7/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Bir dark romance olarak tam türünün hakkını veren bir kitaptı! Aly, acil travma hemşiresi ve sosyal medyada takip ettiği bir hesap var. Maskeli bir adam, yüzünü göstermeden videolar paylaşıyor. Bu adam ise Josh. Bir hacker ve hackerlık üzerinden para kazanıyor. Aly, Josh'ın takipçilerinden biri. Hatta farkında olmadan bir süre Josh'ın arkadaşlarından biriyle takılıyor. Bir noktada Aly ve Josh aynı evde kısa süreliğine karşılaşıyorlar ama Aly bu karşılaşmayı pek önemsemiyor. Josh ise onu unutmuyor. Bir gün Aly'nin Josh'ın videolarından birine yaptığı yorum Josh'ın dikkatini çekiyor ve o noktadan sonra olaylar hiç beklenmedik bir yere gidiyor. Kitap boyunca Aly ve Josh'ın nasıl bir araya geldiğini, başlarına gelen olayları ve o meşhur değişik fantezilerini okuyoruz. Dark romance denince aklıma gelecek kitaplardan biri olabilir. En sevdiğim taraflarından biri, karakterlerden birinin diğerini sürekli yönlendirdiği bir ilişki olmamasıydı. İkisi de birbirinden farklı seviyelerde problemliydi. Bu yüzden dinamikleri bana daha ilginç geldi. Kitabın başında tetikleyici uyarılar bulunuyor ve bence bu uyarılar kesinlikle dikkate alınmalı. Ben yaş uygunluğu konusunda +20, hatta +22 diyebilirim. Dark romance türüne alışkın değilseniz, tetikleyici unsur barındıran kitapları okuyamıyorsanız veya toksik ilişki dinamiklerinden hoşlanmıyorsanız bu kitap size göre olmayabilir. Benim puanım 10 üzerinden 7 oldu. Eğlenceli vakit geçirdim ama benim için unutulmaz bir kitap olmadı. Yine de dark romance okumayı seviyorsanız ve sınırları biraz zorlayan karakterler ilginizi çekiyorsa şans verebileceğiniz bir kitap olabilir.
1000Kitap
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025569 okunma
8/10
·129 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 00:47
“Kalbin yorulduğu yerle aklın sustuğu yer aynı…” Aylin Balboa ~ Bu Hikaye Senden Uzun Osman 9/10 Son zamanlarda yeni kalemlerle tanışmaya doyamıyorum, aynı zamanda okuma grubumuzun da kitabı olan “Bu Hikâye Senden Uzun Osman”ı severek okudum. Yazarken kurduğu o doğal ama derin dil, insanın zihninde uzun süre kalıyor. Sanki biri karşısına oturmuş da kendi içinden geçenleri anlatıyormuş gibi. Kitabın aynı isimli bir tiyatro oyununun olması da hiç şaşırtmadı çünkü metnin içinde güçlü bir sahne hissi var… Kitap aslında klasik bir olay örgüsünden çok, parçalı düşünceler, anılar ve iç seslerden oluşan bir anlatı gibi ilerliyor. Hayatın içinden küçük kırıntılar var ama asıl ağırlık onların nasıl düşünüldüğü ve hissedildiğinde. Bu yüzden okurken bir “hikaye takip ediyorum” hissinden çok, birinin zihninin içinde dolaşıyormuşsun gibi oluyor… 🪻 Metinler arasında kurduğu geçişler çok doğal; bir cümle başka bir duyguya, oradan bambaşka bir hatıraya bağlanıyor. Bu akış bazen şaşırtıyor ama tam da bu yüzden gerçek hayattaki düşünce akışına benziyor. Sanki insan kendi kendine konuşuyor gibi… En güçlü tarafı da sıradan görünen şeylerin içindeki duyguyu büyütmesi. Küçük bir anı bile bir yerden sonra insanın içinde büyüyen bir şeye dönüşüyor. Okurken “ben de böyle düşünürdüm” hissi çok sık geliyor, bu da metni yabancı değil çok tanıdık yapıyor… ”Yalnızlıkla bir problemim yok, ben sensizliği pek sevmiyorum.“ (22) ”Şu dünyadan kimseyi gerçekten sevmeden geçip gidenlere göre yine de şanslı hissediyorum.” (23) “Balkondaki çamaşırlığa mandalla kollarımdan asılmışım da orada öylece unutulmuşum gibi...” (27) “Zor demiyorsun, kolay sanıyorlar.” (70) Kendine benzeyen bir sesi unutmak zor .. . . .
