğini de yapmış filmin. Kitabın şu an yeni baskısı yok. Ben de zaten yakın zaman önce 2. el olarak temin ettim. Kitabın ismi çok etkilemişti beni okumadan önce. Okurken ve bitirdikten sonra ise beni çok etkileyen, çok sarsıcı ve derin izler bırakan bir kitap oldu. Yeniden ne zaman basılır bilemiyorum ama takip etmenizi ya da sahaflardan edinmenizi kesinlikle tavsiye ederim. Bu kitapla ilgili çok farklı değerlendirmeler var öncelikle. Belki de bazıları filmin etkisinde kalarak yazılmış. Ben filmi izlemedim. Yani salt okumuş olarak yazıyorum incelememi. Biliyorum ki beyazperde bakış açımızı farklılaştırabiliyor. Tam da bu nedenle kimi savaşı, kimi aşkı, kimi de anneliği anlatan dramatik bir kitap olarak ele almış. Elbette kitapla ilgili incelemelerde değindikleri savaş, ağır kayıplar, büyük dramlar da var ama bana göre kadın ve anne olmak sanki hepsine çatı olmuş. Gemma'nın evinde İtalya'da başlayan kitap; o ve oğlu Pietro'nun Saraybosna ziyareti ile devam ediyor. Bu seyahat aslında oğluna, babasının öldüğü topraklarda köklerini bulması için olanak yaratma çabası Gemma'nın. Gemma'nın, Bosna'da Diego'ya aşık olması; Diego'nun Gemma'nın ardından İtalya'ya gelişi, evlilikleri, sosyal ilişkileri. Gemma'nın ailesi ile etkileşimleri. Bence burada da aile bağları adına, altı çizilerek okunacak, hepimizden izler var. Yazar bu noktadan sonra aslında olay örgüsünü bir kadının varoluş mücadelesine odaklıyor. Anne olma arzusu, çabaları, bu uğurda göze alınanlar. Çok sarsıcı bir
Edebiyat
Sen Dünyaya GelmedenMargaret Mazzantini · Doğan Kitap · 201098 okunma
7/10
·147 syf.··
2026 33. kitabı
Modern yaşamın aldatmacası içerisine sıkışmış, o yoğun akış içerisinde neyi neden istediğini kaybetmiş, yalınlaşmak yerine yalnızlasmayı tercih eden insanın geçmişe duydugu özlem ve farkındalık üzerine bir hikaye anlatılıyor. Aslında çokca bizden içimizden bir hikaye. Tabiki hikayeye renk katmak için farklı araçlar kullanılmış, doğa üstü unsurlarla mistik bir hava katılmış kurgu içerisinde . Kentsel dönüşümün kırılma noktası 2012 diyor google, kitabın ilk yayın tarihi 2015. Dönüşün belirli ilçelerde pik yaptığı, ruhsuz ama sizin adınıza herşeyin düşünüldüğü siteleşmenin ayyuka çıktığı dönemden etkilenmiş sanırım yazarımız. Ne yazıkki Maraş depreminde sonra yeni bir furya ile dönüşümün apartman bazında etkilerini yeniden yine görüyoruz. Bu hengame içerisinde karakterlerin derinlikleri, nasıl kişiler oldukları, başlarından geçenler hikaye içerisine çok güzel yedirilmiş. Akış içerisinde merak duygusu barındırsa da, sonunun ne olacağını tahmin etmemek mümkün değil. Meteforik anlamda Mete ile Asuman’ın arasındaki ilişkide gerilim de, eski yeni çatışması tadında yansımalı olmuş. Ben eski baskısını okudum. Yeni edisyonda neler değişti merak etmiyor değilim. Eski yeni çatışması yaşar mıyım acaba?
En Çok Onu SevdimGamze Güller · Everest Yayınları · 202585 okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2022 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2022 11:55
Bu kitap Amin Maalouf'un 2012 yılında Fransa'nın ve dünyanın 400 yıldır en köklü kültür kurumu olan Fransız Akademisi'ne katılış konuşmasından oluşmaktadır. 40 koltuktan oluşan bu kuruma seçilmek için ancak herhangi bir üyenin ölmesi gerekir. Yani aslında akademiye seçilen her üye ölene kadar yerini garantilemektedir. Ve adet gereği üye seçilen kişi yerini aldığı kişi hakkında onu tanıtan ve ardında bıraktığı izi anlatan bir konuşma yapar. Yeni üyeyi tanıtan konuşmayı da akademide yer alan bir diğer üye yapar. Amin Maalouf 101 yaşında ölen dünyaca ünlü antropolog Claude Levi Strauss'un yerine akademiye seçilmiştir.
Fransız Akademisi'ne Kabul Konuşması ve Jean-Christophe Rufin'in YanıtıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 2017340 okunma
Reklam
Reklam