Lübnan’ın Harirî’leri
“Tam adıyla Saadeddîn Hariri, babası Refik Hariri'nin 14 Şubat 2005'te Beyrut'ta bombalı bir suikasta kurban gitmesinin ardından onun siyasî mirasını devralmış, 2009-2011 ve 2016-2020 yılları arasında başbakanlık görevini yürütmüştü. Dışarıdan Suudilerin tesiri ve tazyiki altında bulunan Hariri, içeride de İran ve Hizbullah'ın katı defansıyla karşılaşmıştı. Saad Hariri'nin iktidar süreçleri, denkleme Fransa'nın da dâhil olmasıyla tümüyle kaotik bir hale gelmiş, genç politikacı nihayet hiç kimseyi memnun etmeyi başaramamıştı.”
Sayfa 83 - Aile Siyaseti
“2016'da verdiği bir röportajda, "Kuveyt'i işgalimiz ahlâki bir hata idi. Kuveyt üzerinde hak iddiamız da yanlıştı. Kuveyt, Irak'ın parçası değildir" sözleriyle günah çıkaracak olan İzzet İbrahim ed-Dûri, ABD işgalinin hemen öncesinde, 5 Mart 2003 günü Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen İslâm İş-birliği Teşkilâtı'nın olağanüstü toplantısında Kuveyt delegesine "Kapa çeneni, Amerikan ajanı, maymun" şeklinde hareket etmekten de geri kalmamıştı.”
Sayfa 72 - İkinci Adam
Reklam
Çin'in Uygurları dini ve milli açıdan asimile etmede kullandığı bir diğer yön tem, Müslüman ailelerin evlerinin içine Çinlileri bizzat yerleştirmek. Kâğıt üzerinde okunduğunda “saçma" ve "imkânsız" göründüğünün farkındayım Ancak maalesef, bu konu reddedilmesi çok güç deliller, şahitlikler ve tecrübe lerle sabit: Resmi adıyla "Aile Olmak" programı, Çin yönetimi tarafından 2016'nın sonunda yürürlüğe kondu. "Şincan bölgesinde etnik birliği teşvik etmek üzere Uyguların evlerine Han Çinlilerinden oluşan kamu görevlileri ve Komünist Parti yetkilileri yerleştiriliyor, bu kişiler Uygur ailelere sözde "ağabeylik" ve "ablalık" yapıyor. Programın başlatıldığı tarihten günümüze, Doğu Türkis-tan'daki Uygurların evlerine toplamda en az bir milyon kişinin bu şekilde "mi-safir" olduğu tahmin ediliyor. Evin küçük çocuklarına "akraba" şeklinde tanıtılan Çinliler, tüm vakitlerini Uygurlarla geçiriyor. *** "Aile Olmak" programına ilaveten, özellikle 2016 ve sonrasında, Ramazan ayı yaklaşırken Müslüman mahallelerine sadece Ramazan için yerleştirilen Çin-li görevlilerden bahsediliyor. Onların da görevi sahura kalkanları, "geceleyin" ışığını yakanları veya rutin yemek vakitleri dışında mutfağından çatal bıçak sesi gelenleri devlete rapor etmek. Artık bu tedbirlere gerek duymuyor Çin yönetimi. Zira oruç tutmama alışkanlığı, Uygurlar arasında ciddi biçimde yerleşmeye başlamış.
Aile Olmak" programı
Çin'in Uygurları dini ve milli açıdan asimile etmede kullandığı bir diğer yön. tem, Müslüman ailelerin evlerinin içine Çinlileri bizzat yerleştirmek. Kağıt üzerinde okunduğunda "saçma" ve "imkânsız" göründüğünün farkındayım. Ancak maalesef, bu konu reddedilmesi çok güç deliller, şahitlikler ve tecrübe lerle sabit: Resmi adıyla "Aile Olmak" programı, Çin yönetimi tarafından 2016'nın so-nunda yürürlüğe kondu. "Şincan bölgesinde etnik birliği teşvik etmek üzere Uygurların evlerine Han Çinlilerinden oluşan kamu görevlileri ve Komünist Parti yetkilileri yerleştiriliyor, bu kişiler Uygur ailelere sözde "ağabeylik" ve "ablalık" yapıyor. Programın başlatıldığı tarihten günümüze, Doğu Türkis tan'daki Uygurların evlerine toplamda en az bir milyon kişinin bu şekilde "mi safir" olduğu tahmin ediliyor. Evin küçük çocuklarına "akraba" şeklinde tanıtılan Çinliler, tüm vakitlerini Uygurlarla geçiriyor. Davetsiz misafirlerin esas görevi, devlete, şu soruların ayrıntılı cevaplarını içeren bir rapor sunmak: Çin devletini ve Çinlileri seviyorlar mı? Sofralarda içki ve domuz eti var mı? Sofrada dua ediliyor mu? Yemek, temizlik ve tuvalet alışkanlıkları nasıl? Ev halkı ibadetlerini yerine getiriyor mu? Evde dini kitap bulunuyor mu? Kadınlar tesettürlü mü? Erkekler sakal bırakıyor mu? Evlerde gizli bölme, dolap veya depo türü yerler var mı? Elektrik ve su kullanımı hangi seviyelerde?
Sayfa 68 - Ketebe
"Hayatınızı başkalarının istediği şeyleri yaparak harcayamazsınız."
Sayfa 46·Kitabı okudu
20 Temmuz 2016' da ilan edilen olağanüstü hal aracılığıyla devlet aygıtını kapsamlı biçimde yeniden yapılandırma sürecine girişmiştir. Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle yürütme, yasama organının denetimi dışında geniş bir düzenleme yetkisi kazanmıştır. Beş genel grev bu süreçte yasaklanmış, yaklaşık 150.000 kişi kamu görevinden ihraç edilmiştir. Bu durum hem emek gücünün disipline edilmesine hem de ihracata dayalı sermaye birikimi stratejisine uygun düşük ücretli, güvencesiz işgücü rejiminin tesisine hizmet etmiştir. Devletin yeniden yapılandırılması, sadece siyasal iktidarın tahkimi değil, aynı zamanda egemen sınıfların uzun vadeli maddi çıkarlarını gerçekleştirebileceği yeni bir sınıfsal düzenin inşasıdır.
Reklam
Reklam