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,7bin okunma
Reklam
Anneler iyi ki var
6/10
·192 syf.··
2026 3. kitabı
·
92 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 13:33
(Spoiler içerebilir) Bugün 10 Mayıs 2026 Pazar. Annelerimize atfedilmiş olan mayısın ikinci pazarı... Kitabı daha önce bitirmiş olsam da incelemesini yazmak bugüne kısmetmiş. Kitapta Christy'nin olduğu kadar (hatta belki de daha fazla) annesinin mücadelesini de izliyoruz. Zira Christy'nin mücadelesi kendisi için fakat annesininki bir başka beden için... Bir insanı kendinden daha çok sevip düşünebilmek bence sevginin en üst,en kutsal evresi. Başka bir bedeni kendinden daha çok önemsemek... Üstelik ucunda hiçbir çıkar olmadan! Bize bedeninden,hayatından,her şeyinden pay veren; bizi kendi varlıklarının önüne koyan annelerimiz iyi ki var. Gelgelelim kitap incelemesine... Kitapta Serebral Palsi (Beyin Felci) tanılı Christy'nin yaşadığı zorlukları ve başarı hikayesini okuyoruz. Dublinli bir duvar ustasının 22 çocuğundan biri olan Christy hastalığı yüzünden sadece sol ayağını kontrol edebiliyor. Bir zihnin dış dünya ile en güçlü bağlantısı olan bu sol ayak onun bir ressam ve yazar olmasını mümkün kılıyor. Ressamlığı gerçekten hoşuma gitse de "Sol Ayağım" özelinde yazarlığını pek beğenemedim. Hikaye çok güzel olsa da edebi açıdan lezzet patlaması yaşayamadım. Kapağında yazdığı gibi "Modern çağın başyapıtlarından biri" değil yani. Ama okunmaya değer olduğunu düşünüyorum. Okuyan bir arkadaşımın olumsuz görüşleri dolayısıyla Sol Ayağım'ın devamı olan "Her Gün Hüzün" kitabına başlamadım. Edebi olarak haz alamadığımı zaten söylemiştim. En azından hayatının devamını öğrenebilmek adına kitabın uyarlaması olan filmi izledim. Onu da pek beğendiğim söylenemez,başrolüne Oscar aldırmasına rağmen .d Öyle işte... Söylenecek daha fazla söz bulamadım. İlham verici bir hikaye, tavsiye ederim. İnsan beyni öyle mucizevi bir şey ki yeter ki sızacak en ufak bir çatlak
1000Kitap
Sol AyağımChristy Brown · Nemesis Kitap · 201794,9bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
NAMAZ Psikolojisi 1. ALLAH’ın isteğini ve rızasını düşünerek yapılan bütün davranışlar birer ibadettir. 2. Dinde ibadet olarak belirlenen bazı özel davranışlar vardır ki bunlar, insanın ALLAH’la olan ilişkilerini canlı tutmak için belli aralıklarla tekrarlanırlar, işte namaz, her gün tekrar edilen, belli hareketleri ve dualar içine alan bir ibadettir. 3. Namaz İslam dininde ilk emredilen ibadettir. 4. Namaz aynı zamanda, yaratılanın YARATANA karşı duyduğu saygı, sevgi, minnettarlık ve bağlılığın, şükür duygusunun bir ifadesidir. 5. Namaz önce ki peygamberlere de farz kılığı Kuran-i Kerimin değişik ayetlerinde ifade edilmektedir. ( H.z. İbrahim Kur’ani Kerimde geçen duası ; ‘’Rabbim! Beni ve Soyumu namaz kılanlardan eyle!’’ amin…) Ancak önceki peygamberlerden sonra o din mensuplarının namazı koruyamadıkları. Ondan uzaklaştıkları anlaşılmaktadır. 6. Taha Süresi 132 ayette ALLAH C.C. şöyle buyurmuştur. ‘’ Ailene namazı emret! Sen de sabırla ona devam et… ‘’ buyuruyor. 7. Cehenneme girenlere neden cehennem girdikleri sorulduğunda? Biz namaz kılanlardan değildik! Buradan namazın ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. 8. Genelde ibadetler, dini inancın koruyucularıdır. 9. Yetişkinlerin, anne babanın namaz kılmasının, çocukların namaz kılmayı arzu etmeleri, namaz kılmak istemeleri açısından da önemi büyüktür. Çünkü çocuk çevresini tanımaya başladığı anadan itibaren çevresinde ki büyüklerin, özellikle anne babasının söz ve davranışlarını taklit edip örnek almaya başlar. Bu nedenle namaz kılan bir anne babanın çocukları da namaz kılmaya özenir. Namazın Psikolojik Süreçleri 10. ‘’Vay haline şu namaz kılanların! Ki onlar şuurunda değildir namazlarının. Gösteriş yaparlar onlar, Hayra engel olurlar.’’ Ma’un 4-7 ayetler. 11. Namazda neyi okuduğunun bilincinde olunmalıdır. Çünkü
Din
Namaz PsikolojisiHüseyin Peker · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2020123 okunma
