Fakat içimizde, bizim "ahlak" tarafımızda hiçbir şekilde münasebete geçmeyerek hadiseleri muhakeme eden, neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir "hesabi" tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu.
Çünkü ben onu suladım, cam şişeyle örttüm, paravanla korudum.Onun uğruna tırtılları öldürdüm, ama hepsini değil tabii, iki üç tanesini bıraktım, kelebek olsunlar. Onun övünmelerini, dert yanmalarını, ikide bir susmalarını dinledim. çünkü o benim gülümdür.
Sonra tilkinin yanına döndü:
-Hoşça kal, dedi.
-Güle güle git. Sırrımı sana söyleyeyim. Çok basit: insan en iyi gönül gözüyle görür. İçyüzünü göz sezemez, gönül sezer.
Küçük Prens de unutmamak için:
-İç yüzünü göz sezemez, gönül sezer, diye tekrarladı.
-Gülünün değeri, ona verdiğin emekle ölçülür, dedi.
Küçük Prens de unutmamak için:
-Gülümün değeri, ona verdiğim emekle ölçülür, dedi.
-İnsanlar bu gerçekleri unuttular. Ama sen unutma. Ehlileştirdiğin her şeyden sorumlusun, ömrünün sonuna kadar. Gülünden sorumlusun...