İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna ve Kuyucaklı Yusuf’tan sonra okuduğum üçüncü romanı. Kürk Mantolu Madonna dan sonra İçimizdeki Şeytanı okunursanız hemen hemen Sabahattin Ali’nin dilini ve tarzını hafiften çözmüş oluyorsunuz.(Bence hoş bir adam.)
Yazarın kişileri gerçek hayatta tanıdıklarımız veya kendimiz gibi kişiler.Yani kitapta bi ütopiklik veya of arkadaş roman olsa bile bu da olmaz ki yahu! Diyeceğimiz kişi veya olaylar yok gayet gerçekçi.
(Buradan sonrası güzel spoilerlar içeriyor olabilir;)
Kitabımızın üç ana kişisi var: Ömer,Macide ve Bedri.
İçimizdeki şeytan meselesini Ömer ortaya atıyor.Kendisinde gördüğü kötü özellikleri,eksiklikleri, tutarsızlıkları ruhani bir varlık yaratıp tüm almadığı sorumlulukları ona yüklüyor.Kendisi sadece o şeytanın mahkumu, sütten çıkmış ak kaşık misali temize çıkıp bir süre vicdan rahatlatıyor.Aslına bakılırsa Ömer iyi bir genç. Onun da tüm insanlar gibi sen ben gibi kusurları var.Sadece kusurlarını kendi kusurları gibi değil de içindeki bu sesin kusurları gibi gösterip(hatta bu yalana kendi de ciddi ciddi inanan) çözmeye çalışmaması ve zamanla bu kusur yığınlarının altında kalıp kaybolması gibi bir huyu vardır.
Macide ; güzel ,yaşına göre olgun,içinde kolay kolay kötülük beslemesi olmayan bir genç kızdır.Daha önce aşkı tatmamış bu yüzden kendisini sevdiğini söyleyen ilk adama(Ömer) yaşadığı olayların da etkisiyle kendini koyvererek tüm ruhu ve bedenini teslim etmiştir.Teslim olduğu kendi kusurlarını içindeki şeytana maal eden bu adamı biraz tanıdıktan sonra onu iyileştirebileceğine inanan Macide’nin sonu maalesef planladığı gibi olmadı.
Gerçi kitapta da denildiği gibi içimizdeki şeytan bir başkası tarafından iyileştirilemez bunu sadece kendimiz yapabiliriz.Macide de bunu yaşayıp görmüş oldu.
Diğer
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · İş Bankası Kültür Yayınları · 2024208,9bin okunma
“ Son zamanlara kadar ‘Fena bir şey yapmıyorum ya!’ der ve kendimi temize çıkarmaya çalışırdım. Fakat hadiseler gösterdi ki,fena olmayışım tesadüf eseriymiş, fırsat düşmemiş, zaruret olmamış.Nitekim hayatın ilk çelmesinde yuvarlanıverdim, iyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.”