Beyaz Diş
Öncelikle şunu söyliyeyim kitabı bitirir bitirmez bi köpek hatta bir kurt sahibi olmak istedim :) köpeklerin sadakatini her insan duymuştur bir de üstüne Beyaz Diş’in hikayesine hakimseniz bir an önce böyle bir dostun sevgisine ihtiyaç duyar halde buluyorsunuz kendinizi.
Kitaba başladığımda hızlıca etkisi altına alan bir macera filmi izliyormuşum gibi hissettim.Akıcılık müthişti. Özellikle ilk girişteki minik hikaye hızlıca avuçları içerisine alıveriyor okurunu.
Bir kurdun büyüme hikayesini anlatıyor bize roman.Hemen bir insanın dünyayı keşfetmesini getirdi aklıma. Özellikle Beyaz Diş’in yavruluğu bir insanın bebekliği gibi keşiflerle dolu bir süreçti.Hangi ateşin elini yakacağını neyin yüzünü güldürüp karnını doyuracağını keşfetmesi gibi ışık denen şeyi ,açlık denen şeyi, tokluğu, kavgayı ,dövüşmeyi, ne zaman susması gerektiğini ne zaman saldırması gerektiğini öğrenirken ki tüm durumları.. Bir insanın dünyayı ve etrafında olanları keşfetmesine benzer geldi bana.
Sonra insanlığın ne kadar vahşi olabileceğini aynı zamanda ne kadar sevgi dolu olunabileceğini de gördüm.İyilik ve kötülüğün her zaman etrafımızda olduğunu..
Bir hayvana verilen korkunun onu ne duruma getirdiğini, üzerinde deney yapıyormuş gibi o hayvanda oluşturulan vahşiliği ve son olarak sevgiyle muamele edilmesinin sonuçlarını sırayla gösteriyor roman bize. Okurken beyaz dişi bi insan gibi düşündüm ve karşılaştığı muamelerle bi insan karşılaşsa çok da ondan farklı tepkiler vermezmiş gibime geldi.Korkaklığın ve kuralların oluşturduğu kişilik- deneysel vahşetin oluşturduğu kişilik-sevginin oluşturduğu kişilik