Kitaba karşı ilk sayfalarda oldukça önyargılıydım. "Nasıl yani insanları altı üstü 3 tipe indirgeyip ilişkilerini incelemek ne kadar mantıklı?" diye sorgulamıştım. Tipolojilerle ilgilenmeyi severim aslında ama dediğim gibi 3 çok az gelmişti. Fakat buradaki tipler daha çok yaklaşımlarına göre sınıflandırılmış. Partnerine karşı fazla yakınlık ihtiyacında olan kaygılılar, partnerleriyle yakınlıkları arttıkça kendilerini geri çekme dürtüleri olan kaçınganlar ve tampon olarak partnerinden beklentilerini daha rahat dile getirip onların ihtiyaçlarına da ilgili güvenliler. Yani birazcık mıknatısın kutupları gibi bir itim çekim mevzusu olduğu için sonradan bu 3 tip olayı benim kafama yattı.
Dahası kitapta çok fazla örnekle ilişkilerin irdelenmesi oldukça keyifliydi. İlk bölümlerde tipler tanıtılırken ilerledikçe ilişkilerde nasıl davranmaya meyilli oldukları, nasıl iletişim halinde oldukları anlatılıyordu. Kendi eski ilişkilerime de mantıklı biçimde dönme şansı yakaladım. Aradan çok fazla uzun zaman geçince kendi yaşadıklarına üçüncü göz olarak bakabiliyor insan. Kendim kaygılı bir tip olarak hep kaçıngan tiplerle ilişki kurmuşumdur. Ki kitapta neden buna meyilli olduğum ve bunun beni ne türde yıpratacağı konusunun üstünde durulmuştu.
"Marsha, Craig'in ona en yakın kişi olmasına rağmen değil, ona en yakın kişi olduğu için kötü davrandığının farkında değildi."
Bu cümle bu kitabı okuyana kadar benim de farkında olduğum bir şey değildi. Neden ilişki içinde aşırı küçümsendiğimi, sürekli eleştirildiğimi bilmiyordum. Başkasıyla birlikte olsa aynı bir ilişkisi olmaz sanıyordum (belki de yoktur tabi ama :d) Yine de meselenin benimle alakalı değil onun tipiyle alakalı olması beni rahatlattı. Muhtemelen diğer ilişkilerinde de böyle olacak. Ta ki kendi için uygun tip olan "güvenli"
Hayatta her şey kötüye gidebilir, aşk hariç. Yeter ki bitkin düşen, bocalayıp tökezleyen zayıf iradeli biri olmasın, aşk hiç bir zaman yolunu şaşırmaz.