CHP, Kasım 2025'te 39. Olağan Kurultayı’nı yaptı. Özgür Özel 1333 delegenin oyuyla yeniden genel başkan seçildi. Ancak bu kurultayda çok kritik bir tüzük hamlesi yapıldı: Parti tüzüğüne resmen "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi" eklendi ve Parti Meclisi (PM) üye sayısı 60’tan 80’e çıkarıldı. Ayrıca yargı bağımsızlığından eğitime kadar net taahhütler içeren yeni bir parti programı onaylandı.
Tüzüğe kurumsal bir "Aday Ofisi" eklemek ve programı yenilemek, adaylık sürecini şahısların tekelinden alıp kurumsal bir mekanizmaya bağlama çabası (gerçek dönüşüm sinyali) olarak okunabilir. Öte yandan, PM üye sayısını 80'e çıkarmak, kurultayda daha fazla delege kliklerini memnun etmek ve iç dengeleri korumak için yapılmış "klasik parti içi ödüllendirme" (kozmetik koruma) refleksine de benziyor.
2026’nın bu ilk aylarında Türkiye tamamen erken seçim ve cumhurbaşkanlığı adaylığı denklemini konuşuyor. Ekrem İmamoğlu, "Adaylığım kesin biçimde devam etmektedir" diyerek pozisyonunu koruyor. Ancak üzerinde çok ciddi bir dışsal şok (yargı baskısı, istinaftaki siyasi yasak riski ve yeni üretilen diploma tartışmaları) var.
Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nun 2023’teki hatasını tekrarlamayarak kendini adaylık denkleminden tamamen çıkardı ve şunu söyledi:
"Denklemi çözmek için değişkenleri sabitlemek lazım. Denklemi çözecek kişi kendini denkleme sokarsa, değişkeni sabitleyemezsin."
Özel, adaylarının İmamoğlu olduğunu, ancak onun yargı eliyle engellenmesi durumunda Mansur Yavaş seçeneği için 2 milyon üyeyle bağlayıcı bir ön seçim yapacaklarını ilan etti.
Genel başkanın kendi şahsi hırsını aradan çekmesi, lider odaklı siyaset teorimizi sarsan kurumsal bir olgunluk işareti. Ancak öte yandan, partinin ana stratejisinin hâlâ İmamoğlu’nun kişisel yargı süreçlerine endeksli olması ve "İmamoğlu olmazsa Yavaş"