Gelmeyeceğini bile bile beklemeye başladığım gün, şiire başladığım ilk gündü.
Şehadet haberi Nebi'ye ulaştığında "Melekler onu gördüğüne çok sevindi." diyerek mübarek gözlerinden süzülen yaşlara engel olamamıştı.
Reklam
Yaşamayı bilen şiir yazmaz.
Öyle ki karşımızda şu çarpıcı soru vardır: Yaşamayı bilmeyenin yazdığı şey midir şiir? Evet, öyledir. Yaşamayı bir türlü öğrenememiş kişi yaşamak yerine yaşayamadığının şiirini yazar. Şuara Suresi’nde Cenab-ı Allah, şairler için “onlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşır ve yapmadıklarını yapmış gibi söylerler” dememiş midir… Öyledir. Yaşamayı bilen şiir yazmaz.
Küçük şiirler nasıl okunmalı? / Şuara Suresi’nin izahı: “Yaşamayı bileydim…” - Celal Fedai
Evet, küçük şiirler, umulmadık haller alabiliyor. Şairinin de farkında olamadığı haller… Dışardan bakıldığında “Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir“ dizesi üzerinde dil oyunlarıymış gibi görünen, muhteşem bir poetika saklı olabiliyor. Bütün bir insan ömrünün mahiyeti önümüze serilmiş olabiliyor. Bir dil işçiliği, bir zanaat gibi görünenin sanat eserine dönüşmesidir bu.
Küçük şiirler nasıl okunmalı? / Şuara Suresi’nin izahı: “Yaşamayı bileydim…” - Celal Fedai
Ve bir ömür böylece şiire dönüşmüştü. Cümle cümle itaat, satır satır iman ve mutmain bir Müslüman.
Oysa ne kadar zordur kopmak, ayrılmak, göçmek, kaçmak, sığınmak.
Karanlığın Ucundan Bir Işık - Ali Emre
Reklam
Reklam