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Mor Dağların Balası ‎ ‎“Mor Dağların Balası” Yazar Tarık Torun’un yirmiye yakın eserinin içerisinde ki üçüncü hikâye kitabıdır. KDY Yayınları etiketiyle Temmuz 2025’te matbuat âlemine dâhil edilmiş. On beş hikâyenin yer aldığı kitap, yüz iki sayfa hacmindedir. “Mor Dağların Balası” kitap ismi, aynı zamanda kitapta yer alan ilk hikâyenin ismidir. Ayrıca kitabın, Aras’a ithaf edildiğini görmekteyiz. ‎ ‎Kitap da hayata dair çok çeşitli konular hikâye edilmektedir. “Kasabaya yetiştirilmeye çalışılan kadın doğum hadisesi, karşıt görüşlü iki gurubun söz düellosu, köy - yayla hayatı, etme bulma dünyasını örneklendirme, askere gidiş serüveni, baba sevgisi, ırmakta boğulmaktan kurtulma, hayvan otlatma, çobanlık. Bunlarla beraber köyden şehre göç, gecekondu hayatı, özellikle Ankara serüveni, şehir ve köy hayatının iç içe geçmesi, memuriyet hayatı, kitap sevgisi, korsan kitap mevzusu, misafirlik, öğretmenlik, hasta-doktor, bir dönemin şifacıları” bunlar gibi birçok konunun hikâyelere konu edindiğini görmekteyiz. Köy, kasaba dediğimiz özellikle tabiat güzelliği bakımından şen şadıman bir yeşillikte, menevişli hazlar yaşanılan güzel bir ortamdadır yaşanılanlar. ‎ ‎Hikâye anlatımlarında genellikle dış anlatıcı sesini duymaktayız. Ama zaman zaman başkarakter üzerinden bir anlatımda yer almaktadır. Aynı zamanda bazı hikâyelerde yazarın sesini de duymaktayız. Bu hikâyeler bir yönüyle anı tadındadır diyebiliriz. Öyle ya dünyamız bir boyutuyla daha çok hatırdan ve hatıradan müteşekkildir değil midir? Anlatımların geneli yazarın yaşadığı yerlerle ve zaman dilimiyle örtüşmektedir. Hikâyelerde geçen görüntülü telefon, arama motoru ve sanal ortam gibi kimi ifadelerden günümüzün hikâyelerine yer verildiğini de görmekteyiz. Hikâyelerde farklı zamansal geçişlere de şahitlik yapıyoruz. Elbette
Mor Dağların BalasıTarık Torun · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20251 okunma
8/10
·888 syf.··
2026 47. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 22:36
James Joyce’un Ulysses’i, sıradan bir roman değil; sabır isteyen, okuyucuyu zorlayan ama derinlemesine düşünüldüğünde büyük bir anlam dünyası açan bir eser. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey yalnızca bir romanı tamamlamak değil, uzun ve yorucu bir yolculuğun sonuna ulaşmak gibiydi. Roman, tek bir gün içinde, Dublin sokaklarında geçiyor. Tek bir gün (16 Haziran 1904) anlatılır ama zihinsel zaman binlerce yıla yayılır.Yüzeyde sıradan görünen bir gün anlatılıyor gibi olsa da, aslında insan zihninin karmaşıklığı, yalnızlığı ve iç dünyası gözler önüne seriliyor. Olaylardan çok düşünceler ön planda olduğu için okurken çoğu zaman zorlandım, hatta bazı bölümlerde ilerlemek kolay olmadı. Ama kitabın gücünün yüzeyde değil, alt metninde saklı olduğunu fark ettikçe metnin değeri daha da belirginleşti. Kitabın merkezinde yer alan üç karakter, aslında insanın farklı yönlerini temsil ediyor. Leopold Bloom, sıradan bir insanın dünyadaki yerini arayışını simgeliyor. Günlük hayatın küçük ayrıntıları içinde dolaşırken, hoşgörüyü, sabrı ve insan olmanın kırılganlığını temsil ediyor. Bloom’un yolculuğu, modern insanın yalnızlığını ama aynı zamanda insan kalabilme çabasını gösteriyor. Stephen Dedalus ise zihinsel arayışı, kimlik sorgulamasını ve bireyin kendini bulma çabasını temsil ediyor. Onun düşünceleri daha karmaşık, daha sorgulayıcı ve zaman zaman kopuk bir yapı gösteriyor. Stephen, dünyayı anlamaya çalışan ama aynı zamanda onun içinde yerini bulmakta zorlanan insanın sembolü gibi duruyor. Romanın sonunda söz alan Molly Bloom, insanın en doğal ve filtresiz iç sesini temsil ediyor. Onun kesintisiz düşünceleri, bastırılmamış duyguların ve arzuların açık bir ifadesi gibi. Molly’nin iç monoloğu, hayatın karmaşıklığına rağmen yaşama bağlılığını ve insanın iç dünyasının ne kadar güçlü
UlyssesJames Joyce · İthaki Yayınları · 20231,464 okunma
Reklam
Reklam