3721

Bayırın tepesinden bir kuş fırladı. Boynu karaydı, kanatları karaydı; boşlukta lastik gibi sündü, uzadı. Bayırın dibindeki tavuklar karanlık deliklere sindiler. Kuş, az ilerdeki karanlığa karışıp karanlık oldu. Bayırın tepesinden bir taş koptu. Gümbürtüsüz, toz duman çıkarmadan düştü, dipteki karanlığa karışıp karanlık oldu. Bayırın dibinde bir kadın namaz kılıyordu. Namazını bitirmiş de dua ediyordu aslında. Aslında kadın mı, erkek mi olduğu da belli değildi. Ama bu kadar uzun duayı kadınlar ederdi. Uzadıkça uzadı dua. Sonra kuşlar aldı çevresini. Omuzlarına, kollarına kondular. Etrafında dönüp durdular. Ardından bir şey ürküttü kuşları. Kuşlarla beraber kadın da ürktü. Karanlığa karışıp karanlık oldular. Biraz daha aydınlandı ortalık. Bayır, alçalıp bir öküz gövdesi oldu. Sıçrayıp ayağa kalktı öküz. Silkindi, gerindi, bünelek tutmuş gibi ileri atıldı. İlerdeki büyük karanlığa karışıp karanlık oldu. Ortada bayır da kalmadı, öküz de. Sadece, yerde diz boyu karanlık kaldı.
Sayfa 7
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Artık gömülmek istiyor." "Nereye?" "Her yere."
aşkı hikaye yapan imkansızlık değil midir anneanne?
Edebiyat