Kitabın adı her ne kadar Lüsyen olsada Abdülhak Hamit Tarhan 'ın hayatı kaleme alınmış. 60 Yaşındayken bir davette tanıştığı henüz 18 yaşında olan Lüsyen ile başlayan aşkı yıllar sonra kendisinden ümidi keserek eşi olan Lüsyen i birden baba sıfatıyla başkasıyla evlendiren, sonra da 7 yıl boyunca geri dön aşkına hasretine katlanamıyorum mektuplarıyla geri çağıran, Lüsyen inde bu mektuplara verdiği cevaplar, karşılıklı cilve ve nazlar yer almış. Bana göre aşktan çok takıntılı iki insanın saplantısı sadece. Abdülhak Hamit Tarhan ve eşi ülkenin savaşta ve sıkıntıda olduğu her dönemi yurt dışında değerlendirmiş, refaha çıkınca da dönüp devletin başındaki insanlara methiyeler dizip, mektuplar yazarak evinin kirasının ödenmesinden tutun da geçinmek için maaş talep etmeye hatta verileni beğenmeyip biraz daha artırılamaz mı ya işi getirmiş ülkeye zerre faydası olmayan bu yazar daha sonra da ben ölürsem eşim Lüsyen' e devlet baksın, kirasını ödesin, maaş bağlansin demekten çekinmemiştir. Osmanlı döneminde devlet yöneticilerine methiyeler dizen şair Atatürk gelince ona da aynısını yapmaktadır. Harf inkılabında bütün şairler " Aman paşam bizim eserlerimiz eski dilde harf inkılabı olursa eserlerimiz anlaşılmaz, okunmaz" demiştir. Abdülhak Hamit Tarhan onu bile demeyerek çıkarı için her devrin insanı olduğunu bir kez daha göstermiştir. Sonuç olarak Abdülhak Hamit Tarhan 'ın bu hayatta çektiği 3 sey: Buldukça akşamları mey, sineye dilber ve hazineden paradır. 85 Yaşında vefat etmiş Zincirli kuyu mezarlığına ilk gömülen kişidir.