Sekiz

Sekiz
Çok cahil, keşke ölse!
İnsanın karışmadığı her şey bir masaldı.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İnsan bir savaş alanıydı. Ceket, gömlek, pantolon ya da etek giymiş, kravat takmış, tıraş olmuş, kokular sürmüş bir savaş alanı. Gülümseyen bir savaş alanı. Öpen hatta, okşayan, konuşan, susan, çiçekler alıp çiçekler veren bir savaş alanı...
Cemal körpecik bir fidandı daha; alını aldırmamış, gülünü soldurmamıştı... Görevini bitirip de sağ salim dönüp gelebilseydi, hiç kuşkusuz, mahallede herkesin davet edileceği, davullu zurnalı bir düğün kurulacaktı. Halaylar çekilecekti düğününde, koca boynuzlu koçlar kurban edilecek, kazanlar dolusu yemekler pişirilecek, türküler söylenecek, kınalar yakılacak ve tas tas şerbetler içilecekti. Yer gök inleyecekti davul zurna gümbürtüsünden, dağlar titreyecekti. Ne var ki, akşam karanlığı çökerken, acılar içinde toprağa gömdüler Cemal'i.
Zaman gözyaşlarındandı
Herkes durup durup bayrağa sarılı tabutun üzerine kapanıyordu. Bayrak gözyaşlarındandı artık, tabut gözyaşlarından, sesler gözyaşlarından, zaman gözyaşlarındandı.
Sayfa 80 - Everest Yayınları
"Kilit ne demektir bilir misiniz?" "Ne demektir?" "Ben size söyleyeyim, kilit insanın utancı demektir her şeyden önce... İnsanoğlunun nereye ulaştığının göstergesi demektir. İnsanların birbirine duydukları güvensizliğin elle tutulur hâlidir kilit. Birbirlerine duydukları saygının derecesidir. Bu yüzden, bir utanç belgesidir her kapıda. Hatta, her dolapta, her çekmecede, her çantada, her kasada, her kutuda... Gene de, insanların yüzü kızarmaz onu görünce."
Sayfa 73 - Everest Yayınları