Ayfer Tunç okumaya Kapak Kızı ile başladım. Sonra Yeşil Peri Gecesi, en son da Osman. Herşey olmak isterken hiç bir şey olamayan, gün gün adım adım hem kendini hem servetini tüketen bir adamın hikâyesi. Pahalı markaların, lüks yaşamin gösterişine dalıp bir kültürün bir sınıfın yok oluşunu , kendileri de o kültürle birlikte yok olmalarına rağmen fark edemeyen bir kuşağın hikayesi. Müzik sütudyolarından , araba galerilerinden, marinalardan geçip, kapak kızlarının sert gerçekliğine çarpan... Bir harfiyat kamyonunun gece yarısı yapayalnız bir adama çarptığı gibi çarpan bir hikaye... O kadar keyifli, o kadar hayatın içindendi ki bitsin istemedim. Ilk defa bir kitabı bile isteye uzatarak okudum. Bitince bıraktiği o üzüntü, kalp burukluğu hali cok başka. Şebnem 'i phoneix dergisine kapak kızı olmak için iten sebepler, hayata duyduğu öfke, bu sürede tanıştığı Gün, Kubi ve Osman la yaşadığı arkadaşlık, aşk... Okurken sanki Gün hastayken ben de Osman ve Şebnemle refakat ettim. Gün öldüğünde onlar kadar üzülmek, Osman Şebnemle evlendiğinde onlar kadar mutlu olmak, onlarla beraber Paris sokaklarında gezmek, bazı insanlardan Şebnemle beraber nefret edip intikam almanın hazzını yaşadığım, bu kadar içinde dolaştığım cook nadir kitaplardandi. Umarım okuyan herkes en az benim kadar haz alır ,ara ara kızsanız da Osman ı anlarsınız...