Londra’ya bombalar yağıyordu. Bu, medeniyetin intikam aracılığı ile acılarını yineleme saplantısı ve ölüm arzusuydu. Doktoru Freud’a, “Bu son savaş mı olacak?”diye sorduğunda, “En azından benim son savaşım olacak” diye yanıt verdi. O ayın sonlarına doğru, acılar içinde doktoruna artık hayatının bir anlamı kalmadığını söyledi ve doktorun ona daha önceden verdiği bir sözü hatırlattı. Doktor bir doz morfin yazdı. Freud, 23 Eylül 1939’da öldü.
Eski atalarımız Gök Türklerde kağanın, kızdırılmış demiri örse koyup çekiçle dövdüğü gün, kimbilir kaç yüzyıla dayanan millî bayram günü idi. Demiri eriterek kurtulmayı, belki Ergenekon'dan çıkışı temsil ediyordu. Bunun hangi güne rastladığını kesin olarak bulmak sure-tiyle yeniden bayramı yapmak çok yerinde olur. Bu bir millî tarihe yöneliş, geleneğe dönüş olacaktır.
23 Mayıs 1040 günüt Selçukluların kazandığı büyük Dendânekan zaferinin ve Selçuklu devletinin kuruluş günüdür. Bugünkü Türkiye, bu Selçuklu devletinin devamıdır. Gerçi bazı tarihçiler yalnız Anadolu Selçuk-lularını Türkiye olarak kabul ediyorlarsa da ben bu düşünceye katılmıyorum. Çünkü bir devlet daima aynı sınırlar içinde kalmaz. Türkiye, ilk kurulduğu toprakları kaybedip sonradan aldığı ülkelerde tutunmuş olmanın özelliğine sahiptir. 26 Ağustos 1071 Malazgirt zaferi şan ve şeref, aynı zamanda millî şuur bakımından millî bay-ram olacak bir gündür. 26 Ağustos aynı zamanda Büyük Taarruzun da başladığı gündür.
30 Ağustos 1922 Başkumandan (Rum Sındığı) sava-şının kazanıldığı gündür. Türkiye'nin kuruluş senesidir.
13 Eylül 1921 Sakarya Zaferi bir "Sath-ı müdafaa" savaşıdır. Bir kahramanlık destanıdır. Sonuçları bakı-mından da çok büyüktür. Bu zafer yalnız Türkiye'de değil bütün Türk dünyasında sevinçle kutlanmıştır.
60 yıldır bu eğri ocaktan çıkan duman, eğri eğri gözleri yaşartmaya devam ediyor. Halk bir yanda, devlet bir yanda; birbirlerine diş biliyor. Ümit, 1920–1927 Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin din, milliyet, demokrasi ve adalet kavramlarını yeniden çekip gelecek; Türk asırlarını tartacak Muhammed-Oğuz oğullarının, “Yüksel ki yerin bu yer değildir.” çığlıklarına bağlı olacaktır.
Ahmet Kabaklı
23 Eylül 1989
Sayfa 407 - TEDEV Yayınları, 39. Baskı, Temmuz 2025·Kitabı okudu
Azize Thecla hem Katoliklerin hem de Ortodoksların önem verdiği bir azize olarak iki mezhebin de kabul ettiği birer gün arayla kutlanan anma günlerine sahiptir. Buna göre her yıl 23 Eylül'de Katolikler ve 24 Eylül'de Ortodokslar, Azize Thecla Günü olarak azizeyi dualarla yücelterek anmaktadır.
İngilizlerle Kasım 1914'te başlayan savaşlarda, Arap erlerinin firar etmesi ve Arap halkının düşmanca tavırları nedeniyle bu bölgedeki Türk kuvvetleri İngilizler karşısında tutunamadı ve İngilizler 23 Kasım'da Basra ve çevresini ele geçirdiler.
Daha sonraki günlerde Türk kuvvetleri Basra'yı tekrar almak, İngilizler ise Bağdat'ı ele geçirmek amacıyla buradaki kuvvetlerin sayısını artırmaya başladılar. Eylül 1915'teki I. Kutülamare Savaşı'nı İngilizler kazandı. Bu bölgedeki Türk kuvvetlerinin başında Nurettin Paşa bulunuyordu. İngiliz kuvvetlerine ise General Townshend komuta ediyordu.
İngilizler yeniden bir taarruz harekâtı başlatmıştı; ancak yapılan savunma ve karşı taarruz hareketi üzerine İngilizler ağır kayıplar verdiler ve geri çekildiler. İngiliz generali, bu savaşın ilk günü akşamı hatıra defterine şunları yazacaktır:
"Avrupa'da hiçbir asker yoktur ki, savunmada Türklerle mukayese edilebilsin. Talihsizliğimin cezasını çekiyorum."