Martin Eden koca yürekli denizci. Aşık olmasıyla birlikte içinde yazar olma isteği duyan Martin önce kitap okumaya başladı ve kendini geliştirdi.Aşkı uğruna tüm istakrırlığı ile pes etmeden yazma yolunda ilerlemek isteyip, her olumsuzluğa göğüs germiştir. Sevdiği kız Ruth eğitimli sosyete ailenin kızı olup Martinin aşkına karşılık vererek onunla nişanlanmıştır. Ruth' ın ailesi Martini hiç istemedi. Çünkü Martin zengin değildi ve bir ailesi yoktu. Martin uykusuz kaldı, aç kaldı, kıtayetlerini rehin verdi ama yazmaktan vazgeçmedi. Defalarca yazıları reddedildi.Ama o pes etmedi. Martine kimse inanmadı ne sevgilisi ne de ablası hiç kimse. Serseri, ailenin yüz karası olarak anıldı her yerde. Ona tek ev sahibi Maria inandı. Ruth onu terketti, istemedi çünkü mevki sahibi olamadı. Ama talih Martine güldü kitapları satıldı, denemeleri, makaleleri ilgi gördü ve çok zengin oldu. Tüm hayallerini gerçekleştirdi eş dost herkese yardım etti. En iyi yemekleri yedi, açken ona bir lokma ekmek vermeyen herkes ona itibar edip davetlerde bulundu. Ama Martin hayata kırgındı. Neden onu açken kimse aramadı? Evet Ruth pişman oldu. Geldi özür diledi ama neden Martin onun için yazarken onu terketti? Geç kalmış bir pişmanlığın ne anlamı vardı ki? Günde 4 saat uyuyan Martin artık hayattan bıkmış narkoz yemiş gibi hep uyumak hiç bir insan yüzü görmek istemiyordu. Artık kültürlü ve zengindi ama hayat ona acı veriyordu. Tüm insanlık el birliğiyle Martini ruhen öldürmüştü. Martin her şeyi geride bırakıp denizlere döndü. En lüks gemiye en asil yolcu olarak bindi . Ama gecenin o karanlığında denizin köpüklerine bıraktı kendini. Yaşama isteği bitmiş biri olarak en derinlere dalıp ölmeyi tercih etti. Martin seni öldüren deniz değil önyargılı, zalim insanlardı. Keşke seni karşılıksız seven Lizy' i o gemiye