Yanlış Hesaplar Her Zaman Kötü mü Noktalanır?
9/10
·416 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:25
Evdeki hesabın çarşıya uymaması her zaman kötü mü sonuçlanır? Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne-1 isimli kitabını okurken sürekli bu atasözü aklıma geldi çünkü olaylar erkek evlat edinmek istenirken gelen bir kız çocuğu ekseninde gelişmekte. Eser; Matthew ve Marilla Cuthbert kardeşlerin ev vs işlerinde yardımcı olması için bir erkek evlat edinmek isterlerken evlat olarak gelen bir kız çocuğunu ve devamındaki olayları ele almakta. Kitabı yaklaşık iki hafta önce okuyup bitirdim o yüzden bu incelememde bazı noktaları atlamış olabilirim. Eksiğim olursa affola, bunları belirtmeniz benim için eşsiz bir katkı olur. Bununla birlikte eserdeki bazı olaylara değineceğim için bu inceleme yazısı spoiler içermektedir. Daha çok gençler ve genç yetişkinlere hitap edecek şekilde yazılan roman; 8 kitaplık bir seri. İncelemeye konu olan bu ilk kitapta evlat edinilen Anne Shirley'in evlat edinildiği sıra olduğu 11 yaş ve 16 yaş aralığındaki olayları ele almakta. Olay kurgusu çok güzeldi. Herhangi bir mantık hatası gibi bir şeye rastlamadım. Olaylar okuru doyurucu bir biçimde sunulmuştu; ne çok gereksiz uzun ne de çok üstünkörüydü. Romanı okurken birçok duyguyu, düşünceyi hissedip deneyimledim. Yani anlatılanların okura hitap etmesi geçmesi çok güzeldi. Hissettiğim, deneyimlediğim temalara kitaptan örnekler verecek olursam: 1) Marilla ve Matthew'in erkek çocuk yerine yanlışlıkla bir kız çocuğu evlat edinmesinde hem Anne'in hem de Marilla&Matthew kardeşlerin yaşadığı hayal kırıklığını hissettim. 2) Anne ve Diana'nın tanışması ve arada sımsıkı bir dostluk bağının oluşması bana çocukluk arkadaşlığı gibi saf, temiz bir değeri tebessümle yad etmemi sağladı. 3) Anne'nin Diana'ya meşrubat ikram edecekken yanlışlıkla şarap ikram etmesi bazen hayatta hiç istemeden olsa da
1000Kitap
Yeşilin Kızı AnneL. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 202017,9bin okunma
6/10
·175 syf.··
2026 14. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 12:43
En sevdiğim yazar olmasına rağmen okuduğum en sıkıcı Agatha Christie kitabı diyebilirim. Hem içinde birden fazla hikaye var hem de bu hikayeler çok sıkıcı ve basit şekilde anlatılmış. Her hikaye ortalama 15-20 sayfa civarında. Hikayelerin ilk 10-15 sayfası çok sıkıcı geliyor okurken. Tüm olaylar son 3-5 sayfada hızlıca son buluyor. Doğal olarak okuması hiçbir şekilde zevk vermiyor.
İnceleme
Ölümün Tam ZamanıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20211,075 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Atilla'nın Atını Çalan Çocuk" Üzerine
Puan vermedi·87 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:19
Iván Repila'nın 2013 yılında yayımlanan *Atilla'nın Atını Çalan Çocuk* adlı eseri, yüzeyde kuyuya düşen iki kardeşin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor gibi görünse de alt metninde çağdaş kapitalizmi, neoliberalizmi ve insan doğasının sınırlarını parçalarına ayıran bir felsefi laboratuvardır. 2008 Küresel Ekonomik Krizi'nin Avrupa'da yarattığı ahlaki ve toplumsal çöküşün edebi bir yansıması olan bu roman, mekânsız ve zamansız soyutlamasıyla okuru eşine az rastlanır, klostrofobik bir yüzleşmeye davet ediyor. Repila, romanın iskeletini henüz en başta iki zıt epigrafla kurar. Bir yanda neoliberalizmin ve acımasız serbest piyasanın temsilcisi Margaret Thatcher’ın "damlama ekonomisi"ni savunan alıntısı dururken, diğer yanda Bertolt Brecht’in *"Açların elinden yiyecekleri alınırken ben nasıl yiyip içebilirim?"* diyen devrimci çığlığı yer alır. Kuyu, Thatcher’ın savunduğu sistemin en alt tabakası, toplumun itildiği o kaçınılmaz "çöp kutusu"dur. İki kardeşin kuyudaki direnişi ise, Brecht’in müjdelediği o kaçınılmaz isyanın adım adım inşasıdır. Okuma sürecimde altını özellikle çizdiğim ve üzerine uzun uzun düşündüğüm bir nokta var: Bu kuyu, basit fiziksel bir hapis alanı olmanın çok ötesindedir. Küçük'ün de halüsinasyonlarında açıkça hissettiği ve felsefi olarak sorguladığı üzere, bu kuyu kelimenin tam anlamıyla bir ana rahmidir. Ancak bu, şefkatli ve besleyici bir rahim mi? Travma, açlık ve vahşetle beslenen karanlık bir alandır. Yazar, "Büyük" ve "Küçük" karakterleriyle aslında tek bir insanlık durumunun (veya toplumun) ikiye bölünmüş halini resmeder. Büyük; otoriteyi, bedeni ve dış dünyanın acımasız rasyonalitesini temsil eder. Kardeşine merhamet etmek yerine, ona sistemle savaşabilmesi için gereken "nefreti" ve "somut öfkeyi" aşılar. Küçük ise zihni, sanatı ve devrimci
