Olan bitene içi yanmıyor değildi; yine de o gelip geçici alevlerin yüreğini tutuşturmasına izin vermiyor, iradesini diri tutuyordu. Erkeklerin çocuksu zayıflığına karşı, hayatı devam ettiren kadın iradesiydi bu. Karşı cinste benzerine pek rastlanmazdı.
Enisa Teyzenin şarap içişi hiç silinmeyen bir fotoğraftır aklımda. Kadınların dünyay meydan okuyabilecek kadar güçlü olduğunu ve bu gücün her birinde farklı bir şekle büründüğünü anlamaya o gece başlamıştım.
Nesnelere, insanlara, kavramlara biz anlam yükleriz. Gözümüzde büyütürüz. Büyüttüğümüzden korkarız. Korktuğumuzu olduğundan büyük zannetmek de bizim marifetimiz.