Çaresizliktir özlemek; başı sonu olmayan bir araftır. Kalırsın aralarda bir yerlerde.
Ne kalabilirsin ne de gidebilirsin.
Özlersin sadece.
Her şeye, ondan bir parça alır, anlamlar yüklersin. Bazen uzaktan uzağa, radyoda çalan bir şarkıyı gönderirsin.
Duymayacağını bilirsin.
Gözlerini kapatır, içinden aynı şarkıyı duyduğunda, aynı şeyleri hissetmesini dilersin.
İnzivaya çekilir çaresizlikten mucizeler dilenirsin.
Aynı şehirde, aynı sokakta, binlerce beton yığınlarının arasında, adını bilmediğin sokaklarda, önüne çıkan parklarda tesadüfen karşılaşmayı hayal edersin. Elinde en sevdiğin kitap, bir ağacın altına oturmuş, tatlı bir esintinin saçlarını savruşunu çizersin hayaline.
Beraber içilen orta şekerli Türk kahvesinin tadı damağında savrulurken sayfalarına daldığın kitabın sayfalarına karışıp gidersin.
Her takvim yaprağı bir gün daha mesafe koyar özlemine.
O günü beklersin.
"Gel!" demesinin büyüsünü özler ve ne diyeceğini hesaplarsın.