Atilla'nın Atını Çalan Çocukİvan Repila · Dergah Yayınları · 2020668 okunma
Uzun yazmayacağım dedim ama yine uzun oldu galiba
7/10
·824 syf.··
Beğendi
·
2026 227. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 18:52
Öncelikle kitabın yazarının kim olduğu ile başlamak istiyorum. Giovanni Boccaccio (1313-1375) Orta Çağ Avrupa'sında yaşamış olmasına rağmen o dönemin baskıcı ve salt dini konulara odaklanan yapısının karşısında durmuş; insan doğasını, aşkı ve günlük yaşamı o dönemin skolastik düşünce yapısına karşın gerçekçi bir bakış açısıyla işleyerek İtalyan edebiyatının ve Rönesans hümanizminin kurucularından biri olmuştur. Aynı zamanda içinde 100 öykü barındıran Decameron isimli eseri "ilk modern öykücülük" geleneğini başlatan eser olarak da anılmıştır. 14. Yüzyılda patlak veren, tüm Avrupa'yı kasıp kavuran ve Kara Veba-Kara Ölüm olarak da adlandırılan veba salgını Giovanni Boccaccio nun yaşadığı Floransa' yı da vurur. Yazar birçok yakınını vebaya kurban verir ve bunun üzerine şehirden kaçıp Toscana kırsallarına yerleşir. İşte yazarın Decameron isimli eserinin çıkış noktası da yaşadığı kayıplar, vebanın insanı ürküten gerçekliği olmuştur. Keza yazar kitabına da veba salgını ve bu salgının şehir ve insanlar üzerindeki etkisinden bahseredek başlıyor. Floransa' yı vuran salgın neticesinde insanlar kah sokak ortasında ölüyör, kah evlerinde ölüyor ancak evlerinde ölenlerin çürümüş ceset kokuları dışarıya sirayet etmedikçe kişinin öldüğü anlaşılmıyor, cesetler bazen tek bir mezara üst üste yığılmak kaydıyla gömülüyor, salgın yüzünden ölmüş birinin naaşının kiliseye taşınması için ücretle insanlar tutuluyor zira şehirde ölüyü taşıyacak ne yakını kalmış oluyor ne de gönüllü taşıyacak birileri.... İşte böyle bir ortamda vebanın soğuk soluğundan kaçmak, bu karanlık günlerden biraz uzaklaşmak isteyen 3'ü erkek 7'si kadın 10 kişi şehri terk ederek, kırsal alanlara doğru yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta kötü günleri anmamak, biraz da salgının etkilerinden uzaklaşabilmek için kendi aralarında bir karara
1000Kitap
DecameronGiovanni Boccaccio · Alfa Yayınları · 20201,545 okunma
Küçük bir düşünce
Puan vermedi·%65 (500/764 syf.)·
Serinin 3.kitabı tam olarak kime ne olacak kitabı gibi. İlişki dinamikleri beni aşırı yoruyor. Lucein , Azreil ,Elain , Mor , Cas , Nesta tam bir karmaşa. Lucien ve Azreil'e de hiç kıyamıyorum zaten. Kanatlar ve Küller Sarayı
Duygu ve Düşünce
Kanatlar ve Küller SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20183,512 okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:00
Nina Winchester zarif,manikürlü eliyle elimi sıkarak,aileye hoş geldin dedi. Kibarca gülümseyip ,mermer hole göz gezdirdim. Burada çalışmak,yeni bir başlangıç yapmak için son şansımdı. İstediğim kılığa bürünebilirdim Ama çok geçmeden Winchesterların sırlarının benimkinden çok daha karanlık olduğunu öğrenecektim. Milli'yi bu sırlarla dolu karanlık evde neler bekliyor acaba Kitabın gizemli atmosferi, McFadden’ın karakterlerini psikolojik olarak çok katmanlı ve sürükleyici kılıyor. Bu gerilim dolu yapıyı, sosyal baskı ve kişisel özgürlük temaları üzerinden yorumladım. Ayrıca yazar bolca ters köşeleriyle kitabı okurken sizi değişik karakterler üzerinden aklınızı yoğunlaştırıyor,bu tarz sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken bir kitap,yazarın okuduğum 3. kitabıydı ve kesinlikle çok beğendim. Kitaplarla ve sevgiyle kalın
HizmetçiFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 202311,5bin okunma