Ama unutma! Bu yalnızca sükunetle yapılabilir. Zayıf bir anda başkasının nehrine dalarsan, onun akıntısı seni kendi denizine çeker. Kendi özüne sahip çık! Yoksa başkasının fırtınasında boğulursun.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biz askerliği Alman hocalardan öğrendik. Fakat, iyi öğrendik ve öğretmenlerle eşit seviyeye geldik. Bunu ispat da ettik. Milli mücadelede General Liman von Sanders bize mektup yazdı. Geleyim size yardım edeyim diyordu. Yani biz muharebeyi idare edemeyiz diye düşünüyor. Gelecek, o idare edecek. Oralı bile olmadık. Çünkü kendimize güveniyorduk. Eşitlik imtihanını vermiştik. Ne bizde, ne de kolordu ve tümen kumandanlarında, hiçbir kumandanda bir kompleks yoktu.
Komisyon Başkanı Manisa Mebusu Mustafa Fevzi Efendi’ydi. Kendisi seri hukuktan yetişmiş, fakat bunun çok ilerisinde bir hukuk adamı. Bir ilmîn veya bir mesleğin yüksek hududuna yetişmek için o mesleğin en ilerisinde bulunan insanlarla aynı seviye imtihanını vermek lazımdır. Yoksa eşitlik iddiasına imkân yoktur. İlmi öğrenmiş ezberciler vardır. Adam ezberlemiş, öğrenmiş ama esas noktalarını değiştirip bir başka şey söylesen onu da kabul eder. Mustafa Fevzi Efendi bunlardan değildi.
Mesela Dr.Nazım, Talat Paşa’nın, Enver Paşa’nın ve diğerlerinin dışarıda ölmelerine sebep olarak Milli Mücadeleyi idare edenleri gösterirmiş. Ama insafla düşünmek lazımdır ki, daha bir şey kurtarılmamış, ümitli bir devreden ümitsiz bir devreye geçiş gün meselesi, hafta meselesi oluyor ve dışarıda bulunanlar her fırsattan istifade edip burada bir emrivaki yapmayı düşünüyorlar. Mizaçları ve tabiatları itibarıyla tehlikeli insanlar. Mesela, gözü hiçbir şeyden yılmayan, son derece cesur ve müteşebbis bir insan olarak Enver Paşa’nın herhangi bir imkan bulursa, ufak bir yere yerleştikten sonra büyük bir mesele çıkarabileceği kanaatini Atatürk daima korumuştur.