"Göreceli derken neyi kastediyorsunuz?" diye sordu Jill. "Demek istediğim, renk renktir, tat da tat. Değişmezler ki."
"Elbette değişirler," dedi Zinser. "Hiç üzerine şurup dökülmüş krep yedikten sonra bir bardak portakal suyu içtin mi? Ekşi gelir. Ama aynı portakal suyunu bir dilim limon ısırdıktan sonra içersen tatlıdır. Renkler için de aynı şey geçerli. Krem rengi bir gömleği siyah bir ceketin altına giyersen canlı durur. Aynı gömlek bir spor ceketin altında kirli görünür. Bu algı perdesi ya da peçesi olarak bilinir ve anlamı şudur: Hepimiz dünyayı gerçekte olduğu gibi değil, kendi önyargılı algılarımız vasıtasıyla gözlemleri. Dolayısıyla, gerçekten bilebileceğiniz tek şey kendinizsinizdir."
Karanlıkta yalnız başına. Bir hiçlik. Canlı canlı gömülmüş gibi. Ya da ölü. Ölüm böyle bir şey olmalı. Sonsuza dek hiçlik. Görüntü yok, ses yok, his yok. Sadece boş bir karanlık. Tek başına.
Sonraki deneylerde de tüm bilinçli kararların öncesinde bilinçdışı bir elektriksel yük artışı ya da Hazırlık Gerilimi (HG) oluştuğunu gösterdi.
Monitörlerde şimdi ufak tefek kıpırdanmalar olmuştu.
HG biz daha kendi isteklerimizin farkına varmadan önce oluşuyor. Yani gerçekte bir karar, biz daha onu almadan yürürlüğe girmiş oluyor, bu da özgür irade kavramının temelden sorgulanmasına yol açıyor.
Kitabın Türkçe adında geçen Genetik kelimesinin kitap ile ilgili tesadüfi önbilgi veriyor olması yüzümü gülümsetti okuduktan sonra. Gen ve Etik kavramları konusunda savaş veren bir aile dramı (özellikle de baba açısından). Suça yatkınlık genetik midir yoksa uydurulmuş bir safsata mıdır okuyarak karar verebilirsiniz. Orijinali de böyle mi yoksa çeviriden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama ilk 100 sayfa beni aşırı sıktı, konuyu merak ettiğim için devam ettim. İlgi çekici, değişik bir konusu var. Keyifli okumalar.
Genetik MirasWilliam Landay · Martı Kitabevi · 2012360 okunma